Rıhle dolu dizgin 7. sayısında

Dr. Ebubekir Sifil`in editörlüğündeki Rıhle dergisi ilgi çekici yeni sayısıyla karşımızda..

Rıhle dolu dizgin 7. sayısında

Laboratuara ceketini dışarıda bırakarak giren bilim adamı örneğini bilmeyen yoktur. Bilimde “tarafsızlık”ın önemini vurgulamak için bu misali verirler. Bir ilahiyatçının nasıl tarafsız olabileceğini düşünmüşümdür hep. Müslüman bir tarihçinin nasıl kalbini bir tarafa koyarak bir şeyler söyleme derdine düşebileceğini…

10397

İlahiyat Fakültesindeki derslerimizden birinde bir meselenin aslını sorduğumuzda hocamızın verdiği cevap hayli ilginçti:  “Meseleye bir Müslüman gibi yaklaşacak olursak dediğiniz doğru; lakin biz burada bilimsel konuşmak zorundayız.”* Aziz milletimiz yıllarca, meseleye (Kur`an, Sünnet, Medeniyet ve Hakikate) bilim adamı gibi yaklaşanları dinlemek zorunda bırakıldı. İlahiyat fakültelerinde; ilim değil bilim konuşuldu. Hocalar profesör oldular; ama âlim olamadılar. (Arkadaşımızın bu cümlelerine katılmak pek kolay görünmüyor! Acaba İlahiyat Hocalarımızın ne kadarı dinsel bir ciddiye içinde idiler, ne kadarı bilimsel bir ciddiyet içinde idiler?! Biz her ikisinden birini de, ikisini de üzerinde taşıyanlardan razıyız! (gyy'nin haber arasına sızan notu)) 

Cesur olmak zor iş vesselam

Bizdeki araştırmacıların kahir ekseriyetinde görülen şey cahil cesaretidir. Hiçbir derinliği, mesnedi ve samimiyeti olmayan oryantalist özentisi makaleler yayınlanıp duruyor. “Bizde şu yok, bu yok”, “Hiçbir şeyi becerememişiz”, “Adamlar yapmış abi!” gibi klişelerle işi kotarmaya çalışanlar, yarım yamalak Arapçalarıyla okudukları eserlerin yanlışlarını (!) sayıp dökenler ve geçmişi bir kalemde silip atanlar; öz kültürlerine şarkiyatçıların ve işgalcilerin yapamadıklarını kendi elleriyle yapmaktadırlar. 

10395Dr. Ebubekir Sifil`in editörlüğünü yaptığı Rıhle Dergisi; bütün bu özensizliklere ve kütüphaneye, laboratuvara girer gibi girenlere karşı kurulan, ayaklarını bu topraklara basarak konuşmayı tercih eden esaslı bir dergidir. Sayfalarını besmele ile açan, önsözünde İslam dünyasının buhranlarından, Felluce katliamlarından, İran`ın nükleer çalışmalarından, Pakistan medreselerinden, Afganistan işgalinden, daha da önemlisi zihinsel işgallerden bahsede(bile)n, Gazze direnişine ve ümmetin acziyetine dikkat çeke(bile)n güzel bir dergidir. Varlığın anlamına, eşyanın hakikatine ve köklerimize dair bir şeyler söyleme derdindedir. Akademin içinde boğulmadan kanayan yerlerimize dikkat çekebilmenin uğraşısındadır. 

Esaslı kişiler; esaslı yazılar

Hem Türkiye`nin hem de İslam dünyasının esaslı mütefekkir, şair ve âlimlerini Rıhle sayfalarında görebilirsiniz: Tahsin Görgün, Yusuf Kaplan, İsmet Özel, Abdurrahman Arslan, Mehmet Bayrakdar, Muhammed Avvâme, Misbahullah Abdulbakî el-Afganî ve Muhammed Mîrâ Sâhib… Bir bakıyorsunuz İsmet Özel`le Hadis üzerine konuşmuşlar, bir bakıyorsunuz Hamas'ın Suriye'deki lideri Halid Meş'al ile Kur`an üzerine konuşmuşlar, bir bakıyorsunuz Ömer Muhtar`ı anlatıyorlar… 

Sipesifik konular Rıhle'nin harcı

Daha önce “Din ve Değişim”, Sünnet”, “Modernizm”, “Kuran”, “ Fıkıh ve Hayat” gibi hayatî derecede önem arz eden konuları kapağına taşıyan Rıhle, yedinci sayısında “Sahih İslam Çizgisinin Kilit Kuşağı:  Sahabe” kapak konusuyla okurlarının karşısına çıktı. 

10398

Annesinin rahatsızlığı  sebebiyle bu sayısı Sifil`siz çıkan Rıhle; Talha Hakan Alp`in “Sahabe Tarifindeki İhtilafın Sahabe Tasavvuruna Etkisi” yazısıyla açılıyor. Dergide Suriyeli davetçi ve ilim adamı Muhammed Ebu'l-Hudâ el-Yakûbî Hocayla yapılan mülakat dikkat çekiyor. Tezakir bölümünde Abdullah Zerrar Cengiz, Hint Alt Kıtasında Bir Evliya Çelebi, Büyük Dava Adamı, Ebu’l-Hasan Ali en-Nedvî el-Hasenî başlığı altında en-Nedvi’nin 1956 yılında gerçekleştirdiği Osmanlı’dan sonra tesis edilen Türkiye Cumhuriyeti ziyareti ve izlenimlerini ele alıyor. M. Fatih Kaya, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan. Prof. Dr. İyâde b. Eyyûb el-Kubeysî, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Tahir Dayhan (intikad), Muhammed Salih Ekinci; Rıhle`nin bu sayısında okuyabileceğiniz isimlerden sadece bir kaçı.

Hasıl-ı kelam Rıhle, yedinci sayısında da dolu dolu ve ilginizi bekliyor.

 

Mustafa Esen rıhlenin başında gyy tarafından sigaya çekildi.

mustafaesen07 at gmail.com

 

*GYY'nin soru ve uyarısı: Mustafa Esen kardeşimizin tüm İlahiyatları itham eden bu yaklaşımına katılmak kolay değil. En azından hangi İlahiyatta hangi hocasıyla bu diyaloğu gerçekleştirdiğini belirtmesi belki (bilimsel değil ama) daha sahih bir bilgiye ulaşmamıza vesile olabilirdi. Moderniteye tepkimiz bizi hak yemeye, haddini aşan ithamlara götürmemeli!

 

Yayın Tarihi: 11 Ocak 2010 Pazartesi 10:12 Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2010, 12:08
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
osman durmuşoğlu
osman durmuşoğlu - 11 yıl Önce

lakin mustafa hocanın bütün ısrarlarına rağmen hale abone olamadık. inşallah 2010 yılında obone oluruz:)

Melih Koşucu
Melih Koşucu - 11 yıl Önce

Mustafa Esen kardeşimi tebrik ve sevgili gyy mizi notundan dolayı tebrik ediyorum. Böyle olumlu çalışmaların da devamını diliyorum. Elbette ilahiyatta pek kıymetli hocalarımız vardır. Onları çok severiz. Ancak zihni batılı kalıplarla işleyen teologların yapmaya çalıştığı tahribatı görmeli insanlar...

Abdurrahman
Abdurrahman - 11 yıl Önce

İlahiyat fakültelerindeki hocaların kahir ekseriyetinin [ki geleneğin kalesi(!) denilen Marmara bu haldedir] aklîlik ile bir problemlerinin olduğu, dinî bir meseleye ilmî değil bilimsel yaklaşmayı esas aldıkları, yani vahyi değil aklı önceledikleri, bir bakıma modern Mutezilî oldukları bir hakikatin ifadesidir. Rıhle, meydanın boş olmadığını modern algının esirlerine gösterdiği için bizatihi kıymettârdır efendim; selametle..

m.karadas
m.karadas - 11 yıl Önce

Yazıda rıhle dergisi hakkında yazdıklarınıza üzülerek hiç katılmıyorum. Zira mantık olarak sahih bir çizgi koymak yerine bu cabası olan insanlara karşı engel olmak ve gayri sahih gelenek oluşturma cabası ön planda. Bu dergide gördüğüm ebubekir sifil . taha alp vb. yazarlar özellikle kurani hakikatleri halka ulaştırma cabasında olan Hayreddin Karaman, M.İslamoglu vb. araştırmacı müslümanların çalışmalarını eksik bulma güdüsüyle karalayan insanlar.

mustafa esen
mustafa esen - 11 yıl Önce

yazının giriş kısmındaki ifadeler; gyy`mizin de ifade ettiği gibi maksadını aşmış... burada bahsi geçen diyalog ankara ilahiyatta nahide bozkurt`la gerçekleştirilmiştir. elbetteki bütün ilahiyat fakültelerini itham etmek ve genelleme yakmak hakkaniyetle bağdaşmaz. bütün ilahiyat fakültelerinde sevdiğimiz, hürmet ettiğimiz hocalarımız vardır... allah onlardan razı olsun.

Ali Sözer
Ali Sözer - 11 yıl Önce

Rıhle çok yerinde konularla okurun karşısına çıkıyor. Konuları ehl-i sünnetin anlayışına göre, sahih kaynaklara göre ve geleneğe göre işliyor, ele alıyor. Birilerinin bozmakta olduğunu, bozmaya çalıştığını düzeltmeye çalışıyor. Allah onlardan razı olsun.
Ayrıca burada hariçten gazel okumak her iki taraf için de sağlıklı değil. Sözü olun Rıhle'nin yaptığı gibi makalelerle sözünü söylesin. Gerisi ma-layanidir.

Veysel
Veysel - 11 yıl Önce

Rıhle Dergisi sloganında oldugu gibi Varlığın anlamına, eşyanın hakikatine ve köklerimize dogru sessiz ve güçlenerek yolculuguna devam ediyor bu yolculukda herkese yer var.

Ali Sözer
Ali Sözer - 11 yıl Önce

Belki yeri burası değildir fakat ilahiyat ve ilahiyatçılar mutlaka tartışılmalıdır. Zira ilahiyatçıların "kahir ekseriyeti" alim değil, ünvan sahibi bilim adamları. Klasik kaynakların birçoğundan habersizler ve aslından okuyamayacak, ifade farkını fark edemeyecek kadar Arapça da bilmiyorlar. Bunda Türkiye'nin de etkisi var tabi. Sonra çıkıp mangalda kül bırakmıyorlar. Mesele de bu işte.
Bunlar tartışılmalı, tabi sadece ilahiyat değil diğer akademik kadrolar, alanlar da tartışılmalı.


banner26