Rüya ile hayal arasında

Öykü, insan hayatının anlarından bir anı merkeze alır ve kurgusunu ona bina eder. Tek etki dediğimiz kural, öyküde en önemli unsurlardan biridir. Öykülerini etkili bir sonla bitiren Mehtap Altan’ın “Mistik Fısıltılar” kitabını Recep Şükrü Güngör değerlendirdi.

Rüya ile hayal arasında

Basit vakalardan öyküler çıkarıyor Mehtap Altan. Bir çocuğun ağlamasından, parkta yalnız oturan bir yaşlıdan, rüyasına giren bir olaydan, bir sesten, bir çığlıktan… Hayatın anlarından öyküler çıkarıyor. Mistik Fısıltılar kitabı kısa kısa on dokuz öyküden, 134 sayfadan oluşuyor. Tek bölümden meydana gelen Mistik Fısıltılar öykülerinin büyülü gerçekçi anlatıma yakın durduğunu söylemek mümkün. Kitabın bir yerinde yazar büyülü gerçekçiliğe gönderme yaparak kendi öykü yaklaşımını da sergiliyor.

Duyarlı hassas romantik

Öyküler arasında dolaşırken olaylara, çevresine, tarihine duyarlı, hassas, romantik bir anlatıcının hüzünlü hali dikkat çekiyor. Mehtap Altan’ın öykülerinde hüzünlü insan halleri öne çıkıyor. Öyküye en yakışan da hüzündür belki. Neşeli anların anısı kalmıyor ama hüzünlü zamanlar unutulmuyor.

Öykü arayan Afra’nın çalıştığı gazeteden kovulması, bir kafeye oturup çay içerken bir dergiye rastlaması, dergide mekân üzerine bir yazının dikkatini çekmesi, uçakla memleketine gitmeye karar vermesi ve uçağı kaçırdıktan sonra semt pazarında aradığı öyküyü bulması… Uçak ismini verdiği öyküde anlatıcı semt pazarında şalvarlı köy kadınlarını görünce çalışmanın, hayatın anlamını daha iyi kavrar ve bu durumun kendisine iyi bir ders olduğunu fark eder. Hayatta her olay bir ders, bir ibret içindir çıkarımına varır. Tek etki kuralı bu kitabın hemen her öyküsünde karşımıza çıkıyor. Olaylar akıyor ve sonunda bir finale bağlanmak için ele alınıyor her durum. Edebiyatımızda vaka hikâyeleri anlatan birçok yazar bu tek etki kuralına bağlı kalarak hikâyesini kaleme almıştır. Bu türün en başında Ömer Seyfettin gelmektedir.

“Dükkân Senin” öyküsünde banka emeklisi Şekip Bey, eski mahallesine döner ve orada kalacağı evin manzarasını kapatan ağacı kesmek ister. Mahalleli ağacı kestirmez. Şekip Bey ağacın yakınlarındaki sahaf dükkânında bir kitapla karşılaşır ve o kitabı gördükten sonra değişir. Hem ağacı kestirmekten vazgeçer hem de mahalleli ile iyi geçinmeye başlar.  Ağacın gölgesinde yaşayan meczup da rahat bir nefes alır. Hayat, akıllısı, delisi, velisi ile bir bütün yaşanıyor ve hepimiz aynı güneşin ışığında ısınıyoruz fikri ağırlık kazanıyor.

“Koku” öyküsünde aklı bir zamanda donup kalan birinin tedavi şekli ele alınıyor ve deli dediğimiz kimselerin aslında deli olmadığını bilmemiz isteniyor. Hayat bir şekilde onları delirtmiş, çileden çıkarmıştır ama onların şifrelerini çözmenin bir yolu olmalıdır.

Öykülerde kadın

Mehtap Altan’ın Mistik Fısıltılar kitabındaki öykülerde kahramanlar, özellikle başkahramanlar kadın. Bu durum yazarın kimliğinden kaynaklanıyor olabilir. İnsan kendi hemcinsini daha sağlıklı anlatır düşüncesinden kaynaklanıyor olabilir.  Kaynağı ne olursa olsun yazarımız kadın kahramanlarını daha incelikli anlatmayı başarıyor.

Babasının korkusundan kitap okuyamayan, okula gidemeyen, dışarı çıkamayan kızlar, kadınlar; evde tevekkül içinde bekleyen anneler, köyünde babasının kokusunu arayan kadınlar, tedavi gördüğü hastanedeki hastalara şifa dağıtmaya çalışan kızlar… Kadınların koskoca dünyalarından birer bölüm sunarak insanlık hallerini dile getiriyor.

Bir öğretmenin tokadından kaçıp okulu terk eden kız çocuğu yıllar sonra bir okula girer ve öğretmenin şefkatli yaklaşımı ile okula tekrar ısınır. Hayatta yıkıcı insanlar kadar hayatı tamir eden insanlar da vardır. Öğretmenin biri küçük kızın hayatını yıkarken diğeri onun ayağa kalkmasını sağlamaktadır. İyilerle kötüler iç içedir ve bu hayat böyle devam edip gidecektir. Öykü hayata tutulan aynalardan bir aynadır. Roman kadar oylumlu olmasa da roman kadar tesirli bir dili vardır.

Göçmenler

“Esvap” isimli öyküde yazar Suriye’den göç etmek zorunda kalan muhacir bir aileyi ele alıyor. Harflerin sırrına aşina Ruksan, dedesinden iyi bir eğitim almıştır ve Türkçeyi de çok iyi konuşmaktadır. Ruksan’ın misafir olduğu Türk aile onun tevekkülüne, hayatın sırrını daha bu yaşta kavramış oluşuna, bilgisine hayrandır. Dilin insana bir şerbet gibi tat verdiği ve insanın dili ile mutlu olduğu vurgusu yapılarak dil ile hayatın ayrılmaz bir bütün olduğu anlatılmıştır.

Göç eden kardeşlerimizin, burada birer muhacir olduğu ve onların yekpare insanlardan oluşmadığı, içlerinde âlimlerin de cahillerinde olduğu bilinmeli ve onlara bu pencereden bakılmalıdır.

Son yıllarda Türk öyküsünde sıkça işlenen göç konusuna Mehtap Altan da bigâne kalmamış ve kitabında bir öykü ile konuya değinmiştir.

On beş Temmuz

Yılmaz Usta, kızı Hüryam’ı evde bırakarak şahadete koşmuştur. Annesini yıllar önce kaybeden kız evde yalnız kalmıştır. Yılmaz Usta hayata gözlerini yumarken kızı Hüryam’ın sesini duymuş, kızının da köprüye geldiği yanılsamasına kapılmıştır.

Yazar, çağının tanığıdır. Mistik Fısıltılar kitabında yazar on beş temmuz gecesi darbeye direnmek üzere evden ayrılan ve köprüde şehit olan bir kız babasını anlatarak yakın tarihte yaşadığımız darbe girimine halk olarak nasıl karşı koyduğumuzu, devletimizi, seçilmiş hükümeti nasıl savunduğumuzu ele almıştır. Seçimle gelenin seçimle gitmesi gerektiği fikri vurgulanmıştır. Darbeler döneminin kapandığını dile getirmiştir.

Aforizma düşkünlüğü

Öyküde okkalı söz söyleme çabası yazmaya yeni başlayanlarda çok gördüğümüz bir durum. Olayı, durumu tasvir ederek anlatma yerine artistik cümleler kurma, anlattığı olaydan çok daha ağır aforizmalar söyleme tavrı günümüz öykücülerinin bir kısmında gördüğüm bir davranış. Bunu doğru bulmuyorum. Ben de gençliğimde aynı yolu tutmuş biri olarak bu yolun öykü yazarını karanlık bir dehlize götüreceğini söylüyorum. Mistik Fısıltılar kitabında olaylar, durumlar, anlar öykü için yeterli ve iyi iken yazar yer yer okkalı cümle kurma talaşına giriyor. Olayı anlatsa hem okur rahatlayacak hem de anlatıcı hikâyesini anlatacak. Kitaba bu kadarcık bir eleştirimiz hoş görülür umarım. Eleştiri ile geliştirir yazar kendini. Eleştiri olmayınca aynı düzlemde salınır durur. Bu bakımdan eleştirilmek edebiyatımızda önemsenmiş ve eleştirinin azlığından hatta yokluğundan şikâyet edilmiştir. Edebiyatımızda bir avuç öykü eleştirmeni var. Eleştirileri olgunlukla karşılayarak onlara cesaret vermeli ve öykü eleştirisinin yolunu açmalıyız.

Tek etki kuralını iyi kullanan Mehtap Altan, büyülü gerçekçi yaklaşımla kaleme alıyor öykülerini. Öykü, deneme, röportaj gibi alanlarda kalem oynatan yazarın vaka ağırlıklı öykülerini merakla beklediğimizi belirtmek isterim.

Mehtap Altan, Mistik Fısıltılar, Profil Yayınları.

Recep Şükrü Güngör

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2018, 01:46
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13