Ramazan Kayan Hoca artık fahri bir Roman

Ramazan Kayan Hoca'nın Nebevi Bir Eylem Davet adlı kitabı, Bir davetçinin nasıl olması gerektiği ve tebliğin inceliklerinin anlatıldığı güzel bir kitap. Şakir Gönülce yazdı..

Ramazan Kayan Hoca artık fahri bir Roman

Ramazan Kayan Hoca'nın Nebevi Bir Eylem Davet adlı kitabı geçen aylarda Çıra Yayınları arasında okuyucuları ile buluştu. Bir davetçinin nasıl olması gerektiği ve tebliğin inceliklerinin anlatıldığı güzel bir kitap. Okuyanların kendilerini sorgulamaları ve yeni bakış açıları geliştirmeleri açısından çok önemli bir kitap. Ramazan Hoca “ben müslümanım” diyen herkesin tebliğde bulunması gerektiğini vurguluyor, satır aralarında. Hoca, davetçinin nasıl davranması, hangi donanımlara sahip olması gerektiğini de detaylarıyla aktarıyor okuyucusuna.

Ramazan Hoca bir davetçinin öncelikle kendisini geliştirmesi gerektiğini, yaşantısında son derece samimi ve ihlaslı davranması gerektiğini düşünüyor. Kadın-erkek ayırımı da yapmıyor. Özellikle kadınların İslami duruşlarından ödün vermeden davet saflarında olması gerektiğini, aksi takdirde bu nebevi eylemin güdük kalacağını düşünüyor. Allah katında erkekliğin ya da kadınlığın bir üstünlük teşkil etmediğini, üstünlüğün ancak takvada olduğunu tekrar hatırlatıyor bizlere. Hedef kitle olarak da “insanın bulunduğu tüm coğrafya” diyerek tüm insanları din, dil ve renk ayrımı yapmadan her davetçinin kucaklaması gerektiğini anlatıyor. Anlatırken de kendi yaşadıklarından ilginç kesitler sunuyor.

Ramazan Hoca nasıl fahri bir Roman olmuş?

Ramazan Hoca 2010 yılında Edremit'ten bir davet alır. Bu bölgeden ilk defa teklif alan hoca, buraların ihmal edildiği düşüncesiyle teklifi hemen kabul eder. Birkaç arkadaşı ile yola koyulur. Edremit'e ulaşınca kenar bir mahallede mütevazı bir evde ağırlanır hoca ve arkadaşları. Hal hatır ettikten sonra yemek ve diğer ikramlar gelir. En dikkat çekici şey ise insanların çok heyecanlı olmalarıdır. Bu heyecan Ramazan Hoca'nın dikkatinden kaçmaz. Yemekten sonra tanışma faslına geçilir. Orada bulunanlar “Hocam biz Edremitli Romanlarız, Allah bizlere hidayet etti, Müslüman olduk. Kendimizi nasıl geliştirir, dinimizi daha güzel nasıl yaşarız arayışı içindeyken size ulaştık. İcabet ettiğiniz için teşekkür ederiz” derler.

“Biz Edremitli Romanlarız” sözü hocada derin bir hüzne sebebiyet verir. “Allahım beni affet” der. Bu insanları nasıl olur da yıllarca ihmal ederiz, diyerek toplumsal sorumluluklarını sorgulamaya başlar. Bu ön yargıların kurbanı sadece Romanlar mıdır? Bu ülkede yaşayan milyonlarca insanı çeşitli etnik köken ve mezhep farklılığı yüzünden ihmal etmedik mi?

Evden çıkıp derneğe giderler, esmer ama gözleri ve gönülleri huzur dolu Roman kardeşler salonu doldurmuşlar. Ama en ilginç olay sohbetin tam orta yerinde birkaç vatandaşın salona girmesiyle gerçekleşir. Salona sonradan gelenler, Ramazan Hocanın sohbet vereceğini duyan Gelibolulu Romanlardır. 220 km'lik yolu ancak aşabilmiş ve sohbetin ancak bir kısmına yetişebilmişler. Şu insanların samimiyetine ve İslam'a susamışlığına bir bakın... Gelibolulular Ramazan Hocayı ayrıca davet ederler. İlerleyen tarihte Ramazan Hoca Gelibolu'da da bir sohbet verir. Sohbetin ilk cümlesi ise “Sizi seviyorum, size imreniyorum, eğer kabul ederseniz, ben de fahri bir Roman olarak sizinle olmak istiyorum” olmuş... Hocanın fahri Romanlığı o gün başlamış.

Tarihte her hareket bir kişinin ayağa kalkmasıyla başlar

Bu dönüşüm 1992 yılında Gelibolu'ya gelen bir asteğmen ile başlamış. Bu değerli ve bilinçli Müslüman Romanların arasına karışmış, onların çaylarını yudumlamış, ders halkaları oluşturmuş ve gerisi Allah'ın hidayeti... Bu değerli Müslüman o dönem irticai faaliyetlerden dolayı hapse bile atılmış ama yılmamış. Bugün Elazığ'da bir ilkokulda öğretmenlik görevine devam ediyor.

Böyle bir güzellikten sonra kelimeler anlamını yitiriyor, cümleler kifayetsiz kalıyor. Ne diyelim, öncelikle Elazığlı kardeşime yürekten bir dua etmek geliyor içimden, Allah senden razı olsun... Ramazan Kayan Hocaya da bu kıymetli kitabı bizlere sunduğu ve sorumluluklarımızı hatırlattığı için teşekkür ediyorum. Allah ondan da razı olsun...

Kitabı okursunuz ya da okumazsınız, o size kalmış. Ama kitabı okumaya karar verirseniz eğer yanınıza birkaç tane kalem almayı ihmal etmeyin. Altını çizecek o kadar çok yer var ki...

Şakir Gönülce yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 10:58
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13