Rüya ile Başlayıp Rüya ile Biten Roman

Polisiye romanı andıran havasının yanı sıra buram buram iç çekişmelerin aşk acısıyla birleşmesinden oluşuyor Cem Sancar'ın Asmalımescit’te Cinayet'i. Hatice Kübra Karadeniz yazdı.

Rüya ile Başlayıp Rüya ile Biten Roman

Asmalımescit’te Cinayet, Kasım 2015’de Büyüyen Ay Yayınları’ndan ilk baskısını gerçekleştirdi. Toplam 216 sayfa ve iki bölümden oluşmakta. Yazarı Cem Sancar’ın daha önce bir hikaye, deneme kitabı ve roman daha var. İsimleri ise sırasıyla şu şekilde: Vatan Yahut Ben, Bırak Soğusun ve İndiragandi.

Öyle bir an düşünün, yaşadığınızı zannettiğiniz hayat sizi bütün anılarla birlikte yeniden geçmişe götürüyor. Hummalı geçen her dakika, her korku ve her ümit farklı dünyaların tesirinde kalmış ve yorumlaması uyandığınız an’a denk düşmüş. İşte biz buna “Asmalımescit’te Cinayet” diyoruz. Cem Sancar’ın ikinci özel romanı. Özel diyorum çünkü kendine has bakış açısıyla kurgunun farklı gözlerle ele alınışıyla bir çerçeve kurulmuş ve onun üzerinden devam ederek bir bütün halini almış. Dünü ve bugünü sadece anlatım ve tasvir üzerinden aktarmıyor. Toplumsal bazı esas noktalara vurgu yaparak sosyolojik bazı tespitlerde bulunuyor. Bu tespitler ise Kadir Kıymetbilir’in sözcükleriyle farklı bir şekilde yer alarak kitapta kendine bir yer buluyor.

Asmalımescit’te Cinayet kitabının arka kapak yazısını şuracığa alıntılayayım istedim: “Karaköy parkının balık-ekmekçisinin peçetesine yazdım: Ve bu gece, ömrümün git gelinden bir misal, ışıklı evliyalar inecek gönlümün yeşil parkına diye yazdım. Parktaki evsizlerin, garibanların, kalbi kırıkların, incitilmişlerin üstüne inecek diye yazdım. Kapıları şırak diye açan gizli duaları ayaklarında taşıyan güvercinler konacak avuçlarıma diye yazdım. Ben sizi bilmem! Eğer mümkünse, tadilatı bitmiş Arap Camii’nde olacağım. Bildiğim bir Bizans geçidiyle sır gibi karşı limana çıkacağım. Alınımı yıldızlara vuracağım. Adımı ‘Kadir Kıymetbilir’ koyacağım…” Buradan da anlaşılacağı gibi roman kahramanımızın ismi Kadir Kiymetbilir. Kendi içinde ve dışında verdiği mücadelelerle ayakta durmaya çalışırken pek çok durumla karşılaşıyor. Ve bu durumlar onun hayata dair sorduğu sorulara farklı yorumlar getirmesine sebep oluyor. Düşünüyor Kadir Kıymetbilir. Düşünüyor ve sorguluyor. Ayı zamanda bazı rüyalar görüyor! Belki de onu hayata dair koruyan tek şey uykuları ve rüyaları olmuştur. Kim bilir? Bu rüyalar onu hem korkunun hem de ümidin eşiğine götürüyor. Arada kalıyor adeta. Bir kapının eşiğinde. Bekliyor beklemenin ne olduğunu bilmeden.

Asmalımescit’te Cinayet iki bölümden oluşmakta. İlki kitabın genel konusunu anlatıyor, ikincisi ise genel gidişat ve sonuç bölümünden oluşmakta. Bölümlerin isimleri ise şu şekilde: İnsan İnsanın Hızır’ıdır; Yazana Değil Yazdırana Bak. Arka kapak yazısını andıran iki özet cümlesi var kitabın içerisinde. Ne hikâyenin tam içinde ne de büsbütün dışında. İki cümleden ilki. “İçindeyim, her yönündeyim. Etindeyim, arzundayım. Ağzını aç, aç ki doyurayım seni. Uzat boynunu uzat bana…” İkinci ise şu şekilde: “Gemileri ben deldim, çocukları ben öldürdüm, denizleri ben bitirdim. En büyük benim. Benim Mehdi, benim Yogi! Kitapların özüyüm, evrenin sesiyim. Kozmos geldiğinde, gemisiyle geldiğinde, seçilmişleri almak için yanımda dur, bin gemiye. Sana kurtuluş vaat ediyorum, sana evrenin üstünü vaat ediyorum. Yanlış doğru yok. Yanlış da benim doğru da! Diz çök, eğil önümde, aciz mahlukat, eğil, kapan toynaklarıma.”

Bir rüya ile başlıyor Asmalımescit’te Cinayet, bir rüya ile bitiyor

Bu kitabın yazısını yazmadan önce yazarla bir söyleşide buluşmak bana pek çok açıdan yazarı ve kitabı sorgulama fırsatı tanıdı. Ve bu yazıya da pek çok artı yönleri oldu. Kitabın gerçek bir olaydan esinlenerek yazılmış olduğunu öğrendim mesela. Ayrıca ithaf edilen kişi ve kurgunun etrafında dönen kişi isim olarak aynı şekilde yansıtılmıştı kitaba. Yani bir Balgın dolaşmıştı Asmalımescit’te. Hikâye ne kadar farklı olsa da kendinden pek çok şeyi içinde barındırmaktaydı. Bu bile yeterdi aslında kitabı ve o zamandaki bazı toplumsal olayları-durumları anlamak için. Bu düşünceler yumağında geçmişi ve geleceği anlamak, ona yön verebilmek insanın baktığı ve gördükleriyle ilişkiliydi. Bu ilişki yumağında pek çok farklı temas noktaları vardır. Bunların en önemlisi ise toplumdaki katmanlar. Ve bu katmanların arasındaki işleyiş ve düzen. Bir düzensizlik içerisinden bir düzen çıkıyor çoğu zaman. Kişiler ise kah buna yön veriyor kah buna yön oluyor. Kişilerden ziyade bu durum toplumun ana yapısını da içerisinde barındırmaktadır. Bunların hepsine farklı açılardan dem vurarak Balgın, yaşadığı zaman dilimi ve farklı zamanlara savruluşundaki önemli unsurlardan bahsederek bazı portrelerin arkasına gizleniyor. Bu giz onu araştırdığı kavramların arkasındaki gerçeklerle yüzleştiriyor. Bu gerçek ise onu bambaşka bir dünyaya atıyor.

Polisiye romanı andıran havasının yanı sıra buram buram iç çekişmelerin aşk acısıyla birleşmesinden oluşuyor Asmalımescit’te Cinayet. Neresinden tutsanız hayat kokuyor mesela. Bazen sokakların kaldırım taşında kendinizi Kadir Kıymetbilir’e karşı seyre dalmış bir şekilde yakalamış bile olabilirsiniz mesela. Bazen arkadaş muhabbetlerinin masasında, bazen ise Balgın’a hasret hasret bakıyor bile olabilirsiniz. Aynı zamanda sade bir dili ve anlaşılır bir yapısı var romanın. Anlamak için insanı yormayan cinsten. Ama soru işaretleri vuruyor bazen insanı on iki yerinden. İnce ve sanatsal tasvirleri insanı bir kez daha durumu ve hayali yeniden düşlemeye ve yorumlamaya itiyor.

Bir rüya ile başlıyor Asmalımescit’te Cinayet, bir rüya ile bitiyor. Gerisi İstanbul sokaklarından, Asmalımescit’ten payınıza ne düşeceğine bağlı. Yani nasip-kismet meselesi. Hadi hayırlısı…

Hatice Kübra Karadeniz

Yayın Tarihi: 13 Mayıs 2016 Cuma 16:25 Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2018, 16:54
banner25
YORUM EKLE

banner26