banner17

Şahmeran ebediyetin tılsımıdır!

Ali Büyükçapar için sessizlik mi desem yoksa şehrin kalp atışlarını dinleyen adam mı? Neyse!

Şahmeran ebediyetin tılsımıdır!

Yıllardır sessiz ve sedasız Milcan’ı çıkarıyor Kahramanmaraş’ta. Kendine ait bir duruşu var. Samimi. Dergilerde falan pek görünmüyor. Bir defasında bir İstanbul ziyaretinde Ay Vakti dergisinde karşılaşmıştık. Ama öncesinde ru-be-ru tanıştığımızı hatırlıyorum. Sanki Beylerbeyi’ne uğramış idi. Şahmeran, Ali Büyükçapar

Çıkardığı kitaplardan, hazırladığı kültür sanat ekinden sürekli haberdar ediyor beni. Dedim ki, demek bir muhabbet halkası var aramızda ve onun icaplarını yerine getiriyor Ali Büyükçapar. Geçen yıl da Elbistan’da buluşmak, görüşmek, bilişmek nasip oldu. Aslında bu vesileyle sevgili Selçuk Küpçük’e de duyurmak isterim; Elbistan buluşması bizi gerçekten buluşturdu. Birbirimize olan sevgimiz, saygımız daha perçinlendi. Ashab-ı Kehf ziyaretimiz ise harikulade bir şey oldu bizim için.

Maraş şairsiz kalabilir mi? Tabii ki kalamaz!

Bu Anadolu insanı zaten kavruktur oldu olası…

Ne zaman Maraş’la ilgili bir şey duysam hemen aklıma o acıklı türkü gelir:

“Maraş'tan bir haber geldi
Dediler ki Merik öldü oy oy
Keşke Merik ölmeseydi
Kesileydi elim kolum oy oy

Oy Merik Merik Merik
Ben kurbanam sana Merik
Ben hayranam sana Merik (vay)”

Böyle devam eder türkü. Maraş’a has bir ezgi olarak dillerde yıllanarak dolaşır durur. Bu Anadolu insanı zaten kavruktur oldu olası. Böyle ezgileri, ağıtları, elezberleri, hoyratları, dengbejlerin söyledikleri bir ayrı âlemin Anadolu’ya özgü ruhsal bir insani durumudur. Şüphesiz yer yörenin, bölgenin kendine özgü böyle damara işleyen ağrıları vardır elbet.

Şahmeran da çıktı!

Maraş derken oralarda yaşayan bir şair yazarımızın yapıp ettiklerini görmezden gelmek olmaz tabii. Şair Ali Büyükçapar şiirler yazıyor, kitaplar çıkarıyor, Kahramanmaraş Manşet adlı gazetenin kültür-sanat ekini hazırlıyor yıllardır. Velud bir yazar. Bir hayli üretken yani...

Biyografisine baktığımızda 1968 Kahramanmaraş doğumlu olduğunu görüyoruz. O, Malabadi-Otuz üç Şiir (1996), Kitap Pusulası (1997), Kırk Hadis (1998), İsm-i Azam (Esma-ül Hüsna) (1999), Necip Fazıl (2003), Ulu Kapı Sırlı Yol (2006) adlı kitaplarının yanına yeni bir şiir kitabı olarak Şahmeran adını verdiği doksan dokuz şiirden oluşan kitabını eklemiş oldu.

Elbistan

Şahmeran efsanesi neyi anlatırdı?

Kitabın sayfalarını çevirmeden önce Şahmeran hakkında bilgimizi yenilemeye,  tazelemeye alıyoruz tabii. “Evvel zamanda, Mezopotamya topraklarında doğmuş bir efsane Şahmeran. Yüzyıllardan beri anlatılagelmiş çeşitli coğrafyalarda. Özellikle yılanı bol bir bölge olan Adana-Misis'te ve Mardin'de.”

“Daraldı sözlerim, bakışlarım nazar ber kadem”

Bu efsaneyi odak noktasına koymuş şairimiz ve oradan yola çıkarak 5 bölümlük bir şiire yol almış. Bölümler sırasıyla, “Menekşe İlahileri”, “Hacı Bektaş’ın Laleleri”, “Doksan Üç Harbinden Tabyalar”, “Tufan Söylevi”, “Milcan’da Kar Fırtınası”… İyi bir tarih şuuruyla yoğrulmuş mısralar, bölümler, şiirler. Belli ki şair gece uykularını feda etmiş, gönlünü sere serpe dağlara ve ovalara savurmuş, ortaya okunası önemli bir şiir kitabı sunmuş. “Yaralı Ceylan İlahisi” şiirinin bir bölümünde:

Daraldı sözlerim, bakışlarım nazar ber kadem.
Cebrail’in kanatları değince saçlarıma,
Dilim dolaşır büyür senin sevgin.
Ah sultanım! Taşıyamaz bu ırmak maviliğini,
Kayaları çatlatır mürdüm….

 

 

 

 

Kitabın arka kapak yazısının son paragrafı da şöyledir: “Mezopotamya’da fani hayata karşı çıkmak için her insan özünde bir Şahmeran taşır; ya onunla olur ya da ölür. Şahmeran ebediyetin tılsımı, gökkuşaklarının büyüsüdür.”

Ali Büyükçapar’ın Şahmeran’ını isteme adresi: P.K 115 Kahramanmaraş

 

 

 

Nurettin Durman gayretli insanları takdir etmek ve de muhabbete muhabbetle mukabele etmek lazım gelir diyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Mayıs 2010, 21:25
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
mehmet t.
mehmet t. - 9 yıl Önce

abi biraz proust'a mı benziyor ?

banner8

banner19

banner20