banner17

Psikolojik tanrı ne demek?

Yaşadığımız çağda insan, 'kraldan çok kralcı olmak' gibi 'akıldan çok akılcı' oldu. Hüseyin Rahmi Göktaş'ın "Lahit"i bu probleme eğiliyor..

Psikolojik tanrı ne demek?

Bu kitap zihin çağında zihne söz geçirecek!

Lahit, Hüseyin Rahmi GöktaşYaşadığımız çağda insan, “kraldan çok kralcı olmak” gibi “akıldan çok akılcı” oldu.  Hep birlikte akla altın çağını yaşatıyoruz.  Akılla her doğruyu bulabileceğimizi iddia ediyorlar. Akıldan başka rehber tanımayız diyorlar. Bir tarafta da İslam’ın akla en uygun din olduğunu söyleyenler var. Burada “akıl”ı “zihin”le eşanlamlı olarak kullanıyorum. Peki, “zihin” dediğimiz şeye gerçekten de bu kadar güvenmeli miyiz? Birilerinin dediği gibi onu rehberimiz yapabilir miyiz? Dinimiz gerçekten de bizim o çok kıymet yüklediğimiz aklımıza(zihnimize) uymak zorunda mı?

Bundan önce yayınlanan kitapları “bensenoğ” ve “runasimi” de ses – anlam ilişkisi problemine eğilen Hüseyin Rahmi Göktaş son çıkan kitabı Lahitte psikolojik tanrı, evrensel tanrı, benlik, canlı, beden ve zihin kavramlarını çağımıza etki eden yönleriyle ele almış. Kitapta konular Çözülme, Lahit, Birleşme, ve Tanımlar olmak üzere dört ana başlık altında inceleniyor.

Çözülme

Sayılar, bütün zihinler için ortak bilgidir. Zihnin nasıl işlediğiniz gösterir. İşte bu sayılar düz bir düzlemde kuruldukları için onlarla düz olmayan hiçbir şey ölçülemez. Böyle işleyen bir beynin tanrının evreniyle ilgili yapacağı tüm yorumlar, tüm teoriler paradoks oluşturur. Tüm sistemler hatalıdır. Tanrının evrenine uyarlandığında tanrının evreni hatayı yalıtır ve hesaplar doğruymuş gibi görünür. Pi sayısı, sayılarla tanrının evreni arasındaki hatanın göstergesi olarak sonsuz eğiklik içindedir.

Tanrının evrenine bedenle bağlıyız. Canlı olarak. Zihin bu canlının içinde tanrının evrenini çözümleyen yer. Evrenin doğrudan bir parçası değil. Sonradan oluşmuş. Bedendeki uyum zihinde yok. Zihin tanrıyı bilemez. Onun bildikleri kendi tasarladıklarıdır. Kusursuz tasarımı ise tanrıdır. Fakat bu tanrı inanılacak kişi olamaz. Bu tanrı zihnin kendi tanrısı olan “psikolojik tanrı”dır. Nietzche’nin öldürdüğü tanrı da bu tanrıdır.Hüseyin Rahmi Göktaş

“Psikolojik tanrı” bir noktaya kadar gereklidir. Çocuklar tanrıyı tasarlayarak öğrenir mesela. Fakat bir aşamadan sonra sıçrama gerekir. Çünkü bu tanrıyla gerçek tanrıya ne kadar yaklaşılsa da ulaşılamaz. Bu yaklaşma sonsuza kadar devam eder.

Lahit

Biz’e, beden olarak ölü fakat bilinç olarak uyanık ve uyarıcı istemeyen birini anlatıyor lahit.

Lahit canlıyı çağırıyor. Ondaki canlılığı giderip, onu kutsamak için. Tüm kutsallıklar canlılığın giderilmesi üzerine kuruluyor. Canlılık yok olduğunda sonsuzluk başlıyor, lahit böyle söylüyor, böyle söylüyorsun.

Zihin, ilk insandan beri sürekli bir şeyler tasarlıyor. Bütün bu tasarımlarsın sayısı günden güne arttı ve bugün devletler kuruldu, yasalar sistemleşti. Bu sistemlerin dışında kalanlar ise tanımsız olarak tanımlandı ve kapatıldı. Direnenler ikna edildi. İkna edilemeyenler zor işlerde çalışmaya zorlandı ve sistemler onları orada terbiye etti, ötekiler gibi olmaya özendirdi. Kimse lahde güç yetiremedi.

Zihin yansımalar ve yankıların oluşturduğu bir “lahit”. Yansıma ve yankılardan oluştuğu için hiçbir şeyle doğrudan ilişkisi yoktur ve canlılığı tanımaz. Canlı bir organizma içinde olmayı kabul etmez. Canlılığı gidermek için olabildiğince cansız nesneler ve kelimeler üzerinden canlılığı yeniden yeniden tanımlar, donuklaştırır, kutsar ve öldürür. Zihnin, canlılığı öldürdüğüne en büyük kanıt bugün Televizyondur. Yine insan zihninin bir tasarımı. Televizyon, canlılığını elektrikten alan yansımalar ve yankılar ortamı. Su dökülünce ölüyor. Oysa tüm canlılık suyla başlardı. Zihin kendi canlısını yaratana kadar.

Birleşme

Bundan önceki bölümlerde, canlılığa akıttığı bütün zehirler bir bir ortaya çıkarılan zihni bedenle, yani canlılıkla nasıl barıştıracağız peki? Yazar, bu bölümde bunun yolunu gösteriyor.

Canlılığın farkına varmadıkça ve kendi dışına ilişkin bir duyarlılık kazanmadıkça zihin canlılıktan yoksun kurgusunu sonsuza kadar, nesilden nesile, canlıdan canlıya aktararak sürdürür. Onun için ona bir kişilik kazandırmalıyız. Ona “sen” diye hitap etmeliyiz. Kendini bedenden yine zihin ayırabilir. O yüzden ona “sen” diyecek olan yine zihnin kendisidir.

Zihnin organik ilişki içinde olduğu fakat bunu göremediği canlı bedenle olan ilişkisinde gerçekleştirilecek kurgusal bir bölünme için canlının, canlılık gereklerinin kurgunun öncesine geçmesi ve zihnin, gerek ya da zorunluluk olarak tanımlamasına izin vermeden, ondan önce davranarak canlıyı harekete geçirmesi gerekir.

Tanımlar

Bu bölümde zihnin kendini tanrı olarak, benlik olarak ve varlık olarak dayatması ayrı ayrı başlıklar altında analiz ediliyor. Ben burada bunları uzun uzun anlatmak yerine aklımda kalan birkaç önemli açıklamayı sizinle paylaşmak istiyorum.

Şöyle ki; “Psikolojik tanrı” dediğimiz tanrı tek kişilik bir tanrıdır. Kişinin öncelediklerini önceleyen, onun ihtiyaçlarını karşılayan, kişinin haberinin olmadığı her şeyden habersiz olan, kişinin bildiğini bilen, etkilendiğinden etkilenen, adil olmayan ya da adaleti o kişinin çıkarına uygun gerçekleştiren, sonsuz affedici ve tüm ibadetleri kişinin rahatlaması için isteyen tanrı. Bu tanrıya en iyi örnek Hıristiyanların tanrısıdır. İsa’nın değil Pavlos’un tanrısıdır. Tanrı, zihnin yarattığı bir tanrı olunca doğal olarak şeytan da canlı beden olarak konumlanıyor. Canlının tüm canlılık gereklerini yasaklıyor. Hıristiyanlık canlıyı yok eden, canlıdan nefret eden bir tanrıya sahip. Onu terk etmeden insanlığa başlayamazlar.

Bir de “evrensel tanrı” diye bir kavramımız var. Bu tanrı türü bilgilerle yönetilen bir tanrıdır. Bilginin günden güne katlandığı çağımızda sınırı tüm insanlara kadar genişletilmiş bir psikolojik tanrı türüdür. Farklı kültürleri tanımakla, o kültürdeki tanrı anlayışıyla tanışmakla başlar. Kişinin mevcut tanrı bilgisine eklenen bu bilgiler, tanrıyı, bir dinin tanrısı, bir kabilenin tanrısı olmaktan çıkartır ve evrensel bir tanrı düşüncesinin oluşmasına neden olur. Fakat bu evrensel tanrı zihnin kendisini tanrı olarak sunmasıdır. Dinler arası ortaklık evrensel tanrıya inananların idealidir. Dinler arasında birlik kurmak, tüm dinleri kapsayan bir tanrı yaratma çabasıdır. Kişilikten yalıtılmış bir tanrı çıkar ortaya.

Kitap şu cümlelerle sona eriyor: “Kendine ve olan hiçbir şeye herhangi bir son tasarlamadı. Nesneyi kendi çıplaklığıyla bıraktı. Sadece yaşadı. Öylece.”

Kısaca Hüseyin Rahmi Göktaş, bu kitabıyla ezberlerimizi bozuyor, tanımlarımızı sorguluyor. Bize de zihnimize kişilik kazandırıp her şeyi yeniden tasarlamak kalıyor.

 

Selim Tiryakiol lahit’te girdi

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 11:18
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
mustafa nezihi
mustafa nezihi - 9 yıl Önce

kitabı okuyamadım henüz ama burdan bakınca ibn arabi'ye selam veriyor gibi

mustafa nezihi
mustafa nezihi - 9 yıl Önce

Rivayete göre; Allah kullarına bütün perdeleri kaldırıp kendini gösterdiğinde ve 'Ben sizin rabbinizim' dediğinde insanlar korku ve hayalkırıklığı ve telaşla feryad eder ve 'sen bizim rabbimiz olamazsın' derler. Bir kaç güzel denemeden sonra Allah herkesin dünya hayatında ki zan ve itikadına ve marifet ve hakikatte ki seviyesine göre Tecelli ederek 'Ben sizin rabbinizim ' der ve herkes kabullenir.

İşte bir sınıf insanda vardır ki Allah kendini ilk gösterdiğinde 'Ben sizi

mustafa nezihi
mustafa nezihi - 9 yıl Önce

İşte bir sınıf insanda vardır ki Allah kendini ilk gösterdiğinde 'Ben sizin rabbinizim ' dediğinde

' Evet! Sen bizim rabbimizsin' derler.

tost makinası
tost makinası - 9 yıl Önce

çünkü ölye sıradışı çalışan bir kafası varki, haydagerden sonra felsefenin ve aklın yörüngesini yeniden çiziyor. sıradışı bir akıl ama sıratı müstakimden zerre sapmayan bir sıradışılık bu. allah vergisi bir düşünceyle çağı derinlemesine okuyor. analizleri, tanımları bir olan allahı ululuyor hep. bu adama lütfen dikkat. çünkü bu adam bir cevher. gözü olan dönüp bu adama bir daha baksın, ilerde çocuklarına anlatacak bir dahinin portresi kalsın bakışlarında... allah muvaffakiyet versin kardeşimize.

merve metreş
merve metreş - 8 yıl Önce

ben yukarıdaki herşeye katılmıyorum bence tanrı evrenin kendisi...

banner8

banner19

banner20