Rüzgâr kara kutudan geçemez!

“Anlamın Yeniden Keşfi” Owen Barfield düşüncesinin önemli parçalarından biri. Ketebe Yayınları arasından Tahir Uluç’un çevirisi ile Türk okuruyla buluşan kitap, denemelerden oluşuyor. S. Burak Manav yazdı.

Rüzgâr kara kutudan geçemez!

Ülkemizde pek bilinmese de Owen Barfield, edebiyatçılığı ve hukukçuluğunun yanı sıra yirminci yüzyılın özgün düşünürlerinden. Barfield, Wadham College’i tamamladıktan sonra aslında uzun yıllar şiirle ilgilenmiştir. C. S. Lewis ve J. R. R. Tolkien ile birlikte, Oxford’da yazarları bir araya toplayan “The Inklings” grubunun içinde yer almıştır. Barfield, kitaplarının büyük çoğunluğunu 1959 yılında emekli olmasının ardından yayınlanmıştır. Başta Saving the Appearances olmak üzere Worlds Apart, Unancestral Voice, Speaker’s Meaning gibi eserlerinde özellikle dil ve anlam sorunlarına eğilmiştir. Barfield, çalışmalarında modern zamanların en büyük sıkıntıları olarak gördüğü “anlamsızlık”, “amaçsızlık” ve “kendini izole etmek” gibi kavramlara çözüm aramıştır. Bilinç ve özgürlük üzerinden tarihi okumaya çalışmıştır.

Anlamın Yeniden Keşfi de Owen Barfield düşüncesinin önemli parçalarından biri. Ketebe Yayınları arasında Tahir Uluç’un çevirisi ile Türk okuruyla buluşan kitap, denemelerden oluşuyor. Barfield imge yüklü üslubuyla mitten ilhama, rüyadan tanrıya kadar uzanan geniş kavram dünyasında anlamı arıyor. Bu metinler temelde anlam sorununa veya yazarın ifadesiyle “anlamsızlık sorunu”na bir yaklaşım biçimini ifade ediyor.

Kitaba da adını veren Anlamın Yeniden Keşfi başlıklı denemesinde Barfield düşüncesinin genel çerçevesini oluşturan pozitivizm eleştirisi yer alıyor. Barfield’a göre pozitivizm, kendi yönteminin geçerli değil aynı zamanda yegâne bilimsel yöntem olduğunu savunur. Ancak bu yöntem kendi yöntemiyle yapılmış bir araştırmaya dayandırılamaz. O yüzden bu önerme dogmatiktir. Barfield, sebep-sonuç ilişkisi üzerinden olguların anlamlandırılamayacağını savunur. Tıpkı yazının kalemin kâğıda sürtünmesi sonucunda olduğunu bulmanın, o yazıda ne anlatıldığını anlamaya yetmeyeceği gibi. Pozitivizmi terk etmenin düşünce dünyası için büyük bir yırtılma doğuracağını da ifade eden yazar, ancak bugün geldiğimiz noktada bunun artık neredeyse zorunlu olduğunu ifade eder.

Arp ve Fotoğraf Makinası isimli deneme, Barfield üslubunun belki de en iyi örneği. Barfield arpın kültür tarihi içindeki yerinden ve özel bir arp türünden bir bahseder. Bu arpın adı “rüzgâr arpı”dır. Özellikle Antik Yunan’da rüzgârlı tepelere dikilen bu arpı çalan bizzat rüzgârın kendisidir. Yazar arpı olduğu yerde bırakır. Öklid’in optik üzerine yazılarıyla başlayan ve “kara kutu” çalışmalarına uzanan kısa bir bilim tarihi anlatısına başlar. Fotoğraf makinasının, yüzyıllardır süregelen “sanatçının amacının doğayı taklit etmek” olduğu yönündeki fikri tamamen yıktığını vurgular. Öte yandan fotoğraf makinasının yalan söyleyemeyeceği lafının yalandan ibaret olduğunu belirtir. Fotoğraf makinasıyla ilgili diğer felsefi ve etik tartışmaları sürdürürken sonlara doğru şu kritik soruyla bizi baş başa bırakır: “Niçin [düşünmeye] ilkel insanın bir karanlık kutu değil, bir rüzgar arpı olduğu varsayımıyla başlamaya çalışmayalım?” Barfield günümüzde bilimin, felsefenin ve şiirin artık sadece fotoğraflar makinası bilimi, felsefesi ve şiiri olduğunu belirterek denemesini noktalıyor.

Şimdi tercih sizin, hala rüzgârın içinizdeki telleri çalmasına izin vermeyecek misiniz?

S. Burak Manav

Güncelleme Tarihi: 09 Temmuz 2019, 11:33
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13