Şarkını söylüyor uzak bir akraban!

Zeki Bulduk, 'Gazze'nin hikâyesini bir de Malta şövalyesinden dinleyelim; belki inanan çıkar' diyor.

Şarkını söylüyor uzak bir akraban!

Bazen geriye dönüp bakarız. Geride ne bıraktığımızı merak ederiz zaman zaman. Geride kalanların bizleri huylandıran bir sırrı vardır. Öyle ki geçmiş zamana hapsetmeden her tarafını bildiğimiz olaylar, yerler, insanlar; araya zaman girdiğinde bazı sırlarını ele vermemiş gibi durup dururlar orada, mazide bir yerlerde.

Mavi Marmara ve şehitlerin hikâyesini Joe Sacco tüm dünyaya daha iyi duyurabilirdiJoe Sacco

2009 yılında Gazze'ye giden bir adam 1956 Han Yunus katliamının izlerini aramaya durduğunda, Gazzeli gençler o adamın yaptığını saçma bulmuşlardı. Öyle ya, Hamas ile el Fetih arasındaki çatışmalar had safhadaydı ve İsrail aralıksız saldırılarına devam ediyordu dünyanın en yalnız kentine. O adam da çıkıp gözler önündeki katliamın değil de, 53 yıl önce yaşananların hikâyesini dinliyordu insanlardan.

O adam, Joe Sacco'dan başkası değildi. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde birçok savaş meydanını fotoğraf makinasıyla dolaşan bir çizgi romancıydı! Çizgi romanların zihnimizdeki o ucuz duruşunu bir kenara bıraktıran, samimi bir adam. Gorazde, Filistin ve Gazze'nin Dipnotları'nı resmedip yüzümüze vuran Maltalı vicdanlı bir sanatçı.

Mavi Marmara'nın ertesindeydi. İHH başkan yardımcısı Murat Yılmaz'a, "Joe Sacco'yu mutlaka bulmalısınız! Gemilerin neden Gazze’ye gittiğini dünyaya en iyi anlatacak kişi Joe Sacco'dur" demiştim. O günlerde bu görüşüm olumlu karşılanmış lakin ilerleyen süreçte bir çalışma yapılmamıştı Sacco ile bağlantı kurmak adına. Hâlâ geç olduğunu düşünmüyorum. Zira yaralı geminin ve şehitlerin hikâyesini sadece konuya ilgi duyanlar değil, duymayanlar nezdinde de duyuracak bir yeteneğe sahip Sacco'nun çizgisi.

Vicdanın sesini duyurmak için bu titiz çalışma

İthaki yayınevi, ilginç bir yayınevi. (Aslında böyle yazarak ben ilginçlik yapıyorum. Doğruyu yapan, sadece kendi mahallesine seslenmeyip, başkalarının acılarına da tercüman olanları ilginç gören zihinler monte ettik başımıza!) Zira düşünsel olarak kendilerine yakın olan yazarların eserleri yanında evrensel vicdana seslenen, hatta gazete ve televizyonların yani haberlerin vazgeçilmezi, "kanıksanan" Joe Sacco"Müslüman kanının" hikâyesini yayınlamaya devam ediyorlar. Dünyada en ucuz kan, insan kanı. İnsan kanı içerisinde ise Müslümanların kanı en fazla akan kan durumunda modern zamanlarda. Bu kanın hikâyesini anlatan Sacco'yu Türkçe'ye kazandırırken maddi kaygı gütmediklerine şahit oldum. Ahmet Öz ve Selçuk Aylar yaptıkları işin farkında. Voleyi vurmak değil, insanın sesini duyurmak, vicdanın sesini duyurmak için bu titiz çalışmaya girmişler.

1956 yılında 9 yaşında olan Abdulaziz el Rantisi amcasının katledilişini şöyle anlatmış:"Babamın, kardeşinin cesedi üstünde ağlayışını ve feryat edişini hâlâ hatırlıyorum. Ondan sonra aylar boyunca uyuyamadım... Bu olay kalbimde hiç iyileşmeyecek bir yara açtı. Size bir hikâye anlatıyorum ve neredeyse ağlayacağım. Böyle bir hareket unutulamaz. Kalplerimize nefret tohumları ektiler." Bunları söyleyen adam Hamas'ın üst düzey yöneticilerindendi ve şehit edildi. Bu hikâye bizlere çok tanıdık geliyor. Zira kanımızı ucuzlatmak isteyenler hikâyemizi de yok etmeye çalışıyorlar. Acının hikâyesini öldürmeyen ve bir şekilde ibret için, düşünmek için, vicdanlı olmamız için hatırlatanlar iyi insanlardır. Joe Sacco, Malta'da oturup, isteseydi çizgilerini tamamıyla maceraya dönük kahramanlar üreterek kullanabilirdi. O, çizgisini insanın acısına ve kanına yaklaştırmış safkan insandır.

"Panikleyip kaçan insanlara ateş açanları" resmederken bir belgesel çizgiden öteye geçip; çizgiyi geçenleri ifşa eden Sacco'ya saygı duymamak elde değil.

“Yine hep Ortadoğu, yine hep aynı hikâye” dedikçe kalbin uzağına düşeceğizJoe Sacco

Han Yunus özelinde, Gazze, Mısır’ın başta Araplara ve Müslümanlara, genelde ise insanlığa attığı bir -kazık- kanlı bıçak gibi yatmaktadır Akdeniz’in kenarında. 1956 yılında kollayamadığı, ikibinli yıllarda ise İsrail’le birlik olup açlığa ve ölüme mahkum ettiği şehrin adıdır Gazze. Gazze'nin bugününü anlamak için dipnotlarını okumak gerekmektedir. Dipnotlar ise Sacco'nun yaptığı röportajlarda, bombalar altındayken yıllar öncesinin hesabını sormakta yatıyor.

Bir Ahmet Kaya şarkısında geçer."Yine hep vıdı vıdı, yine hep televizyon, yine hep ortadoğu..." diye. Kalbimizin Ortadoğusu yoktur. Hatta, kalbin ortası ya da kenarı da yoktur. Kalp, bir bütün halinde kalptir. Sacco, insanın Ortadoğusu ya da Balkanları değil, bir merkezi olduğunu çok iyi biliyor. Merkezi terk edenler zulmün erleri olmaktan öteye gitmiyorlar. Ve biz tarihin dipnotlarını görmezden geldikçe öğretilmiş yalanlarla, yine hep Ortadoğu, yine hep aynı hikâye demeye devam edecek ve kalbin uzağına düşeceğiz.

Anlatılan bizim hikâyemiz. Anlatıcı evet bizden değil. Biz kim miyiz? Belki de elini taşın altına sokmayanlarız!

Zeki Bulduk, bir gün Sacco'yu bulacak ve Mavi Marmara'yı resmettirecek umudunda…

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2019, 17:56
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13