Rabıta nedir, ne değildir?

Tasavvufun dikkat çeken, merak edilen konularından birisi de rabıtadır. Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi tarafından kendisine hadis ve tasavvuf izâceti verilen Şahver Çelikoğlu hanımefendinin Rabıta kitabı bu konuda kaleme alınan eserlerdendir. Efdal Okçu yazdı.

Rabıta nedir, ne değildir?

1937’de Eskişehir’de dünyaya gelen Şahver Çelikoğlu, tefsir, usûl-i fıkıh, fıkıh, akaid, hadis ilimleri yanında edebiyat ve mûsikî de tahsil etmiş çok yönlü bir âlimedir Mehmed Zahid Kotku Hazretleri ile Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendilerin tedrisinden geçmiş olan Şahver Çelikoğlu, M. Es’ad Coşan Hocaefendi tarafından da bizzat hadis ve tasavvuf dersleri icâzeti almıştır. Malhatun ve Arifan derneklerini kurmuş, çokça talebe yetiştirmiş, otuza yakın eser vermiştir. Yetiştirdiği yedi tane hadis hafızı, 4400 tane hadîs-i şerîfin Arapça metnini, Türkçe meâlini ve râvisini ezberlemiştir. Şahver Hanımefendinin öğrencilerinden Hilmiye Ketenci’nin naklettiğine göre Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir bu çocukların dünyada tek olduğunu ifade etmiştir. Ömrünü iyi ve güzel ahlâklı insanlar yetiştirmeye adayan Şahver Çelikoğlu, 5 Ocak 2018’de Eskişehir’de vefat etmiştir.

Rabıta bir soru-cevap kitabıdır

Şahver Çelikoğlu’nun Rabıta kitabı bir soru-cevap kitabıdır. Hanımefendilerin, daha ziyade rabıta ile ilgili muhtelif sorularına verilen cevaplardan meydana gelmiştir. (Soru-cevap biçimindeki kitapların, tam olarak öğrenilmek istenen can alıcı noktaları içeriyor olması kayda değerdir.)

Rabıta, Şahver Çelikoğlu’nun öğrencisi Gülsen Güler editörlüğünde zarif bir ve tasarımla okuyucuya sunulmuştur.

Kitapta önsözün ardından yaklaşık 55 soru-cevap yer almaktadır. Rabıtanın ne olduğu ile başlayan sorularla birlikte zikir, nefs, rüyalar, letâif, halvet, müşâhede, hatme-i hâcegân gibi farklı konularda soru ve cevaplar da bulunmaktadır. Bu sorular uygun bir kompozisyonla sıralanmıştır. Söz konusu sorulara verilen ayrıntılı cevaplarla, Rabıta kitabı enikonu müstakil bir tasavvuf kitabı özelliği gösterir. Kitabın bir özeti ve değerlendirmesi mahiyetindeki sonuç bölümü de bu yönüyle kitabın tamamlayıcısıdır.

Rabıta kalbi sevilene bağlamaktan ibarettir

Rabıtayı âyet-i kerîmeler, hadîs-i şerîfler ve İslâm tarihi ile temellendirerek açıklayan Şahver Çelikoğlu’nun Rabıta kitabı, daha evvel yazılan eserlerden de istifade edilerek hazırlandığı için oldukça kapsamlıdır. Hemen her tarikatte şart olan rabıta için Çelikoğlu; “Allahu Teâlâ’ya, O’nun Resûlü’ne ve velî kullarına duyulan sevgiden ibarettir. Nasıl sevgi; sevgilinin hayalini, güzelliğini, şahsını, sıfatlarını, hâl ve hareketlerini, yüz hatlarını düşünerek kalbi sevgiliye bağlamaktan ibaret ise rabıta da öyledir.” der. Seven sevdiğine benzemek ister; mürid de rabıta ile kendisinden çok iyi olan birisini benimser ve ona benzemeye çalışır. Nitekim kitaptaki bazı soru sahiplerinin bahsettiği hâller okuyucuyu imrendirecek türdendir.

Sahabilerin hayatında rabıta var mıydı?

“Hz. Peygamber (sas) Efendimiz’in ve ashâbının (ra) hayatında rabıtayı görmek mümkün müdür?” sorusunu açıklarken Şahver Çelikoğlu şu hususa dikkat çeker: “Sevgi ve muhabbetten kaynaklanan rabıta sahabe, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn (ra) hazretlerinde zorlanmaksızın kendiliğinden meydana geliyor, ayrıca onlara uyarıcı bir ikazda bulunulmuyordu.” Çelikoğlu, araya uzun zamanın girmesiyle kalplerin lekelendiğini ve sevginin azaldığını hatırlatır. Bu sebeple meşâyıh, müridlerini ikaz eder, rabıtanın nasıl yapılacağını açıklar ve müridlerinden rabıta konusunda çalışmalarını ister. Rabıta sevginin sürekliliğini ifade eden bu bağdır, onun için bu bağı devam ettirmeye ihtiyaç vardır.

Rabıtadan maksat Mevlâ’ya ulaşmaktır

İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına yapılan ibadete denir. Allahu Teâlâ’nın bizi her an gördüğü duygusunu yalnızca ibadette değil, her an her şeyde bilmek gerektir. Rabıtada, “Görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan…” şahsiyetlerle manevî bağ kurulur. Allahu Teâlâ hazretleri hatırlanmış, zikredilmiş olur. Rabıtadan maksat da Yüce Mevlâ’ya ulaşmaktır. Şahver Çelikoğlu, sohbet edebine uygun bir biçimde yapılan rabıtanın sâliki maksadına erdireceğini söyler.

Zikir, bütün tarikatlerde aslolan bir rükündür. Yüce Allah’ın kullarına en büyük lütuflarından birisi de zikirdir. Zikredenin, mürşidinin huzurundaymışçasına zikretmesi zikrin tesirini artıran en önemli edeplerdendir.

“Edep, zâhir ve bâtın terbiyesidir”

Rabıta kitabındaki ağırlıklı konulardan birisi de edeptir, rabıta daha çok “edep” ile anlatılmıştır. Şahver Çelikoğlu edebin muhafazası konusunda, “Edep, zâhir ve bâtın terbiyesidir.” der. “Edep, var olan gücün harekete geçirilmesidir.” Her an edebi muhafaza etme kabiliyeti kazanmak için de hem zâhiren hem bâtınen terbiye edilmek gerekir. Çünkü ilim dahi edeple anlaşılır. Ayrıca Çelikoğlu’nun Abdullah b. Mübârek (ks) hazretlerinden naklettiği; “Hizmetteki edep, hizmetten daha yücedir.” sözü de edebin kulluktaki yerini göstermesi açısından önemlidir.

Eserin tanıtımı için kitaptaki bazı soruları paylaşmak faydalı olacaktır: “Mürşidler müridlerin her hâllerinden haberdar olurlar mı? Zikir yaparken devrâna girmek caiz midir? Rabıta, mürşidlerin sûretlerine mi yoksa ruhaniyetlerine mi yönelik olacaktır? Müçtehid mezhep âlimlerinin de bir mürşide ihtiyaçları var mıdır? Zikr-i erre diye bilinen zikirleri caiz midir?”

Bunlara benzer sorularla birlikte rabıtanın delilleri, usulü, ayrıca tarikatin ne olduğu, seyr ü sülûk, nefsin mertebeleri, rüya türleri, kabir azabı, makâm-hâl, Nakşibendiyye’nin prensipleri gibi konulara dair yeterli açıklamaları da içerir.

Rabıta kitabı; hâl ehli, icâzetli bir âlimeden doyurucu bilgiler almak isteyenler için tavsiye olunur.

Efdal Okçu

Güncelleme Tarihi: 01 Haziran 2020, 00:54
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26