Sana Elyesa Koytak'ın şiirlerini gönderiyorum

Eyesa Koytak'ın 'Hicretsizlik’i bilinçle, başarısı hak edilmiş bir kitap... Sadık Koç yazdı.

Sana Elyesa Koytak'ın şiirlerini gönderiyorum

Hicretsizlik, Elyesa Koytak’ın ilk şiir kitabı. Avangard Yayınları’ndan Aralık 2015’te çıktı. Kitap, Gaza, Devre Arası ve Dakik Şiirler olmak üzere üç bölümden oluşuyor ve yirmi beş şiiri muhtevi. Bunların pek azı kısa şiir. Buraya bir mim koyalım.

Öncü nitelikte olmayan çoğu şairin ilk kitabının başarısı biraz rastlantısal bulunabilir ya da hedefine alacakaranlıkta el yordamıyla ulaşan birinin başarısına benzetilebilir bu başarı. Biz bir ilk kitap olarak Hicretsizlik’i bu tür bir rastlantısal başarıdan uzak buluyor, bilinçle, başarısı hak edilmiş bir kitap olarak görüyoruz. Hatta bu noktada ihtiyatı elden bırakarak Hicretsizlik’in usta bir şairin elinden çıkma şiirlerin bir toplamı olduğunu söyleyeceğiz.

Açıklayalım. Elyesa Koytak, şiirin her tür teknik meselesini ilk şiirlerinden itibaren halletmiş bir şair. Bütünlüklü, günlük konuşma dilinin en şiirsel ifadesini bulan, somut imgelerle yazan, söyleyecek sözü olan bir şair. Bir mim de buraya koyalım.

Şiiri öğreten bir şiir

Elyesa Koytak şiiri öğreten bir şiir yazıyor aynı zamanda. Günümüz şairlerini sayıca dikkate aldığımızda söz sanatlarını Koytak kadar bilinçle ve etkili kullanabilen pek az şair gösterilebilir. Hüsn-i talil sanatı mesela bu satırların yazarı için unutulmayacak bir bilgi olma katına şairin şu mısrasıyla geçiyor: “uykum ağırlaşıyor bazı güzel kuşlardan”. Hüsn-i talil, güzel sebebe bağlama sanatı. Kötü ya da olumsuz bir durumu yine kötü ya da olumsuz başka bir duruma bağlayarak en etkili şekilde anlatmayı da başarıyor Koytak: “annem / her günaha girişimde ayakları üşüyen”. Hüsn-i talilin karşıtı bir sanat olarak düşünebiliriz bu mısralarda yapılanı.

Durum tespitleri kadar Elyesa Koytak’ın şiirlerinin etkisini arttıran niteliklerden biri de söylemek yerine göstermektir. Bu da Mehmed Akif’ten öğrendiğimiz bir şey. “ayfon kılıfı var / düşse de çizilmiyor” mısralarında olduğu gibi. Göstermek ya da olanı olduğu gibi söylemek. Tabi bir şey söylerken sadece söyleyip bırakmıyor Koytak. Sebebini, amacını da ortaya koyuyor ki bu da dağıtmadan yazmanın, şiirsel bütünlüğü sağlamanın en önemli kuralı.

Dilin alışılmış yapısı bozuluyor

Koytak’ın şiirlerini etkili kılan niteliklerden bir başkası dilin alıştığımız, alıştığımız için sıkıldığımız yapısını bozarak yeni ve etkili bir dile varma çabası neticesinde elde edilmiş imkanlardır. Ne gibi? Şöyle: “ona göğsümün daraldığını sormak istiyorum”. Bu mısrayı çok gezdirdim kafamda. Niye? Çok iyi, çok sağlam bir mısra çünkü. O nedenmiş? Şundanmış: Şair bu mısrada daralmasını deseydi ya da daraldığını kelimesinden önce niçin-neden diye sorsaydı mısra aynı etki gücüne kesinlikle erişemezdi.

Hicretsizlik’teki personayı etkili yapan özelliklerden bir tanesi de şaşırtıcılık ya da sürpriz estetiğidir. Günlük konuşma dili olsun, düzyazı dili olsun oturmuş, alışılmış kurallara göre işlediğinden şaşırtıcılığı ya da sürprizi olmayan dillerdir. Bu da giderek dili bile sıkıcılaştırabiliyor. Hep aynı konuyu hep aynı açılardan konuşmanın sıkıcılığı gibi. Şiirimizi sıkıcı olmaktan kurtarmak istiyorsak dilin alışılmış yapısında gedikler açarak başlayabiliriz işe. Koytak, bunu, izah ettiğimiz sebeple, ilk bakışta ilgisiz görünebilecek şeyleri birlikte söyleyerek başarıyor: “sen türkçede ilk golünü bir kelime-i şahadetle atarsın, üstüne üç mesele”. Koytak’ın şaşırtmacayı en az Attila İlhan kadar başarılı kullandığını belirterek devam edelim.

Kimlerden esinlendi, etkilendi?

Gelelim Koytak’ın kimlerden esinlenip etkilendiği meselesine. İsmet Özel’i akla getiren mısraları var şairin (4. paragraftaki mısra gibi) ama bu, kitabı baştan sona kat eden bir durum değil. Yahya Kemal, Sezai Karakoç telmihleri, adı üstünde telmih. Hakan Arslanbenzer’in çok belirgin olmayan, dipten yürüyen etkisine karşı Eren Safi etkisi daha yüzeyde, daha belirgin gibi. Daha açık demek daha doğru olur. Çünkü Eren Safi etkisi de baskın bir etki değil. Özellikle “Hicretsizlik” başlıklı şiirde ve genel olarak diğer şiirlerde Ah Muhsin Ünlü’nün açtığı çığırdan yürüme gibi bir durum söz konusu sanki. Ah Muhsin Ünlü’nün “Resulullahla Benim Aramdaki Farklar” başlıklı şiiriyle “Hicretsizlik” birlikte okunursa söylediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Bu baskın olmayan etki ve esinler özgün bir şairden bahsetmemize mani olacak düzeyde değil kesinlikle.

Ne söylese şiir olur gibi bir his

Koyduğumuz mimleri bağlayalım. İlk paragrafta, kitapta az da olsa kısa şiirlerin olduğunu söylemiştik. Daha sonra Elyesa Koytak’ın söyleyecek sözü olan bir şair olduğunu. Ne söylediği konusuna hiç girmeyeceğiz. Şiirin fikir cephesini merak eden okuyucuyu kitaba yöneltmekle yetineceğiz. Fakat şunu belirtmeden de geçemeyiz. Koytak uzun şiirlerinde daha başarılı bizce ya da uzun şiirleri daha etkili. Kısa olanları başarısız, kötü şiirler manasında söylemiyorum bunu. Koytak’ın söyleyecek sözü var ve bunun için en uygun form bizce şiirin pek kısa olmayan biçimi gibi.

Elyesa Koytak iyi bir şair. Buraya kadar söylediklerimiz bunu ortaya koymuştur sanıyoruz. Oldukça rahat yazıyor Koytak. Ne söylese şiir olur gibi bir his uyandırabiliyor okuyucuda. Üstelik bunu ilk kitabıyla yapıyor. Bu durum bu kitap için değil ama şairin geleceği için bir risk oluşturabilir. Gücün zaafa dönüşmesi durumundan bahsediyoruz. Koytak bu tehlikeyi görebilecek kadar iyi bir şair. Şairin iki mısrasıyla noktalayalım: “sana nurettin hoca’nın bir sohbetini gönderiyorum | sıkılınca la havle çekip bir güzeli gene seviyorum”

Sadık Koç yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2019, 16:45
YORUM EKLE

banner19