banner17

Rasim Özdenören'in en çok sevilen 10 kitabı

Sitemizin yazarlarına ve Dünyabizim okurlarına 'Rasim Özdenören'in en sevdiğiniz kitabı hangisi' diye sorduk. Anketimizin sonuçlarını ve sonuçlar üzerine Ömer Yalçınova'nın yaptığı değerlendirmeyi haberimizde bulabilirsiniz.

Rasim Özdenören'in en çok sevilen 10 kitabı

Geçtiğimiz günlerde Dünyabizim'de Rasim Özdenören'nin hangi kitabının daha çok sevildiğini ölçme amacıyla bir anket yaptık ve "Rasim Özdenören'in en sevdiğiniz hikaye kitabı hangisi" diye sorduk. Bu anketimizin iki ayağı vardı. İlkin Dünyabizim yazarları mail grubunda yazarlarımıza sorduk en beğendikleri kitabı. Sağolsunlar yazarlarımız geniş bir katılımla hangi kitapları daha çok beğendiklerini bize ilettiler. Sitemizin anket kısmında da bu sefer Dünyabizim takipçilerine, okurlarına aynı soruyu yönelttik. Sonra anketimizde ulaştığımız verileri topladık. Yüzdeleriyle birlikte aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.

Sonuçların akabinde, sitemiz yazarlarından yayın kurulu üyemiz Ömer Yalçınova'nın sonuçlara dair kaleme aldığı derinlikli değerlendirme yazısını okumanızı özellikle salık veririz. Kendisine de bu değerlendirmesi için ayrıca teşekkür ediyoruz. (Dünya Bizim)

Düşüncenin Kolayca Edinilebileceğine İnanıyoruz

Ömer Yalçınova

Dünya Bizim ekibi olarak yaptığımız anketin bilimsel olmadığını biliyoruz. Bilimsel bir anket için araya yaş aralığı, eğitim düzeyi, kitap okuma sıklığı… gibi soruları da sıkıştırmak ya da anket yapacağın kitleyi sınırlandırmak gerekir. Bizim anketimize her yaştan, her eğitim düzeyinden, her tür okuyucu cevap verdi. Bunların içinde lise öğrencileri de vardır, belki doktorasını bitirmek üzere olan öğretim görevlileri de. İlahiyat öğrencileri de vardır, biyoloji öğrencileri de. O yüzden aslında anketimiz geneldir. Diğer ifadeyle net, şaşmaz sonuçlara sahip değildir. Dolayısıyla üzerine yapacağımız yorumlar da öyledir.

Düşünce kitapları mı, edebi eserler mi?

Fakat şunu söylemeden de geçemeyeceğim. Dünya Bizim’in Rasim Özdenören kitapları üzerine gerçekleştirdiği anket, bilimsel yöntemlerle yapılsaydı, üç aşağı beş yukarı aynı şekilde sonuçlanırdı diye tahmin ediyorum. Çünkü bilimsel yöntemde hata payı bırakılır. Kullanılan araçların uygunluğu, hassaslığı göz önünde bulundurulur. Sosyoloji veya edebiyat alanındaki araştırmalarda ise sorunun amaca uygunluğu ve muhatabı tarafından doğru anlaşılıp anlaşılmadığı hesaba katılır. Sonuçların sanırım belli bir oranda alt ve üstü düşünülerek yorumlanır. Biz zaten “sevmek”ten söz etmişiz, o şekilde sormuşuz. Yani sınırlandırıcı, sayıya vurulur cinsten değil, genel bir soru. Bu yüzden yaptığımız anketin sonucuyla, bilimsel yapılacak anket sonucunun ayrıntıda farklı, genel bağlamda ise aynı çıkacağını söyleyebiliriz.

Emin olmak için, çalışmakta olduğum kütüphanenin kayıtlarına bakıyorum. Acaba Rasim Özdeönren’in hangi kitabı daha çok ödünç verilmiş diye. Dünya Bizim anketiyle kütüphane kayıtlarının sonuçları neredeyse aynı. Kütüphaneden daha çok liseliler ödünç kitap aldığı için hikaye kitaplarının yüzdesinde artış var.

Hikaye kitaplarını daha çok ortaokul, lise ve üniversite öğrencileri okuyor. Düşünce kitaplarını ise otuz yaş üstü kişiler. Acı bir gerçek! Zaten bizim insanımız otuz yaşından sonra şiir, hikaye veya roman okumayı kendilerine zül sayar. Böyle düşünen ve hareket eden insanların “düşünce”den ne anladıkları problemlidir, o da ayrı bir dava. Bir edebiyat öğretmeni, kendisiyle yaptığımız bir sohbette “artık roman veya hikaye okuyacak yaşı geçtim, deneme kitaplarıyla uğraşıyorum” derken, ne demeye çalıştığını anlayamamıştım. Şimdilerde ardı ardına romanları çıkan bir yazarımız zamanında şiir yazmayı bıraktığını, daha ciddi şeylerle uğraştığını değişik bir tonda belirttiğinde de aynı şaşkınlığı yaşamıştım. Ciddi şeylerden kastı roman değildi. Siyasi bir dergide deneme yazmaktı. Demek ki halen roman ve hikaye okumak, ülkemizde boş vakitlerini eğlenceli bir şekilde değerlendirmek anlamına geliyor. Bunları Dünya Bizim anketinin isabet yüzdesini onaylamak, çıkan sonuca şaşırmadığımı belirtmek için yazıyorum.

Türkiye'deki okuyucu kitlesinin resmi

Ankete gelince. Bir hikaye yazarının en çok sevilen üç kitabından biri roman, diğer ikisi deneme. İlginç değil mi? Demek ki Rasim Özdenören kötü bir hikayeci, o yüzden onun hikaye kitaplarından ziyade denemeleri ve romanı beğeniliyor, diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Diyemediğimize göre, halkımız, yani okuyucular edebiyattan anlamıyor, Rasim Özdenören’in en kaliteli, estetik kitapları hikaye türünde olanlardır, edebiyattan anlayanlar bunları sevmelidir, diğerlerini daha çok sevdiklerine göre edebiyattan, estetikten, kaliteden anlamıyorlar, diyebilir miyiz? Aslında Rasim Özdenören kaliteli bir yazardır. O yüzden kendini hikayeci olarak vasıflandırmış olsa bile yazdığı her şeyde bu kaliteyi görebiliriz. Onun hikayelerindeki estetik, diğer kitaplarında da vardır. Aslında halkımız estetikten anlıyor. Ama “denemeci Rasim Özdenören”i “hikayeci Rasim Özdenören”e yeğliyor, bu da okuyucunun ruh haline, düşüncelerine, dünya görüşüne özgüdür, diyebiliriz miyiz?

Bu soruların her birine evet veya hayır diye cevap verdiğimizde ayrı sonuçlara ulaşırız. Ya da şunu yapabiliriz: En çok sevilen ilk üç kitabı görmezden gelip, diğer kitaplarla ilgili çıkan sonuçlara yoğunlaşabiliriz. Sonuçta Gül Yetiştiren Adam romanı Rasim Özdenören’in ismiyle özdeşleşmiştir. Kitabı okumayanlar bile ismini bilir. O yüzden onu saymayalım, bilinen bir şey ne de olsa. Müslümanca Düşünmek Üzerine Denemeler ve Kafa Karıştıran Kelimeler de Rasim Özdenören’in yıllardır sürdürdüğü köşe yazarlığına bağlanabilir, onları da saymayalım. Bakalım ilk üçten sonrakilerin yüzdesi kaçmış.

Yüzde üç ve üzeri oylanan dokuz kitaptan üçü hikaye, altısı deneme kitabı. Yarı yarıya oylanmış. Sıralamada ilk altı, deneme-hikaye, deneme-hikaye diye gidiyor, yedincide deneme-denemeye dönüyor. İlk üçte de böyleydi. Biri roman diğer ikisi deneme. Sıralama deneme-roman-deneme şeklindeydi. Demek ki Rasim Özdenören’in deneme kitapları, sanat eserlerinin iki katı kadar fazla rağbet görüyor. Fakat hikaye kitaplarına gösterilen rağbet de ondan aşağı kalır değil. Denemenin ardından hemen hikaye geliyor. Bu, popüler kitaplarında da böyle, diğer kitaplarında da. Haftada iki kez köşe yazısı yazan bir yazar için normal bir oran. Türkiye’deki okuyucu kitlesi düşünüldüğünde de normal.

Anketten çıkan başka bir sonuç: Rasim Özdenören’in edebiyat üzerine yazdığı denemelerden [Ruhun Malzemeleri (% 3), Yazı, İmge ve Gerçeklik (% 2,2)] ziyade siyasi, dini, içtimai düşünce ve olaylar üzerine yazdığı denemelerin [Müslümanca Düşünmek Üzerine Denemeler (% 24,4), Kafa Karıştıran Kelimeler (% 5,9)] daha çok sevildiğini de belirtelim.

Dünya Bizim’in anketi Rasim Özdenören’in kitaplarından ziyade Türkiye’deki okuyucu kitlesiyle ilgili fikir verir. Bence anketten çıkaracağımız sonuç; yukarıda belirttiğimiz gibi edebiyatla uğraşmakla düşünceyle uğraşmanın ayrı şeyler olarak değerlendirildiğidir. Çoğu kimse için edebiyat gençlikte oyalanılacak, daha sonra bırakılacak, eğlence kabilinden uğraşlardır. Kimse düşünce edinmek için edebiyat kitaplarına başvurma gereği duymuyor. Onlar için deneme, kısa yoldan fikir edindikleri, aşı gibi, serum gibi bir şeydir. Edebiyat ise kişiye dolaylı yoldan uzun vadede fikir veya dünya görüşü kazandıracak bir alan olarak değerlendiriliyor. Demek ki halen düşüncenin kolayca edinilebileceğine inanıyoruz, tembelliğimiz revaçta. Onun için gereken emeği, çileyi, çalışmayı göze alamıyoruz.

 

Güncelleme Tarihi: 16 Nisan 2016, 14:38
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20