Paylaşmanın tadına vardın mı a dost?

Çiçekli Bir Boşluk kitabı Yıldız Ramazanoğlu imzasını taşıyor. Kitabın içinde tam on yedi tane birbirinden hoş kısa hikaye var. Şakir Gönülce yazdı..

Paylaşmanın tadına vardın mı a dost?

Çiçekli Bir Boşluk adlı kitap geçtiğimiz günlerde Kapı Yayınları arasından kitapseverler ile buluştu. Bu güzel kitap Yıldız Ramazanoğlu imzasını taşıyor. Kitap kısa hikayelerden oluşuyor. Kitabın içinde tam on yedi tane birbirinden hoş hikaye var. Hikayeler tanıdık, her kesimin kendinden bir şeyler bulabileceği kadar gerçekçi ve sıcak; kahramalar ise bizden birileri, her an sokakta karşılaşabileceğimiz türden insanlar.

Hangi hikayeyi, hangi karakteri sizlerle paylaşsam inanın bilmiyorum. Eski bir röntgen cihazında bir saat boyunca hiç kıpırdamadan ve hiç konuşmadan duran Ayten hanımı mı anlatsam yoksa onu bir saat boyunca konuşarak eğleyen kocasını mı. Afgan Terzi'yi ya da Behice'nin Akülü Arabası'nı da anlatabilirim sizlere. Ama en iyisi ben sizlere pidecinin canımdan bakan o küçük çocukları anlatayım.

Pidecinin camındaki çocuklar

Kahramanımız üniversite öğrencisi Ahmet akşam evde bir de yemek derdiyle uğraşmamak için bir pideciye girer, bir pide ve bir de ayran sipariş eder. Ertesi gün sınavı olduğu için eve gidip ders çalışmak istemektedir. Pidesini yerken camdan içeriye bakan iki çocuk görür. Yemek boğazına dizilir ve hemen gidip çocukları içeri alır, masasına oturtur. Çocuklara da pide sipariş eden Ahmet çevresinde konuşulanlara kulak tıkamak ister ama başarılı olamaz. Bir masadan “Bu çocuklar her gün böyle, karınlarını doyurunca anne babaları gelir alır.”, diğer bir masadan “Hadi bunları doyurdun, ya diğerleri ne olacak” gibi sözler duyar. Bu sözlere daha fazla dayanamayan Ahmet çocukları ve pideleri alarak dışarı çıkar. Çıkar çıkmasına da dışarıda yedi tane çocuk daha vardır. Bir köşeye oturup pideleri tüm çocuklarla paylaşırlar. Bir çocuk tüm ısrarlarına rağmen yemek yemeyi reddeder. Bu durum aslında çocuklar arasındaki bir racondan kaynaklanmaktadır.

Nedense içinde yoksulluk şarkıları söylenen hikayeleri çok severim. Bu yüzden bu hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim. Bu hikayeyi okurken, sizlerin de başına sıkça gelmiştir, bir ihtiyaç sahibinin bir ihtiyacını giderirken, o kötü yanımız hemen kulağımıza fısıldamaya başlar “Verdin ama acaba gerçekten muhtaç mıydı? Belki de seni aldattı” diye. Aslında bu şeytanın vesvesesinden başka bir şey değildir. Amaç insanları iyilikten uzaklaştırmak, Allah yolunda atılacak adımları engellemektir.

Paylaşmanın tadına varanlardır onlar

Bu satırları yazarken geçmişte yaşadığım bir olayı da sizlerle paylaşmak istiyorum. Maddi durumu iyi ve son derece yardımsever olan bir arkadaşım vardı. Aynı okulda çalışıyorduk. Bir gün bu arkadaşımın çevrede durumu iyi olmayan bir ailenin iki çocuğunu sünnet ettirdiğini duydum. Büyük çocuğun yaşının epeyce ilerlemiş olması ve ailenin bu duruma kayıtsız kalması böyle bir hayrın işlenmesine sebep olmuş. Şimdiye kadar çok çeşitli hayır işi duymuştum ama bir sünnet vakasına ilk defa şahit oluyordum. Kurumların bu tür hayırları yaptığını biliyordum ama ferdî olarak böyle bir hayır işi yapanı ilk defa duyuyordum. Bu arkadaşım da bu hayrı işlerken çevreden ne duydu bilmiyorum ama en basitinden “Enayi, babası ortalıklarda geziyor, sen de çocuklarını sünnet ettiriyorsun” diye insanı yaptığı hayra pişman eden bir sürü söz işitmiştir. O gün şaşkınlığımı gizleyememiş, arkadaşımı bu davranışından dolayı tebrik etmiş ve ona bir çok iltifatta bulunmuştum. Daha sonra da aynen şöyle dediğimi hatırlıyorum. “O babaya bir de teşekkür etmelisin, sana böyle bir fırsatı verdiği için...”

Aslında birilerine bir yardımımız dokunduğu zaman bu insanlara bir de teşekkür etmeliyiz böyle bir fırsatı bize verdikleri, yardım etmenin, paylaşmanın lezzetini bize tattırdıkları için. Bizler bir yandan bu dünyadaki bu lezzeti yaşarken diğer yandan öbür dünyamızı da yaptığımızın farkındayız. Bırakın bizleri kandırsınlar, bırakın bizlere enayi desinler. Her iki dünyada kazanan insandan daha mutlu, daha kazançlı kim olabilir ki...

Bizler, paylaşmanın en güzel örneklerini sergileyen bir peygamberin ümmetiyiz. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bu peygamberin ümmeti olduğumuz için Allah'a ne kadar şükretsek azdır.

Buradan Yıldız Ramazanoğlu'na kucak dolusu teşekkür etmek istiyorum. Böyle güzel hikayeler yazarak, bu güzel hasletlerimizi bizlere hatırlattığı için. Bizlere paylaşmanın ne kadar lezzetli olduğunu anımsattığı için. Kaleminiz hiç susmasın, güzellikler saçmaya hep devam etsin...

Şakir Gönülce yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2019, 17:18
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26