Safer Efendi'nin sohbeti bize de nasip oldu

Safer Dal'ın (k.s), bazı meclislerde ve genel olarak Türk Tasavvuf Mûsikîsi Koruma ve Yaşatma Vakfı'ndaki sohbet kayıtlarının dökümü yapılarak, 'Geydim Hırkayı / Safer Efendi'nin Sohbetleri' ismiyle şahane bir kitap hazırlandı. Ahmed Sadreddin yazdı.

Safer Efendi'nin sohbeti bize de nasip oldu

Büyük zâtların sarfettiği sözler, bir hakikate dayanmanın yanı sıra, birden çok mevzua da değinebilir. Ayrıca Peygamber-i Zîşân aleyhisselam efendimizin varisi olmaklıkları münasebetiyle, az sözleri çok manalar ifade eder. Rûhî kemalât yolunda seyredenleri, onların nasihatleri patikadan maksuda erdirir. Zira yol uzundur ve üzerinde haramiler vardır. Sermayeyi kaptırmak ihtimali yüksektir. Sağı, solu gözlemek ve kulağı her yere vermek, kemalât yolunda yürüyenlerin afetidir. Gönül tek bir limana demir atmalı, kulak tek bir ağzın müşterisi olmalı, göz bir rehberin ayak izlerini takip etmeli. Bir gemide iki kaptan olamadığı gibi, bir yolda da iki rehber olmaz. Nefs atının dizgini iki ele verilirse, sonuç malumdur.

Yukarıdaki paragraf, bir manevi yola girip, nefsini kemâle erdirmek gayesinde olan insanlar için geçerlidir. İlk amaç nefsi kemâle erdirmek gayesi olduğu için, diğer meseleler ikinci planda kalır. Velilerin sohbeti, mevzu ne olursa, kişinin gönlünü gönendirir. Rasulullah Efendimize (s.a.s) yöneltilen, "En hayırlı amel hangisidir?" sorularından birinin cevabı, “Bir Allah dostunun meclisinde, keçi sağımı vakti kadar dahi olsa diz kırıp oturmaktır.” Bu cümlenin ardınca gelen en popüler soru, "E, Allah dostu kim ki? Hem bu devirde Allah dostu var mı?" olacaktır.

Veliler, mektupla da irşâd ederler

Allah dostunun tarifi çok basit. Gördüğünde ve ismi geçtiğinde insana Allah'ı anımsatan kişi, Allah dostudur. Bu devirde yaşayıp yaşamadığına gelirsek; yaşamıyor demek Allah'a adaletsizlik isnad etmek olur. Bu, bir dönem Allah bazı topluluklara veliler göndermiş, onlara amiyane tabirle, “kıyak geçmiş”; bizi ise, kendi halimize bırakmış demenin, bir başka biçimde söylenmesidir. Daha açık söylemek gerekirse, gönül tabiblerinin muayenehaneleri kanunlarla kapatılmış olsa da, irşad faaliyeti hala devam etmektedir. Mesela Kuşadalı İbrahim Hakkı Halvetî Hazretleri, dervişlerini yolladığı mektuplarla irşad edermiş.  

Yakın dönemde yaşayan velilerden Safer Dal (k.s) da, birçok büyük insan yetiştirmiş bir Allah dostudur. Dost meclislerindeki sohbetleriyle, gaflet perdelerini yırtan kelamlarla, insanların manevi yolda ellerinden tutmuş ve gülistan-ı aşkın tam ortasına bırakmış. Allah'a muhabbetle, ibadet ve onun mahlûkatına şefkatle hizmet etme pratiklerini, kendisine gönülden kulak verenlere talim etmiş. Yetiştirdiği güzel insanların kimisi bilinirken, bazısı da bilinmiyor. Bilinmeyenlerin sayısı tabii ki bilinenlerden çok. Safer Dal (k.s), ahlak-ı Muhammediyye ile tezyin ettiği birçok manevi evlat yetiştirmiş.

Çürümek üzere olan bir uzvu ihya etti

İrşad faaliyetlerinin yanı sıra Safer Dal (k.s), tekke mûsikîsinin de, tabir-i caizse, Buharî'sidir. Türk müziğinin yasaklanmasının ardından, ulaşılması neredeyse imkânsız olan evliya nutuklarının peşine düşer. Yanında taşıdığı kocaman teybiyle, kimde tekke mûsikîsinden ne kaldıysa alır ve kasetlerde muhafaza eder. Kendisine artık o günlerin geçtiği, tekke mûsikîsinin yasak olduğu ve eskisi kadar meraklısının da kalmadığı hatırlatıldığında ümidini kesmek bir yana, kendisine bu sözleri söyleyenlere de ümit verici kelamlar eder. Haklı çıkacaktır. O kara bulutlu günler geçer. Safer Dal (k.s) teyplere kaydettiği ilahilerin notalarını, yakınında bulunan Türk mûsikîsinin üstadlarından Cüneyd Kosal'a yazdırır ve İslam medeniyetinin çürümek üzere olan bir uzvunu ihya eder.

Safer Dal (k.s) bununla da kalmayarak, evliya nutuklarından bazılarını yanı başında bulunan mûsikîşinaslara besteletir. Yanı sıra kendisi de nutk-u şerifler irâd eder ve besteler yapar. Tekke mûsikîsi, Safer Dal'ın (k.s) bu gayretleriyle yepyeni eserler kazanır. Bugün dilimize gelen ilahiler ya bir yerlerden izini bulup kaydettiği, ya bestelettiği ve ya kendi bestesi olan eserlerdir. Safer Dal'ın (k.s) gayretleri, çağımızdaki tekke mûsikîsinin ana omurgasıdır.

Sohbeti heva bulutlarını dağıtıyor

Bir yazıda değinilemeyecek güzel vasıflara sahip bulunan bu büyük zât-ı şerifin, Safer Dal'ın (k.s) bazı meclislerde ve genel olarak Türk Tasavvuf Mûsikîsi Koruma ve Yaşatma Vakfı'ndaki sohbet kayıtlarının dökümü yapılarak, “Geydim Hırkayı / Safer Efendi'nin Sohbetleri” ismiyle şahane bir kitap hazırlandı.

Kitap, Safer Dal'ın (k.s) yukarıda özet olarak arz etmeye çalıştığım hususiyetlerini, yaşantısını ve hayatını vakfettiği davayı birinci ağızdan anlatıyor. Sohbetlerin aynen, birebir dökümü yapılmış kitapta. Bu da kitabı okuyanlara, sohbetinde bulunuyormuş hissini veriyor. Nazik ve gönül okşayan bir üslupla verdiği nasihatler, sırat-ı müstakimin üzerine çökmüş olan heva bulutlarını dağıtıyor ve Allah velilerinin ölmediğini, ölmeyeceğini ve tasarrufatlarının bedenleri toprak altında da olsa devam ettiğini, aynel yakin müşahede ettiriyor.

Adalet Çakır'ın hazırladığı, “Geydim Hırkayı / Safer Efendi'nin Sohbetleri” kitabını Dergâh Yayınları bastı. Ne de güzel etti. Kendisinin sohbetinde bulunma şerefine eremeyenler için biraz dolaylı yoldan olsa da, iyi bir fırsat oldu bu kitap. Gönül dili meraklısına muhabbetle tavsiye olunur.  

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 14:52
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
İsmailakbulut
İsmailakbulut - 3 yıl Önce

Kiymetlinin kiymeti bilindikce umudumuz daha da artiyor ..Ahmed Ö zturk'un eline sihhat,gonlune saadet;ismiyle musemma bu mutena sitemiz de hakikaten 'bizim dunyamiz'dan renk ve ahenklere 'can'olmakta...HuRdutsuz hurmet ve muhabbetlerimi arzederim...Hem de bir gayya kuyusuna dönüşen günümüz internet dunyasinda...

banner19

banner13