Peygamber aşıklarına güzel haber!

Geçtiğimiz pazar Melih arkadaşımızın eline bir kitap geçmiş, arkadaşımız o kitaba vurulmuş! Bakalım nedir o kitap?!

Peygamber aşıklarına güzel haber!

Hasan Ali Kasır'ın eseri!
Geçtiğimiz pazar günü Mustafa İslamoğlu Hoca'nın derslerinden birine gitmiştim.

Akabe Vakfı'nın giriş katında güzel kitapların satıldığı bir yer vardır, gidenler bilir. İşte ben de Vakfa erken gelmeyi bir fırsat bilerek kitapçıya girmeye karar verdim.

 

Kitaplara bakarken bir de ne göreyim, Hasan Ali Kasır'ın hazırlamış olduğu Peygamber Şiirleri adında harika bir kitap! Kitaba şöyle bir göz attım. İçinde kimlerin şiiri yok ki: Sezai Karakoçlar, Mevlana'lar, Yunus'lar, İsmet Özel'ler, Fuzuli'ler, Nabi'ler ve daha niceleri... İsmini saydığım ve sayamadığım bir sürü şairin Naat'ları, Hz. Peygamberimiz Efendimiz için yazdıkları Kasideleri elimin altında bulundurabilmek oldukça heyecanlı geldi bana. Ve hemen satın aldım kitabı. Fuzuli'nin Su Kasidesi, Nurullah Genç'in Yağmur'u cezbeye ve vecde gelmek isteyene birebir! 
 
Sözün kısası şiirle ilgilenen ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'i seven tüm fertlerin edinmesi ve okuması gereken bir kitap bu bence.

 

Dil neyle meşgulse zihin de onunla meşgul olur! Düşün Yayıncılık'tan çıkan eseri derhal edinmenizi tavsiye ederim Sevgili Rasulullah Aşıkları!
 
Melih Koşucu

 

 

Ek:

Bu güzel eseri hazırlayan merhum Hasan Ali Kasır'a dua mahiyetinde vefat ettiğinde yayınlanan haber metnini ekliyoruz:

 

'Günün Rengi' soldu

Mersin'de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden TRT programcısı ve yazar-şair Hasan Ali Kasır, geride on beş eser, üç çocuk, iki torun ve onu özleyecek dostlar bıraktı. Kasır, sanat-edebiyat çevrelerinde şiir çalışmalarının yanı sıra çok sayıda antoloji ve araştırma kitabına imza atmış verimli bir sanatçı ve bilim adamıydı. Hasan Ali Kasır'ı rahmetle anıyoruz.

3 Eylül 2000 

 

ÖMER LEKESİZ

Edep, nezaket ve marifet sahibiydi Son iki yıllık birlikteliğimizde yüzlerce örneğini gördüm bu niteliklerinin. Öğretmenliği, şairliği ve özellikle edebiyat doktoru olduktan sonra yoğunlaşan edebi araştırmacılığı bir gül gibi taşıyordu yakasında. Veluddu, analitikti, bilimsel bir disipline sahipti. Tüm bunları da içeren bir tanımlamayla güzel bir mümindi Hasan Ali Kasır. Gül deste ser-levhalı tematik çalışmalarını ve yeni başladığı Son Asır Türk Şiiri Antolojisini bir an önce tamamlayıp şiir eleştirilerine ve şiirsel denemelere yönelmek istiyordu. Burada yaptığı her çalışmayı ötede kendisine ulaşacak bir mektup gibi değerlendiriyordu. Hasan Ali Kasır: Mümince bir hayat, temiz bir ad, onbeş kitap ve üç güzel evlat bırakarak göçtü öbür tarafa. Nur içinde yatsın.

 

MUAMMER ÇELİK

Hasan Ali Kasır, çok terbiyeli bir insandı. Çalışkanlığı ve cesareti karşısında hiçbir iş dayanmazdı. Gittiği yerin tarihini, coğrafyasını, kültürünü şair ruhu ile inceler, o yerleri taziz eden yazılar yazardı. Erzurum'da oniki yıl çalıştı. Bir Erzurumlu gibi bu şehrin ruhu ile yoğruldu. Erzurum'a "Erzurum Şairleri"ni kazandırdı. Hazırladığı bu eseriyle yalnız Erzurum'a değil, Türk Edebiyatı'na en büyük hizmetini yaptı. Allah rahmet etsin.

 

MAHMUT BALCI

Her defasında dostum diyen bir dostu kaybettik. Herkesle ölçülü ilişkileri olan bir dost. Kendini okumaya, yazmaya ve şiire adayan bir adam. Palandöken'in eteklerinde geçirdiğimiz soğuk kış gecelerimiz karlı ve buzlu yollardaki yürüyüşümüz onun gibi az olan güzel dostlarla anlam kazandı. Kaprisi olmayan ihlaslı bir kalem erbabı idi. Bütün yayınları eksiksiz izlerdi. Gençlerden katkılarını hiç esirgemezdi.

 

ORHAN OKAY

Çok çalışkan, ilmi bakımdan da son derece yeterli, güzel bir insandı. Özellikle benim yaşımla kıyaslandığında, genç yaşına rağmen verimli bir bilim adamıydı. "Esrar Dede Divanı" isimli doktora tezinin jürisinde bulunmuştum. Ne kadar güzel çalışmalar yayınlıyordu. Şiirleri de öyle, çok başarılıydı. Onu, verimli bir çağında, çok genç bir yaşta kaybettik. Allah rahmet eylesin.

 

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Eylül'ün anlamı 'göç' müydü dostum?

Son beraberliğimizde dudaklarından Karacaoğlan'ın o ölümsüz dizeleri bilmem kaçıncı kez dökülmüştü:

 

Üç derdim var birbirinden seçilmez

Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Nereden bilebilirdim dostum, nereden bilebilirdim bu dizelerle yolculuğunun haberini verdiğini? Öyle ya, sen bile bilemezdin ki! Söyleten söyletmiş...

 

Eylülü mü bekledin dostum göç etmek için? "Bir Eylül Akşamı" şiirinde dediğini yaptın: "Bir eylül akşamında/Ve bırakıp seni bu şehirde/Gidiyorum."

 

Gittin, ama çok şeyler bırakarak. Gittin, ama öldükten sonra yaşamanın sırrını bularak. Gittin, ama adam gibi yaşamayı öğreterek.

 

Elazığ'ın Palu'sunda yetim olarak başlayan bir hayat. İdealist bir edebiyat öğretmeninin Osmaniye'de başlayıp Develi'de noktalanan öğretmenlik serüveni. Ve tanışmamız, ve yüreklerimizi bir Halil İbrahim sofrası gibi birbirimize açmamız, ve bir 1981 güzünde 5 kişiyle ceplerimizdeki 500'er liraları ortaya koyup "İnsan'a bismillah" deyişimiz, ve ondan sonra "insan merkezli" bir hayatı inşa için, mekanlarımızın ayrılığına aldırmadan sırt sırta yürüyüşümüz, ve her birlikteliğimizde elde ettiğimiz göz yaşartıcı sonucu kucaklaşıp ağlayarak kutlayışımız...

 

Bu, işte bu dostum!

 

Nasıl yaşadığını bildiğim için nasıl öldüğünü merak etmiyorum. Biliyorum ve inanıyorum ki, güle güle intikal ettin dar-ı bekaya, elin dolu dolu vardın huzur-u Mevla'ya.

 

Evet, bu satırlar sana ait dostum! Yaşadığın gibi yazdın, yazdığın gibi öldün.

 

Türk Edebiyatı'nın en çaplı antoloji projesini sana açtığımda; "Üstat demiştin, böyle bir projenin altında imzam olmasından kıvanç duyarım." Ben de "Bu projeyi kendim için düşünüyordum ama, buna sen benden daha ehilsin, haydi başla!" demiştim. Neticede ortaya Türk Edebiyatı'nın on ciltlik konu ve şair açısından en çaplı şiir antolojisi çıkmıştı. Bir yerde takılmıştık: "Hüzün Şiirleri mi koyalım adını yoksa Eylül Şiirleri mi?" diye. Sen "Eylül hüzündür!" demiştin, bense "Ama hüzün Eylüldür de" demiştim ve "Hüzün Şiirleri"nde karar kılmıştık.

 

Nereden bilebilirdim; Eylülün sadece hüzün değil aynı zamanda ayrılık ve ölüm demeye geldiğini? "Eylül melalin bir diğer adı" şiirin şimdi şiir olmaktan çıktı, canlandı, gerçek oldu dostum:

Farkında mısın can gülüm/Tufan ve kıyamet arasında/Bir şevki yaşamaya/Ve yaşatmaya mahkum edilmişiz//Mevsim son bahar/Aylardan Eylüldü/Ve yüreğimde sadece bir melal kaldı.

 

Bir mektubunda, muhabbetini satırlarından önce uçurduğunu söylemiş ve "Duyuyor musun kanat seslerini?" diye sormuştun.

 

Onların kanat seslerini şimdi daha iyi duyuyorum ahlak abidesi dostum!
İyiydin, her iyi gibi iyi ata bindin gittin.
Bize rahmet dile dostum.
Nur içinde yat.

 

HASAN ALİ KASIR

1953 yılında Genç'te doğdu. İlk, orta ve liseyi Elâzığ'da bitirdi. Ankara Üniv. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nden mezun oldu (1975). Atatürk Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde, "Sabrî Dîvânı" teziyle master (1990), "Esrâr Dede Dîvânı" teziyle doktora (1996) diploması aldı.

1986'dan bu yana TRT'de "prodüktör" olarak görev yapmaktaydı. Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti'nin "Yılın Başarılı Gazeteciler Yarışması"nda 1987, 1991, 1992, 1993 yıllarında "Başarılı Radyo Programcısı", Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti'nin 1990 ve 1992 yıllarında "Radyo-Televizyon Dalı'nda Yılın Başarılı Gazetecisi" ödülleri ve Millî Prodüktivite Merkezi'nin 1992 yılı "Verimliliğe Katkı Ödülü" sahibiydi. Kasır, 15 kitaba imza atmış, verimli bir yazardı.

Yayımlanmış eserleri:

Delâl, Yorgun İkindiler, Gündönümünde Yaşamak, Seyrânî, Kültür Bilinci, Edebiyat Dersleri, Erzurum Şiirleri Antolojisi, Şiir Defteri, Mevla Şiirleri, Gurbet Şiirleri, Peygamber Şiirleri, Esrâr Dede Dîvânı, Hüzün Şiirleri, Ölüm Şiirleri, Erzurum Şairleri

Yayın Tarihi: 11 Mart 2009 Çarşamba 07:48 Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2016, 14:38
banner25
YORUM EKLE

banner26