Özdenören'den öykünün zirveleri!

Özdenören, altı yıllık bir aradan sonra İmkânsız Öyküler'i yayımladı. Kitap İz Yayıncılık'tan çıktı

Özdenören'den öykünün zirveleri!

Öykücülüğümüzü taçlandıran bir yazar Rasim Özdenören. Bir öykünün başarılı olabilmesi için gereken bütün öğeleri bulabiliyoruz onun öykülerinde; yoğunluğu, içtenliği, sadeliği. Hiç eskimiyor öyküleri. Bunun nedeni de yazarın dil ve duyarlık sorununa duyduğu sorumluluktan kaynaklanıyor.

                                                     

Toz'dan sonra

Rasim Özdenören'in sekseni aşkın kısa öykülerinden oluşan son kitabı yaşamsallık, kurgu zenginliği, anılar ve etkilenimleri içinde barındırıyor. Sanırım, bu yönüyle Özdenören öykücüğünde 'kısa öykü bilinci' diye adlandırabileceğimiz bir bedenleniştir İmkânsız Öyküler. Kitabı üzerine yapılan bir söyleşide kısa öykü serüveni hakkında şunları söyler Özdenören: “Genelde çok kısa öyküler. Birkaç tane de normal uzunluğa yakın öykü var. Evet, her kitapta yeni bir şeyler denemeye çalışıyorum. Burada da öyle oldu. Hastalar ve Işıklar'ın baş taraflarında yer almış birkaç kısa öykü vardı. Bu öyküleri müstakil bir cilt olarak yayımlamayı düşünüyorduk. O tarihlerde Sezai Karakoç “Öyküleri gönder biz bir kitap olarak çıkaracağız” demişti. Kısa öyküler de diğerleriyle birlikte o kitapta yayınlanmıştı. Aradan kırk sene geçtikten sonra bu kitap o amaçla yazılmadı ama oradaki öykülerin bir uzantısı gibi telakki edilebilir.”

 

Hatırlanacağı üzere Özdenören'in bazı öykü kitapları içindeki bir öykünün adını taşır .Bazıları da kitabın içindeki öykülerin adından farklı,hepsini birden kapsayıcı bir başka adı taşır.İmkânsız Öyküler ikinci gruba girenlerden.

Kitapta yer alan eserler ve yayımlanış tarihlerine göre Özdenören'in yayımlanan son öykü kitabı Toz 2002'de yayımlanmış Uzun zamandır öykülerini kitaplaştırmayan yazarın bu tutumunun  yazarlık bilincinden kaynaklandığını söylemek mümkün.

Çağdaş kısa öykünün o tanımlanması güç lezzeti belki de metnin henüz tadını almaya başlamışken damağımızdan uçuvermesindedir. Estetiği, bu bir dokunup bir kayboluşta gizlidir. Belki de bu yüzden çağdaş öykü günümüzdeki hayata denk düşer. Hızlı ve geçici imgelerden oluşmaktadır artık, günlerin yüzeyinden süratle akıp geçen görüntüsel yaşam... Anlık bir çağrışımın sayesinde, siz, kısa süreli de olsa derinlerde akan asıl büyük hayata dokunabilirsiniz, farkındalığınız yüksekse. Çağdaş kısa öykü işte böyle çağrışımlar uyarandır. Tomris Uyar merkezkaç kuvvet diye nitelendirir kısa öyküyü. Kütlesel çekim gücüne karşı aykırı bir duruş... Var olduğu ve geçerli olduğu genel kabul görmüş yapay uzlaşmalara yönelik an'lık bir gerçek darbesi.

      

Sıkı denetimli tür

Burada Özdenören'in döne döne okuduğu yazarlardan William Faulkner'ın itirafını anımsamak gerekiyor: "Ciddi bir incelemeden sonra, kısa-öykünün en güç, yazarını en sık denetime sokan düzyazı türü olduğunu anladım." (Paris Review soruşturmaları.) Seçtiği konular, kısa öykü estetiğiyle uyum içindedir, sade ve sağlam kurgular, sade ve kıvraklığını, akıcılığını diğer eserlerinden tanıdığımız dil de öyle. Biçim denemeleri vardır, ama göze batmaz, öykülerin yalınlıkta yatan dokunaklılığını gölgelemez. Kel Satıcı'dan Yitik'e, kısa öyküye özgü özellikleri görebiliyoruz: Kısalığı, yalın bir olay örgüsüne sahip olmayı, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırmayı ve az sayıda karaktere yer vermeyi. Ayrıca bu öykülerde, genel olarak mekan belirsiz,anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belirli bir olay içinde gösterilir ve çoğu zaman yalnızca bazı özellikleri yansıtılır. Konu tümüyle düş ürünü ya da son derece gerçekçi olabilir.

 

Belki bazı öykülerin kısalık derecesiyle bildik "short story"ye (küçük öykü) benzer görünmese de o türün önemli ayırt edici özelliği olan sıradan, günlük olayları anlatarak hayattan bir kesit vermeyi amaçlıyor kitapta yer alan öyküler. Örneğin bunlardan bir örnek olması bakımından Çocukluğun Labirentinde adlı öyküyü özellikle anmak istiyorum. Öykü oruç tutma deneyimini ilk olarak yaşayan çocuğun can eriğinden yemeyi istemesi üzerinden gelişiyor. Nine, “Can eriği çocukların orucunu bozmaz” diyor. Oruçla bu ilk sınanma harikuladeliği kadar bu öykünün Özdenören'in  hayatı ile kesişmesi de önemli benim için. Ne demek istediğimi anlamak isteyenler bu öykü ile  Mahmut Bıyıklı'nın, Rasim Özdenören'le gerçekleştirdiği ve  Yeni Dünya dergisinde yayımlanan söyleşiyi birlikte okuyabilirler. Son derece sınırlı bir söz varlığıyla büyük bir ilk deneyimi dile getirmeyi başarıyor Özdenören.

“Kendimi birden olmadık bir öykünün içinde buldum” cümlesi ile başlıyor Kuklacı öyküsü. Bu aynı zamanda düş ile gerçeğin koşut gidişine de işaret ediyor bu kitapta: Kör Kemanı, Kel Satıcı iki örnek sadece. Bu iki öykü, gerçek olanla düş dünyası arasındaki farkın önemsiz olduğunu hissettirir. Piknik öyküsü ile Cihan Aktaş'ın son öykü kitabına da ad olan  Kusursuz Piknik öyküsü birlikte okunabilir diye düşünüyorum. Diğer taraftan şairler, trenler, istasyonlar da yer alıyor bu öykülerde.

Alabildiğine yalın, süssüz bir anlatımla yazılmış içinde hayat olan öyküler bunlar. Açılsa bir roman malzemesi olabilecek konular, yalın anlatımla, sınırlı sözcük dağarcığıyla, son derece damıtılarak sunuluyor okura.

Şu anda yapabileceğim tek şey, bu gece, sizleri, tabii ki yarın da, sabahleyin, evde, vapurda, tramvayda, metroda ya da metrobüste, bir doğa gezisinde, deniz kıyısında, sınıfta her neredeyseniz, bu öykü kitabıyla öykülere dönmeye ve bu kitabın içindeki kısa öyküleri okumaya davet ediyorum.  

 

Asım Öz yazdı

Rasim Özdenören, İmkansız Öyküler.

Yayın Tarihi: 27 Mart 2009 Cuma 09:15 Güncelleme Tarihi: 22 Şubat 2021, 13:59
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
abdullah çevik
abdullah çevik - 12 yıl Önce

ben rasim beyi çok seviyorum türkiyede öykü diyince ve islamdaki cihadcı yazar kim deyince rasim bey aklıma geliyor ve onun öykülerini yazılarını çok beğeniyorum. bazı islamcı yazarlar özenti gibi batı tarzı güya evrensel tarzı öyküler yazıyor. müslümana yakışmıyor bence.Müslümanın yazısı tevhid, huzur kokmalıdır.islam kokmalıdır. Yani rasim özdenören deyince tüm akan sular durur benim için. o öyküde yazarlıkta zirve isim bence. Eyvallah.

banner26