Şair ama öykü de yazmış bir şair!

Şair Murat Soyak'ın ilk hikâye kitabı yayınlandı. İnsan bir şairin öykülerini okumaya korkmalı mı...

Şair ama öykü de yazmış bir şair!

Murat Soyak, Türk edebiyatının son dönem anlatı gerisinde duran “inanç” kavramı etrafında yoğrulan bütünlüklü hikâye kitabı ile çıkageldi. Acı Ceviz, Soyak’ın hayal-meyal tabir edeceğimiz, bilinç durgunluğunun sakin haliyle karşılıyor okuru. Bu haliyle klasik mesnevi tarzı olarak gelişen ve billûr saraylar peşinde koşan iyimser tabiatımızı fazlasıyla okşuyor.

Uzun zaman dilimi içinde kaleme alınan hikâyelerin bir periyot dahilinde bir tek konuya münhasır odaklandığını söylemek biraz zor. Ancak insan ve toplum ekseninde, yeni bir dünyanın kurulabileceğini veya yenilenmenin mümkün olduğunu hissettiren ara paragraflar arasında bu yalın mesajı okumak mümkün. Bununla birlikte, hikâye başlığı altında bu yenilenmenin belirginlik kazandığını söylemek biraz zor. Romanda ise, bir dönem “hidayet” romanları yazdığından dolayı utanan yazarların olduğu bir camiada ayakta kalabilen “müslüman” kalemlerin varlığı bizleri elbette sevindiriyor. Murat Soyak müslüman bir tavrın sahibi olarak munis bir sesleniş eşliğinde yazıyor hikâyelerini.

İlk hikâye kitabı

“Acı Ceviz”, içinde yer alan toplam onyedi hikâye ile bir şairin ilk hikâye kitabı olarak da ilgi çekici. Zira, hikâyecinin şairini bu toplum gördü ve fakat şairin hikâyecisi nadirattan sayılmaktadır. Daha çok üçüncü şahsın dili üzerinden kurgulanan ve okuyucuda “iman kaybettiğin yitiğindir, git bul onu” seslenişini hissettiren bir sadelik tadında, selamlamayı hak ettiği söylenebilir. Toplum ve kaos sarmalında, bilgiçlik taslamak şöyle dursun, gönüllü bir kibarlığa tav olan yazarın ruh halini ele veren metinler, güzel olanın peşisıra sürüklemek 28375istiyor okuyucu. “Acı Ceviz” isimli hikâyede var olan insanın sadece insan karşısında değil, tabiat karşısında da yalnızlığı vurgulanırken insanî değer yüceltilmiştir. “Tespih”, mümkün olanı kurcalarken, iman boyutuyla insanın varlığını hayat karşısında kıyasa tabi tutma eğilimindedir. Çocukluktan neşet eden ve hayal meyal günlerin o tadı damaklarda anılarını ortaya dökerken yazar, katıldığı bu yolculukta okura yalnız olmadığını hissettirmektedir. Özellikle, “Bizim Mahalle”, “Bağ Bozgunu”, “Okul Yolu” bu cümleden hikâyeler olarak okunabilir. Bununla birlikte, okuyucuyu meraka sevkeden, duygularını kamçılayan, yer yer gerilimlerle yüklü tercihlere zorlayan metinleri okumak şaşırtıcı bir hal.

Özellikle “Kimsesiz” hikâyesinde anlatılan bir bunalım çağının insana musallat olan tipik halleri anlatılmaktadır. “Kuyu”da anlatılan ise büsbütün merak duygularını okşayan bir gizemin bilinçaltını sürekli rahatsız eden haliyle sunulmaktadır; Muhittin gerçekten ölmüş müdür? “Diriliş Aydınlığında” ise bir portre vardır karşımızda; bilge bir portrenin, yazarın gözünde İstanbul’un hallerine nazar eden bilinçli bir tavrı vardır. “Çanakkale İçinde” isimli hikâye, bir kurgunun acemiliklerini barındıran ve fakat samimi seslerle örülmüş tarih albümüdür. Müslüman bir sesin, İslâmî duyarlılığını yakından hissetmek, bir duygu, düşünce perspektifini kahramanlar üzerinden okumak fevkalade keyif verici. 

Halk tarafında

Murat Soyak, dili ve anlatımı ile tipik anlatı geleneğinin “halk” tarafında seyrediyor dünyayı. Kahramanlarına verdiği isimler, davranış biçimleri, bakış açıları, düşünüş şekilleri bir yaramızın, derin bir yaramızın olduğunu gösterme gayretine giriyor. Önemli bir adım olarak sayabiliriz “Acı Ceviz”i. Bizim hikâyemiz tercihinde bulunan okurun kendi gerçek hikâyeleridir anlatılan.

  

Arif Akçalı yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2019, 12:49
YORUM EKLE

banner19

banner13