Öykülerinin tümüne sinmiş o kahve kokusu

Merve Koçak Kurt’un ilk kitabı 'Ellerin Mavi Kelebek', Hece Yayınları arasından okuyucularla buluştu. Mustafa Uçurum kitap üzerine yazdı.

Öykülerinin tümüne sinmiş o kahve kokusu

https://www.ktpkitabevi.com/urun/ellerin-mavi-kelebek-9786055108229

Merve Koçak Kurt, ilk yazısını 1995’te yayınlayan, daha sonra 2005’te ikinci yazısını yayınladıktan sonra yazma sayfasını artık hiç kapatmayan bir yazar. Deneme, öykü ve kitap eleştiri yazıları ile edebiyat dünyasında soluk soluğa cümlelerin ardına düşen Merve Koçak Kurt, öykücü olarak anılmayı hak edecek çalışmalarıyla Hece Dergisi’nde yazmaya devam ediyor. Star gazetesi kitap ekinde ilk kitapların öyküsünü yazan Merve Koçak Kurt’un ilk kitabı “Ellerin Mavi Kelebek” raflarındaki yerini aldı.

Yaşayan öyküler

Yazar, hayattan topladıklarını bir deste yaparak yazdıklarına bir kaynak olarak onları kullanan kişidir. Yaşanmışlıkların yanında, hayal dünyasının sınırsız kapılarını zorlamak ve oradan kendisine sonsuz ilhamlar alan kişidir de.

Merve Koçak Kurt, hayatla irtibatı güçlü ve bir o kadar da canlı bir üslubun öykücüsü. Kitapta yer alan öyküler, okuyucuyu hayatın kıyısında tutan ama bir yandan da hayal dünyasının derinliklerine çağıran bir içtenliğe sahip. Öykülerin içinde yol alırken, bir fincan kahvenin buğusu kadar hayatla omuz omuza hissediyor okuyucu kendini. Kahverengi gözler, Suriye’den gelen kakuleli kahve ve Türk kahvesi. Neredeyse öykülerin tümüne sinen bir kahve kokusu sizi hiç yalnız bırakmıyor. Bütün bunlardan sonra yazarın iyi bir kahve tiryakisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

İstanbul’un hengâmesi de öykülerde sık sık karşımıza çıkıyor. Ankara-İstanbul arası bir mesafe gözümüzde canlansa da, İstanbul daha da baskın bir rol oynuyor öykülerde. “Her geldiğinde biraz daha bağlandığı, sonra heybetinden ürküp kendi kuytularına çekildiği, sınırsız sözcükleri karşısında haşmetle eğildiği…”

Hayalle gerçek arasında

“Ellerin Mavi Kelebek”, üçüncü boyut bir dünyadan sesleniyor. Kitaptaki yirmi öyküde de farklı bir hava, farklı bir ses var. Yazar bizleri kendi gizemli dünyasının göğüne çağırıyor. Bir kelebek rüyası gibi, yakaza halinde ama hayatın damarını da sıkı tutarak. Bu öyküleri okurken klâsik öykü algısının çok ötesinde bir pencere açılıyor zihinlerde.

İç konuşmalar öykülerde oldukça sık kullanılmış. Yazar olaylara iç konuşmalarla katkıda bulunuyor, çoğu kez olayın kahramanı olarak karşımıza çıkıyor. Diyalogların yerini, yazarın olaylara sağladığı akış katkı sağlıyor. Merve Koçak Kurt’un öykülerindeki üsluba ve öykülerinde kullandığı biçimsel denemelere baktığımızda, öykümüz adına umut dolu cümleler kurmamız mümkündür. Çünkü onun öyküsü, yeni bir soluk diyeceğim türden ipuçlarını bize birçok örnekte somut olarak sunuyor.

Öykünün kalıplarını zorlayan, kendi çizgisini oluşturma yolunda emin adımlarla ve sağlam örneklerle öyküsünü kuşatan yazarımız, bizlere unutulmaz öykü lezzetleri sunuyor. Öykünün akışına kaptırmışken kendimizi, bir anda şiirin kıyısında bir serinlikle yola devam edebiliyoruz. “Mors Alfabesinde Sen” öyküsü kitabın öne çıkan eserlerinden. Sık sık şiirin kapılarını yoklayan, kısa cümlelerle şiirsel bir söyleyişe yaklaşan yazar, her başlıkta ayrı bir dünyaya süzülüyor. Kitabın en can alıcı terennümünü de burada seslendiriyor yazar. “Susmalı, en iyisi susmalı.”

Kısa, samimi cümleler, yer yer masalsı bir dünyaya göz kırpan ifadeler ve insanı merkeze alan öyküler. Bütün bunlar ve daha fazlası Merve Koçak Kurt’un öykülerinde bizleri karşılayan dünyanın pencereleri. Kişiler üzerine kurulu olsa da öyküler, yazar neredeyse hiç isim kullanmıyor öykülerinde. Böylelikle hepimizi öyküsünün kahramanı ilan etmiş oluyor.

Hızla akan zaman, iç içe geçen olay örgüleri, “Söz Uçurumunda Bir Epilog”da olduğu gibi girizgâhlarla zihin yenileyen geçişler Merve Koçak Kurt’un, canlı ifadeleriyle uçsuz bucaksız bir çocukluğa çağırıyor okuyucuyu.

Yazının birçok alanında başarılı bir şekilde kalem oynatan Merve Koçak Kurt, bu ilk kitabıyla gösterdi ki öykücü olarak anılmayı sonuna kadar hak ediyor. Bu yolda ne kadar çaba sarf ettiğine öykülerinin her harfi de şahitlik ediyor ve direncini biliyor yola çıkan herkesin:

“Yaşam böyle bir şey değil midir? Sadece düşüp yeniden kalkma çabası…”

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 16:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26