banner17

Popülist şiirin ilk verimlerinden biri Yara Bandı

Son dönem Türk şiirinde ‘imgesiz şiir de yazılabilir’in örneği Sadık Koç’un 'Yara Bandı' adlı ilk şiir kitabıdır. Mustafa Nurullah Celep yazdı.

Popülist şiirin ilk verimlerinden biri Yara Bandı

Son dönem Türk şiirinde ‘‘imgesiz şiir de yazılabilir’’in örneği Sadık Koç’un Okur Kitaplığı'ndan çıkan Yara Bandı adlı ilk şiir kitabıdır. Yara Bandı’nın konumsal diğer bir özelliği de Neo Epik’ten sonraki evrenin, Popülist Şiir'in ilk verimlerinden biri olmasıdır. Şimdi bu tespitlerimizi açalım, açımlayalım, örneklerle somutlaştıralım.

Önce imgeci (imajist) şiir nedir, buna dair bir açıklama yapalım: Günümüz şiirinde imge (image), bir görselleştirme yeteneği ve süsleme aracı olarak kullanılıyor. İmgenin akılla olan uyumundan doğan gerçeklik kavrayışı üzerinde düşünülmediği gibi imgeleştirmede Blake’in ‘vizyon’ (görüntü) kavramı ve kullanımı aşırı bir biçimde yüceltiliyor. Oysa Colaridge’a göre imge, insan zihninin içsel bütünlüğünü dışarıdan algıladığı rastgele nesne çeşitliliğine bağlama görevi yapar. Colaridge, imgelem ile aklı, ikisinin de önemini kavrayarak uzlaştırır. Şiirin daha basit düzeydeki değerlerini ‘düş’e (fancy) indirger, düşle açıklar.

Günümüz şiirine tasallut eden de bu tarz kavrayış biçimidir, yani günümüz şiirinde imgeyi ve dış dünyayı, imge ve dış dünya ile koşut nesneleri belli, belirgin olmayan bir düşsellik içinde ve alışılmadık görüntü oluşturmaya dayalı olarak kavramak ve kullanmak söz konusudur.

Yaşayan insandan ve yaşanan hayattan yalıtılmış modern sanatçı bilincinin dışavurumu

İmgecilik (imagism) terimi, ilk kez Ezra Pound tarafından 1912’de, Londra’da oluşturduğu edebi topluluğun belirlediği ilkelere işaret etmek üzere kullanılmış ve benimsenmiştir. Pound ve arkadaşları H. Doolittle ile Richard Aldington’un üzerinde anlaştıkları üç ilke vardır:

1-İster öznel, ister nesnel olsun, ‘nesneyi’ doğrudan ele almak

2-Sunuma katkıda bulunmayan hiçbir kelimeyi kullanmamak

3-Ritmi bir metronom tarzında değil, müziksel ifadelere göre kompoze etmek (Hasan Boynukara, Modern Eleştiri Terimleri, 100.yıl Ün. Yay. 1993, Van.)

Günümüz şairi poetik imgeyi, çoğunlukla süse, süslemeye dayalı olarak ele alıyor, şiiri oluşturma sürecinde nesneyi dolaysızca kavramaktan uzak bir tutum içinde bulunuyor. Pound’un nesneyi dolaylamaya uğratmadan kavrama biçimi, günümüz şiirinde, 80’li yıllar şiiriyle birlikte, nesneyi flu bir görüntünün ardından gözlemleme, kelimeler ve harfler üzerinde çalışarak bir görüntü hiyerarşisi oluşturma biçiminde tezahür ediyor. Şiirde müziksel ifade sırası gözetmek, yani şiirsel sesin ilk mısradan final kısmına dek mısralar arasında şiirsel söylemle koşut gerilim oluşturarak süregelmesi, sonlanması anlayışı, yerini, mısra sonlarındaki ses benzerliğine ve kafiye oluşturma oyunculuğuna bırakıyor. Bu durumda geleneksel söz sanatları tek şiir tutumu ve hüner gösterisi sergileme biçimi olarak beliriyor. 80’li yıllarda şiir uğraşı, istisnalar dışta tutulacak olursa, bir yaşama sanatı ve gerçeğin sakınımsız bir dille doğrudan sunumu olarak değil, bir oyun sanatı ve sanatsal bir hüner ve deney alanı olarak, yaşayan insandan ve yaşanan hayattan yalıtılmış modern sanatçı bilincinin dışavurumu biçiminde şekillenir. İşte bu bilinç gereğince, şiir, avangard bir yönelim ve elitist bir işçilik, bir üslup oluşturma kaygısı olarak göze batar hale gelir.

Halkı anlama çabası içinde olan, halkın tarafını tutan şiir

Bu durumda, bu aşırı elitist imgeci şiirsel tavır, 90’lı yılların sonu itibariyle sarsılan bir nitelik kazanır ve Neo Epik/Modern Epik şiir kalkışımıyla birlikte 80’li yıllar şiirinin imgeci iktidarı sona erer. Şiir ortamı, “artık imgesiz de şiir yazılabilir” anlayışının somut örneklerine 2000’ler boyunca etkili bir şiir bilinciyle tanık olur. 2000’li yıllarda “Popülizmin Amentüsü” adlı kültürel manifestonun kaleme alınmasıyla birlikte Neo Epik Şiir'den yeni bir evreye geçilir: Halkı anlama çabası içinde olan, halkın tarafını tutan ve halkın yanında yer alan Popülist Şiir'dir bu. Şiirsel köklerini Akif’in “Mahalle Kahvesi” şiirinde bulan ve gündelik hayatın içinden canlılıkla doğan bu şiirin, genç şairler katında daha çok Arslanbenzer’in “Namus ve Başka Şiirler”, “Çok Üzgünüm”, “Vatan Somuttur” kitaplarından belirgin etkiler taşıdığına tanıklık ederiz.

İşte Sadık Koç, Yara Bandı adlı şiir kitabıyla 2010’lu yılları yaşadığımız bu dinamik dönemde bu süreçsel evrenin bizce başarılı ilk verimlerini sunuyor.

Yara Bandı’nın konumsal durumunun niteliksel özelliklerine gelince, üçüncü kuşak bir Neo Epik şairdir Sadık Koç. Arslanbenzer, Şarkdemir ve diğer kurucu şairleri ilk kuşaktan, Neo Epik'in geliştiricileri ve açılımlayıcıları olarak Fazıl Baş, Ali Akyurt, Ömer Yalçınova, Muhammed Sarı ve diğer şairleri ikinci kuşaktan sayacak olursak, Popülist Şiir'in ilk verimlerini sunan, 80 doğumlu ve sonra gelen kuşağa üçüncü kuşak Neo Epik şairler diyebiliriz. Murat Küçükçifci, Murat Sözer, Muhammed Mücahit Yılmaz, Elyasa Koytak, Belya Düz, Orkun Elmacıgil ve diğer şairlerin oluşturduğu üçüncü kuşak bir Neo Epik şair de Sadık Koç’tur.

Modern dünyayı ve modernizmi topyekün red

Yara Bandı’nın öne çıkan temel niteliklerinden biri, imgesiz/süssüz, doğal ve doğrudan bir konuşma formu gereğince projektörünü, içinde yer aldığı/mensubu olduğu halkın yaşam alanlarına yönlendirmesi, duyarlığını halkın duyarlığı ile bir ve koşut düşünmesidir. Sadık Koç’un popülist bir şair olarak halka bakışı, yukarıdan/tepeden bir bakış değil, ‘halka yürümek’ olarak ifade edilen, halkla kendiliğinden/içten bir bağ kurma yönünde şekillenir: ‘halk ekmek fırınından bir ekmek alıp/ bir yürüsem diyorum’. Bu mısralar da halkla samimiyete dayalı bir bağ kurma anlayışının süsten/süslemeden uzak somut mısra oluşturma tutumunun bir tezahürüdür: ‘seni bir daha dünya gözüyle/ bir kere daha derken/ arada bölüşürüz ekmeğimizi

Varlığını halkın yanında görme, halkın tarafında yer alma ve halkın haklılığını (Neo Epik'in bir özelliği de haklılık istemi, adalet talebidir) savunmak şeklinde ifade edebileceğiz temel tutumlar, Yara Bandı’nın popülist şiirle ortak, günümüz şiirinin egemen imgeci elitist anlayışından ayrışan yönlerindendir.

Yara Bandı’nın temel niteliklerinden biri de ‘modern dünyayı ve modernizmi topyekün red’ biçiminde gelişen eleştirelliktir. ‘Üzgündür Vatan’, ‘Beyefendi Olmak’, ‘Ölmek Var Kaç Kere’, ‘Red’ ve ‘Aldanma Sakın’ başlıklı şiirleri ve diğer şiirlerde de uyarısı ve tepkiselliğiyle mısra düzeyinde dozajı artan bu eleştirellik, günümüz şiirinde izine çok nadir rastladığımız bir kendiliğindenlik ve doğrudanlık içerir. Örneğin Yeniden Biçimcilerin modern dünya eleştirisi, morfolojik/yapısal kültürel kodların çözümlemesine dayalı, şeklen ve söylem yapısının nesne-sel niteliklerine yönelik olurken Yara Bandı’nda eleştiri nesnesi, mesela en direkt Amerika ve yanlı-ş uygulanıp uyarlanan projesiyle Avrupa Birliği veyahut şairin şahsına göstermelik sahte ihtiram sunan market patronlarıdır.

Yine de bu eleştirelliğin, doğrudan ifadenin sunumu gereğince aktarılan biçiminde ve söylem düzeyinde Sadık Koç’un (bazı mısralardan cesaret bularak söylüyoruz) bir dilemma/ikilem ve ikircikli bir tutum belirlediğini söylemek durumundayım. Sadık Koç’un söz konusu eleştirelliğine ‘tenkid’ sunacak olursak, şerh anlamında bir tenkitten bahsediyorum, çünkü şerh de tenkidin unsurlarından biridir, söz konusu ikileme şu mısraları örnek gösterebiliriz: ‘serde öğretmenlik var üzmemeliyim kimseyi’, ‘sakınmalıyım duyar mı diye birileri/ tedirgin olmalıyım korkmalıyım hassaten/ korkma diye başlar İstiklal Marşı oysa’ ve ‘yo hayır bu kadar açık olmamalıyım/ iş açarım başıma durup dururken’ mısralarını doğrudan eleştiri noktasında bir dilemmaya örnek olarak göstermek mümkündür.

Özcümle yazımızı nihayetlendirecek olursak, Sadık Koç, Yara Bandı adlı ilk şiir toplamıyla popülist duyarlık, dış dünya algısı, Türkiye ve halk sevgisi, çapaklarından arındırılmış süssüz ifade biçimi, eleştirel tutumu, modern yaşayış ve algı biçimlerine yönelik muhalefetiyle üçüncü kuşak Neo Epik şiirin başarılı ve öğretici bir örneğini, popülist şiirin de ilk verimlerinden birini oluşturup inşa ederek günümüz şiiri içinde kendine has haklı yerini almıştır.

İmgenin türlü veçheleriyle karşılaşmak artık bıkkınlık getirdiyse şiir gencine çok rahat ve doğallıkla Sadık Koç’un Yara Bandı’nı tavsiye edebilirim.

Fayrap neslinden olan Sadık Koç’un söz konusu kitabının okuru bol, istifade edeni çok olsun diyelim, vesselam…

Mustafa Nurullah Celep yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2019, 16:56
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20