Ruha yabancıdır göğü göstermeyen kent

Ali Haydar Haksal, “Ruh Denizi”nde insan ruhunun gizli köşelerinde kalmış duygularını dile getiriyor.

Ruha yabancıdır göğü göstermeyen kent

Ali Haydar Haksal, kalemi elde tutmanın hakkını veren bir öykücü. Hemen her sahada verdiği ürünleriyle edebiyatımızın seçkin isimlerinden biri. Okur Kitaplığı'ndan çıkan Ruh Denizi'nde yabancısı olmadığımız acıları konu edinen hikâyeleri var. Üç bölümden oluşan kitapta, anlatım yoğunluğunda birbiriyle yarışan kısa öyküler yer alıyor.

Kendinin kurbanı olan insan

Ruh Denizi, insanı anlatıyor. Usta bir kalemin öykülerinden okuyorum insanı. Anlatım öylesine olması gerektiği gibi akıyor ki, bir anda ruh denizinin içinde buluyorum kendimi. Burası, iç çekişmeleri bol olan ve içinden söylenip dışarıya duyurulmayan cümlelerle dolu bir yer. Hesaplaşmalar, içte tutulan duygular, isyan eden bir ruh ve tüm bunların izlendiği bir ayna var. Yazar, insana bir ayna tutuyor ve kendini gösteriyor, olanca yalınlığıyla ve gerçekliğiyle. Orada sahte gülüşler ve yaşanılmamış mutlulukların sevinci yok. Günahlar gösteriliyor, insanı eski halinden uzaklaştırıp bir daha eskisi gibi olmaya fırsat bırakmayan günahlar...

Hüzün ve acı öykülerde hayat buluyor

İnsan ruhunun çetrefilli köşelerinde, dolambaçlığında kayboluyorum okurken. Kendini arayan, çıkmaz sokaklarda kaybolan, sürgün günlerini yaşayan, ağır imtihanlar karşısında yenilen insanlar... İnsan denen varlık nasıl bir şey ki, anlaşılması bu kadar güç olabiliyor, içinde birçok tezatı barındırabiliyor. Bir yanıyla dibine kadar acıyı yaşarken, bir yanıyla da umut etmeye devam ediyor.

Ruh Denizi'ndeki öyküler hep bir hüzün içinde akıyor. Ruhumuza en tanıdık gelen duygu... Yüreği yanan insanın en iyi bildiği şeydir bu. Gidişlerden sonra kalışların anlamsızlığı ve olamayışların acısıdır kitaptaki. Bir gidişler yakar ruhu, bir de ölümler. Doktorun soğukkanlılıkla verdiği ölüm haberinin çocuk ruhunda açtığı yaranın sarsan acısı. Ölüme yürüyen, daha ölümün ne olduğunu bile bilmeyen bir çocuktur. Kendini tanımadığı ızdırabın içinde bulan çocuk mu ezilmiştir bu haber karşısında, yoksa yanındaki babası mı erimiştir? Kim kime güç verecektir şimdi?

Ruha en yabancı yerdir göğü göstermeyen kent

Bir de yalnızlık... Öyle bir yalnızlık ki bu, metropolün kargaşası bile avutamıyor onu. Kentin insan ruhuna yaptığı işkenceler, atıyla kente giren eskilerden kalma bir insanın hayretleri eşliğinde anlatılmış ki bir öyküde. Yabancısı olduğu, düşlerinde olmayan bir yerdir burası. Duvara çarptığında anlar burada barınamayacağını. Kent insana acı verebilir, belki de ruhumuzun kendini en yalnız hissettiği yer kenttir. Gökyüzünü görememeye alışkın değildir çünkü. Ruhuna yabancıdır kentin betonları. Farkında olmasak da kuruyordur aslında günden güne ruh. Ruhsuz bir yerde hangi ruh yaşamak ister ki? Kendisi olmak, özgür olmak mümkün değildir burada. Geçmiş zamanlardan kalma bir ruhun şaşkınlığı vardır şimdi, kente giren insanın üzerinde.

Köyde kurulan büyük adam olma hayalleri

Kitabın son bölümünde, yazarın kendi hayatından yaşanmış kesitler olduğunu düşündüğüm hikâyeler var. Tatil dönüşü karlı kış gününde menzili yatılı imam hatip okulu olan, Hasköy ile Elazığ arasında geçen yolculuk ne de meşakkatlidir. O dönemin şartlarında okuma sevdası için yollara düşmek, epey bir mücadele de gerektiriyor kendi içinde. En zor olanı ise köyde kalan anneden ayrılmaktır ki, gözün arkada kalması işten değildir. O anne ki, baba olmadan büyütüyordur çocuklarını. Hayatın yükünü kaldıramıyordur kimi zaman. Bu sebeple kitaba verilen her para lükstür ve kitap almayı çok istemesine rağmen kendisini tutması gerekir genç kitap düşkününün. Yazar, duygu yoğunluğunu abartıya gerek duymadan öyle dolu dolu aktarıyor ki etkilenmemek elde değil.

Köy hayatının güçlüğünü bir yana koyarsak, hayatı kitaplardan değil yaşayarak öğrenmenin avantajını görebiliriz. Köyün kendine has kuralları, çocuk yaşta çoban olma zorunluluğu Ali Haydar Haksal'ın öyküleriyle bize ulaşıyor. 60’lı yıllardaki köy hayatıyla ilgili ipuçlarıyla beraber, doğuda değiştirilen köy, mezra isimleri hakkında da fikir veriliyor. Sadece resmi yazışmalarda kullanılan, köylü tarafından bir türlü kabullenilmeyen isimler bunlar.

Ali Haydar Haksal samimi ve sıcak üslubuyla bizi Ruh Denizi'ne davet ediyor. İcab etmek ise bize düşüyor.

Ayşegül Sena Kara okudu

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 09:54
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13