Sakin, mutedil, yer yer kendi içine kapanan şiirler

Sümeyra Yaman’ın ilk şiir kitabı 'Sihirbazın Düğünü'nde, gereksiz kelime ve ibare kullanımından sakınılarak yazılmış, işçiliğine önem verilmiş şiirler yer alıyor. Ömer Yalçınova yazdı.

Sakin, mutedil, yer yer kendi içine kapanan şiirler

Sihirbazın Düğünü (2012, Şule y.) Sümeyra Yaman’ın ilk şiir kitabı. İçinde otuz adet şiir var. Hemen hepsi iki sayfalık, mümkün olduğunca gereksiz kelime ve ibare kullanımından sakınılarak yazılmış, işçiliğine önem verilmiş şiirler.

Sihirbazın Düğünü’nünde konu genellikle “kadın”. Kadının dünyadaki yeri, önemi ve anlamı. Buna, sıkıntıları, acıları, ilişkileri, düşünceleri, hisleri diyerek daha birçok nokta eklenebilir. Sümeyra Yaman ince bir işçilikle bu konulara yoğunlaşır. Doğadan, güncel hayattan, değişik tamlama ve sembollerden istifade eder. Dolaylı söyleyişi yeğler.

Sümeyra Yaman şiiri, değişik tasvirlerle atmosfer oluşturur

Dolaylı söyleyişe, işçiliğe, mısra kurumuna fazla özen göstermek, Sümeyra Yaman şiirine okuyucunun hemen temas etmesini, onun dünyasına girmesini zorlaştırır. Dikkatli okuyucu ister Sümeyra Yaman şiiri. Onun şiiri bazen gelip tek bir ibarede düğümlenir, bazen de şiirin genelini iyi okumak, bütününü düşünmek, ibare ve sözcükleriyle yetinmeyip, hislerine ve hayal dünyasına dahil olmak gerekir. Öbür türlü Sümeyra Yaman şiiri kapalı bir kutudur. Anahtarı okuyucunun da kuracağı hayallere bağlı olan bir sandık. Okuyucu uğraşmalı, şiire yoğunlaşmalı, araya zaman koyup şiirleri tekrar okumalıdır. Sümeyra Yaman şiirine ancak o şekilde yaklaşabilir, alışabilir. Ondan sonra şiirler çorap söküğü gibi çözülür, hissedilmeye başlanır.

Anlamak başka bir şey. Sümeyra Yaman şiiri, anlatmaz, değişik tasvirlerle atmosfer oluşturur. Okuyucunun o atmosferde kendisiyle birlikte dolaşmasını ister. Dolaşmasını, nefeslenmesini ve hissetmesini. O yüzden Sümeyra Yaman şiirini anlamaya çalışmaktan ziyade dinlemek, o kendine özel ritme kendini bırakmak gerekir. Yine de okuyucunun Sümeyra Yaman şiirinin kıyısında kalacağı bir gerçektir. Çünkü kendine özel dünyasının yalnızca kendine özel şifreleri olan da bir şiirdir bu.

Sümeyra Yaman, “kadın”ı olduğu gibi, ona herhangi bir ideolojik rol biçmeden, salt bir biçimde ele alır. O yanımızdan sessizce yürüyüp geçen biridir. Yabancıdır. Yapmaya çalıştığı, zorladığı, ısrar ettiği bir şey yoktur. O yalnızca yaşar. Sanki hiç düşünmüyormuş gibi yaşar, konuşur, üzülür, çokça da kırılır. Fakat yine hayat ondadır. Sümeyra Yaman bunu göstermek için sık sık “çocuk” konusuna girer. İkisi, yani “kadın” ve “çocuk” birbirini tamamlar, anlamlandırır. Onlar bazen bir parktadır, bazen bir odada, bazen de bir yolculukta. Düşünürler, hissederler, dünyayla aralarındaki bağı keşfederler. Dünyaya da yabancıdırlar. Düşünceleri dünya üzerinden kendi üzerlerine döner. Tek başlarına anlaşılmazlar, ikisini birlikte düşünmek gerekir. Kişi dünyaya anlam yükleyerek kendi üzerine düşünür. Dünya, kendi başına anlamlı değildir. Bir de öbür dünya vardır. Bunu Sümeyra Yaman “yer-gök”, “alçak-yüksek” gibi ikiliklerle anlatır. Aynı şekilde kadın da çocuğa anlam yükleyerek, dünyadaki yerini keşfeder, kendi üzerine düşünmeye başlar, yaşadığı acı, ıstırap ve kırılmaların anlamına ulaşır. Kadın, şimdidir. Çocuk ise gelecek.

Harlı ateşe elini uzatmıyor, onun soğumasını bekliyor

Kesik, kısa, hıçkırığa benzer mısraları, ibareleri vardır Sümeyra Yaman’ın. Sesteki kırılma, aynı kelime veya mısraın tekrarı, şiirdeki atmosferle, konuşan kişiyle, daha doğrusu yaşananlarla bağlantılıdır. Bu, düşünceye de yansır, anlatım ve tasvire de. Örneğin Sihirbazın Düğünü’nde şu türden mısralara sık sık rastlanır. “Göğe damladı toprak”, “Yükseliyorum ayakuçlarımdan toprağa”, “Göğe sarkan benim”. Yerle gök yer değiştirmiş, fizik kurallarına aykırı şeyler meydana gelmiştir. Neden? Sümeyra Yaman şiiri tepetaklak olmuş bir dünyanın sesi mi olur? Şiirlerde konuşan özne itidalli, taşkınlık yapmayan, sesini yükseltmeyen, kontrolü elden bırakmayan biridir. Fakat kendi içinde dünya tepetaklak olmuş, yerle gök yer değiştirmiş, fizik kurallar geçersiz kalmış olabilir. Daha doğrusu ihtimal dahilinde düşünülmeyen, hayal kırıklığına sebep olan şeyler yaşanmıştır. Bu yüzden algılanış ve ifade edilişleri şiddetlidir. Bu, şairin olaya yoğunlaşmasıyla, dünyayı algılayışıyla, tasviri ve anlatımıyla ilgilidir. Şiirde zaten genellikle itidalliğin altında bu tür kopan fırtınalar vardır.

Sihirbazın Düğünü kaosu bile düzene sokmaya çalışan, o, sanki normal bir şeymiş gibi ifade eden, fakat kendi dünyası içinde okuyucuya onun aslını göstermeyi vadeden, sakin, mutedil, paniğe yer bırakmayan, yer yer kendi içine kapanan şiirlerden oluşuyor. Sümeyra Yaman harlı ateşe elini uzatmıyor, onun soğumasını bekliyor. Açık etmiyor, dağa yavaşça, sakin bir şekilde tırmanmayı teklif ediyor.

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2018, 16:05
banner12
YORUM EKLE

banner19