Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay’ın roman hikâyelerinde entelektüelin korkuları

Dr. Müge Göncü, kitap bölümleri ile çeşitli dergilerde yazdığı makale ve denemelerinin yanı sıra bu kez Korkunun Edebi Görüntüleri adlı çalışmasını kitaplaştırıyor.

Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay’ın roman hikâyelerinde entelektüelin korkuları

Zamanın bir vaktinde ve evrenin herhangi bir yerinde nefes alan ya da nefes almış bir insanla, fizyolojimiz dışındaki en temel benzerliğimiz, korkularımızdır. Sebepleri ve insan doğasında yerleşme biçimi nasıl ve ne yönde olursa olsun, korkunun edebi görüntüleri zamanın aynasından bizi bize yansıtmaya devam ediyor. Yeryüzünde korkudan tamamen arınmış insan var mıdır? İnsanoğlu yaratıldığı ilk andan itibaren bu duyguyla savaştığına göre “korkusuz” insanı bulmak imkânsızdır. “Korkulacak tek şey korkunun kendisidir” der Franklin Roosevelt, çünkü korku; umut ile umutsuzluk, huzur ile huzursuzluk arasındaki sınırı belirleyen en temel duygudur.

Dr. Müge Göncü, kitap bölümleri ile çeşitli dergilerde yazdığı makale ve denemelerinin yanı sıra bu kez Korkunun Edebi Görüntüleri adlı çalışmasını kitaplaştırıyor. Araştırmacı, edebiyat araştırması ve çözümlemesi olan bu kitabında zemine modernliği ve entelektüelliği oturtarak kendi dönemlerinin en önemli entelektüelleri olan Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay’ın eserleri üzerinden “Toplumu ya da bireyi korkutan nedir? Korkunun türleri nelerdir? Korku bireyi nasıl etkilemektedir ve nasıl bir dönüşüme zorlamaktadır? Entelektüel zihinde modernleşme nasıl algılanmış ve bu zihinler nasıl korkular doğurmuştur?” sorularına cevap aramıştır.

İncelemenin ilk bölümünde korku, modernizm ve entelektüel kavramlarını derinlemesine ele alan Müge Göncü, çalışmanın ikinci bölümünde Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay’ın hayatlarını mercek altına alarak korkunun yazarların yaşamlarına yansıma biçimini değerlendirmiştir. Çalışmanın bu bölümünde Peyami Safa’nın yaşamına “sınanmış bir hayata sinen korkular” başlığıyla bakan Müge Göncü,  Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “ailesizlik ve geç kalmışlık” korkusunu, Oğuz Atay’ın ise “yitmişliğin/yitirilmişliğin korkusunu” çarpıcı bir şekilde ele almıştır. İncelemenin son bölümünde ise söz konusu yazarların roman ve hikâyelerindeki korkunun kaynaklarına inerek, korkunun görünme biçimlerini ve korkudan kurtulma hamlelerini yazar-eser-anlatıcı bağlamında okura sunmaktadır.

“Korkunun kaynaklarını, çocuklukta şahit olunan ölüm ve yıkımlar, geç kalmışlık, geleceğin bilinmezliği, sorgulayan ve düşünen zihin, yalnızlık, güvensizlik, değersiz olma, köksüzlük, inanç yoklukları ve kayıpları, tereddütler olarak kaydetmek mümkündür” diyen Dr. Müge Göncü,  roman ve hikâyelerde karşımıza çıkan korkunun görünme biçimlerini ise “Genel anlamda mutsuzluk, huzursuz olma hali, içe kapanma, modern dönem birey hastalıkları olan yabancılaşma, tükenmişlik gibi durumlardır.” diyerek özetler.

Şimdiye dek Türk edebiyatının en önemli üç yazarının eserleri üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Hece Yayınları’ndan çıkan bu kitap, yazarların kendi hayatlarına sinen korkularla eserlerinde korkunun, korku dilinin nasıl göründüğünü, korkudan nasıl kurtulma çabası verildiğini göstermesi bakımından önemlidir. Ayrıca kitap; Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay’ı edebiyatımızın en önemli yazarları yapan duygunun da korku olduğunun altını önemle çiziyor.

Yayın Tarihi: 15 Kasım 2021 Pazartesi 10:00
banner25
YORUM EKLE

banner26