Öyküyü öykü yapan o büyülü şey ne?

Abdullah Harmancı, Kurmacanın Büyülü Sureti'nde çeşitli dergilerde yayımlanan yazılarını bir arada topluyor. Kitap yazarın, 1998-2013 yıllarını kapsayan yazarlık serüvenini okuyucuyla paylaşıyor. Ayşegül Sena Kara yazdı.

Öyküyü öykü yapan o büyülü şey ne?

Kurmacanın Büyülü Sureti, genç öykücülerimizden Abdullah Harmancı'nın son kitabı. Harmancı, öyküde olduğu kadar öykü eleştirisinde de başarılı olduğunu bu kitabında gözler önüne seriyor. Zira kitap yazarın, 1998-2013 yıllarını kapsayan yazarlık serüvenini okuyucuyla paylaşıyor. Bu 15 yıllık süreçte yazılan yaklaşık elli yazıyı, dergilerde unutulmaya terk etmemiş yazar; iyi de etmiş. Yoksa birbirinden değerli bu metinleri bir arada bulmamıza imkân yoktu.

1993'ten beri öykü yazmakla meşgul olan Abdullah Harmancı, edebiyat dünyasına adımını dergilerle atmış. Konya merkezli dergilerde yazdıktan sonra, 1994'ten itibaren Dergâh’ta yazmaya başlamış. Kitapta yazarın Dergâh, Kırklar, Hece Öykü, Kırknar, Karagöz, Kertenkele, Mahalle Mektebi, Fayrap ve son olarak İtibar dergisilerinde çıkan, ortak konuları “öykü” olan yazıları var.

Öykücü nelerden korkar?

Öykü yazmanın sıradışı, mucizevî bir şey olduğu ortada. Peki, okuyanda böylesine haz meydana getiren, okudukça devamını isteten metinler nasıl ortaya çıkıyor? O belirsiz heyecanın uyanacağı anın peşindedir öykücü. O anın geldiğini sanıp bilgisayarın başına geçer. Ya hiç de umduğu gibi değilse o metin? İşte o zaman işler yaştır öykücü için. Kitabın ismiyle ilişkili olarak yazar öykülerinde kurduğu dünyada okuyucuyu bir gezintiye çıkarıyor. İşi gücü hikâye olan bu insanların, gerçek ile kurmaca dünyaları arasındaki gelgitlerini, evinin balkonundan şehir stadyumuna bakarken zihninden geçenleri, iç sorgulamalarını, korkularını, tatminsizliklerini olanca açıklığıyla ve sadeliğiyle dile getiriyor yazar.

Öyküyü öykü yapan o büyülü şey

Herhangi bir öyküyü okuduktan sonra bir afallama, etkilenme, tatmin olma hissi, yazarın tabiriyle “numara” bekleriz okurlar olarak. Bu his işte, öyküyü bir başka tür olmaktan ayırır. Yazar, başarısız hikâyeden, başaramadığı hikâyelerden bahsediyor bir yazısında. Öykü bittiği halde biz hâlâ beklenti içinde isek, öykü üstüne düşen görevi yerine getirememiştir.  Yazmaya oturmadan önce zihinde tasarlanan metinle, yazıp bitirildikten sonra ortaya çıkan metin aynı mıdır? Yazara göre, “çoğu zaman bu farkın büyüklüğü ile ilgilidir başarısızlık”. Yazarın ödemesi gereken bedel ödenmemişse, ortaya çıkan eser yazarını tatmin etmeyecektir. Bir nevi erken doğumdur bu. "Her hikâyeyi hikâye kılan bir sebep, bir bahane, bir marifet, bir numara... olmalıdır." diyor yazar.

Yazar günümüz öyküsünün problemlerinden, öykücülüğümüzün açmazlarından da bahsediyor yazılarında. Herkesin sıkıntılı olduğu, içine doğru derinleşmiş, karamsar, nihilist, mutsuz adamların içsel serüvenlerinin metinleştirildiği öykülerden dert yanıyor. Oysa okuduğumuz zaman bambaşka pınarlardan beslenmiş, hiç alışık olmadığımız bir tat alacağımız öykülerdir aradığımız.

Günümüz öyküsü üzerine eleştiriler

Mustafa Kutlu, Rasim Özdenören, Cihan Aktaş gibi usta yazarların hikâyelerine değiniyor yazar. Kutlu'nun öykücülüğünü dönemlere ayırıyor, öykülerindeki ana unsurları belirliyor, hangi temalara vurgu yapıldığını okuyucu ile paylaşıyor. Okuduğum kitaplar üzerine eleştiri okumanın tadı ayrı güzel tabi ki. Zafer Yahut Hiç, Son Büyülü Günler bunlardan bazıları mesela.

Kitapta, Necip Tosun, Köksal Alver, Necati Mert, Mehmet Harmancı, Ali Ural, Hüseyin Su ve daha birçok yazarın öykü kitapları ile ilgili de eleştiri yazıları var. Abdullah Harmancı, yazarlık dışında iyi bir okur olduğunu da gösteriyor. “Dergilerde Öyküler”, “Öykü Notları” ve “Öykü Günlüğü” başlıklı seri yazılarda okuduklarını paylaşıyor yazar. Her ay muntazaman dergileri tarıyor, hangi dergide hangi öykü var, okuyor; beğendiği, dikkat çekmek istediği noktalar hakkında notlar alıyor ve bunları yazıya döküyor. O kadar yoğun bir şekilde öykü okuyor ki sonunda, kendi deyimiyle, “öykü zehirlenmesi” yaşıyor. Arada genç öykücülere tavsiyelerde de bulunuyor yazar. Öykücülerin meseleleri, ele aldıkları konular, anlatımdaki güzellikleri ya da anlatım kusurları, öykünün “kotarılma” biçimi, yazarın öyküyü ve öykücüyü incelerken ele aldığı konulardan. Yazar, bazı öyküleri o kadar özendirici bir şekilde anlatıyor ki, adı geçen kitapları bulup, hemen okuma hissi uyandırıyor okurda.

Dergide ilk yazısı çıkan genç öykücüden, eleştiri yazıları yazan akademisyen öykücüye uzanan çizgide kat edilen aşamaları okuyacağımız bir kitap. Öykü ve öykücüye dair yazıları okumaktan zevk alan edebiyatseverler için bulunmaz bir kitap Kurmacanın Büyülü Sureti.

Ayşegül Sena Kara yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 11:14
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13