Öykümüzde geçmişten bugüne neler değişti?

Cemile Sümeyra'nın ikinci kitabı “Hayatı Kurgulamak”, hayata ve edebiyata ilişkin denemelerden oluşuyor. Ayşegül Sena Kara yazdı.

Öykümüzde geçmişten bugüne neler değişti?

Cemile Sümeyra, ismine Hece ve HeceÖykü dergilerinden aşina olduğumuz bir edebiyaçı yazar. İlk kitabı, “Kendi Kalemini Kıranlar: Türk Edebiyatında İntihar” ile adını duyurmuştu. Cemile Sümeyra'nın “Hayatı Kurgulamak” isimli ikinci kitabı ise, geçtiğimiz günlerde Şule Yayınları’ndan çıktı. Deneme türündeki bu kitap, edebiyat ve hayat arasındaki kopması mümkün olmayan ilişkiyi merkeze alarak birbirinden güzel metinleri okuyucuyla buluşturuyor.

“Hayatı Kurgulamak”, iki ana bölüm içerisinde yer alan birbirinden bağımsız denemelerden oluşuyor. Yazarın kitabına aldığı bu yazılar, daha evvelden Hece ve HeceÖykü dergilerinde yayımlanmış. Cemile Sümeyra kitabında, edebi metinleri çeşitli açılardan inceliyor, değerlendirmelerde bulunuyor ve tespitlerini kaleme alıyor. Yazar hayatın edebiyatla nasıl kurgulandığını kapağından belli ediyor adeta. Hayatın her alanına ait nesnelerin olduğu resmin, bir deneme kitabının kapağında olması da bunu simgeliyor.

İçinde 'hayat' olmayan öykü yok

Öykü Dünyaları” ismi verilen birinci bölümde, öykü okumaları yapılıyor. Öykü denilince akla elbette insan ve insana dair her şey geliyor. Yazar ilk olarak, son dönem Türk öykücülüğünde bir gezintiye çıkarıyor bizi. Ramazan Dikmen, Cemal Şakar, Yıldız Ramazanoğlu, Abdullah Harmancı, Cihan Aktaş, Necip Tosun ve hikâyeye emek veren daha birçok yazarın eserlerini insan ve toplumsal hayat temaları bakımından ele alıyor. 70'li ve 80'li yıllarla karşılaştırarak son dönem öykülerini değerlendiren yazar, değişen şartların ve insanın öykülerde nasıl yer bulduğunu araştırıyor, kayda değer çıkarımlara ulaşıyor. Toplumsal olaylara, dönüşümlere hikâyecilerin kayıtsız kalamadıkları, siyasi havanın, geleneklerin, modernizmin getiri ve götürülerinin öykülere nasıl yansıdıklarını anlatıyor. Bir diğer yazıda yazar, hepsi kendi kuşağında öne çıkmış kimi isimler etrafında kadın öykücülerin hayatı, insanı nasıl gördüklerini, gelenek ve din algılarını, toplumsal ilişkilere bakış açısını irdeliyor.

Çöle İnen Nur'daki peygamber sevgisi

İkinci bölümde yazar, genel edebiyat okumaları yapıyor, roman, hikâye, hatıra, masal türündeki bazı eserleri değerlendiriyor. Salt siyer kitabı olmayıp edebi açıdan da doyumsuz bir lezzet yaşatan Çöle İnen Nur'un nasıl yazıldığı, Necip Fazıl’ın hangi hususlara dikkat ettiğine değiniyor yazar. Yalnız müminler veya iman istidadında olanlar için yazıldığını, Peygamber’in adının telaffuz edilmesini bile saygısızlık ve cüret saydığı için eserinde “Gaye-İnsan ve Ufuk Peygamber” ifadesinin kullanıldığını hatırlatıyor. Derinden bir sevgi ile yazılan ve üslubundan etkilenmenin mümkün olmadığı kitap, peygamberî hayatın merkezine koymasıyla önem taşıyor.

Zarifoğlu'nun masalları sadece çocuklar için değil

Sadece büyüklerin adamı olmayan Cahit Zarifoğlu’nun çocuklar için kaleme aldığı masalları da inceliyor Cemile Sümeyra. Zarifoğlu için çocuğun ne demek olduğunu şu cümlelerle açıklıyor yazar: “İnsanoğlunu güzelliklere ulaştıran, güneşe yol yapan çocuktur. Aynı zamanda bütünüyle varlığı ve hayatın paylaşımını, hayatı ve insanları güzelleştirendir çocuk. ‘Güzelleşiyorum çocuklarımızla’ der şair.” Zarifoğlu'nun ideal toplumu ve ideal insanı anlattığı, içinden kanaat, huzur, mutluluk akan “Yürekdede ile Padişah”; insanı tutsak eden modern hayat eleştirisinin aslan ve tilki alegorisi ile yapıldığı “Katıraslan” ve diğerlerine göre çocuksu yönü ve sadeliği ile öne çıkan “Küçük Şehzade” adlı masallarını ana temaları, üslupları ve dikkat çekici özellikleri ile ele alıyor yazar. Şair hassasiyeti ve titizliği ile çocukların dünyasına dokunan Zarifoğlu’nun, çocuk edebiyatı alanında yazdıklarıyla da incelenmesi gerektiğine vurgu yapıyor.

“Hayatı Kurgulamak”daki diğer yazılarda yazar, Nuri Pakdil’in kendi düşünce sisteminin önerdiği derviş karakterinin anlatıdığı “Derviş Hüneri”; Hasan Aycın’ın, kendi hayatının tanıklığını yaptığı daha çok çocukluk yıllarına tekabül eden “Müşahedat” adlı eseri; Adalet Ağaoğlu’nun “Bir Düğün Gecesi” adlı romanı; Ahmet Haşim’in seyahat metninin aynı zamanda bir düşünce metni olduğunu gösteren “Frankfurt Seyahatnamesi”; Necati Mert’in öykücülüğü ve “Zamansız”kitabı; Ali Ulvi Temel’in “Bildiri Öyküler”; Ahmet Sarı’nın “Merhamet Dilercesine Gökyüzüne Bakmak” isimli öykü kitapları üzerine başarılı değerlendirmeler yapıyor. “Hayatı Kurgulamak”, yazarın edebiyat okumalarına eşlik etmek ve değerli çıkarımlarından faydalanmak isteyen edebiyatseverlerin ilgisine sunuluyor.

 

Ayşegül Sena Kara okudu

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 15:57
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26