Öyküde Biçimsel Denemeler: Cemal Şakar'ın Mürekkep'i

Yeni kuşak öykücülerin rehberlerinden sayılan Cemal Şakar’ın İslam dünyasının sorunlarını öykü formuyla anlatan ‘Mürekkep’ kitabını Recep Şükrü Güngör değerlendirdi.

Öyküde Biçimsel Denemeler: Cemal Şakar'ın Mürekkep'i

Cemal Şakar, hem etrafında kümelenen hem de kendini uzaktan takip eden, okuyan, ilgilenen, ulaşan gençlere rehberlik etmektedir. Bu duruma kendim de birçok kez şahit oldum. Her alanda böyle toplum ve alan rehberlerine ihtiyacımız var. Usta-çırak geleneği modern dönemde de, postmodern dönemde de asla vazgeçilmez sağlam bir yöntemdir. Sanayide böyle olduğu gibi sanat alanında da böyledir. Sanayide ustanın elinden yetişmemiş çırakların iyi bir usta olamadığını gözlemlemek çok kolay olduğu gibi sanat alanında da bir ustanın himayesinde, gözetiminde, rehberliğinde yetişmemiş olanlar kendini belli etmektedir. Cemal Şakar’ın çevresinde yetişen, onun rehberliğiyle yürüyen çokça isim sayabilirim ama adını unuttuklarım olabilir düşüncesi ile isimlerini zikretmiyorum.

Öyküde bir yol

Kendine has bir yol açtı öyküde Cemal Şakar. İslamî duyarlılığı öne çıkararak öykü yazılabileceğini Müslüman sanatçılara gösterdi. Kur’an ayetlerinden öyküler çıkabileceğini, yatak odası olmadan, şarap olmadan, fahişe olmadan öykü yazılabileceğini gösterdi. Dili, üslubu oturmuş, ustalığını ispatlamış ve öyküleri, öykü hakkında düşünceleri ile son dönem öykücülerinin yol açıcısı, işaret göstericisi olmuştur.

İslam dünyasının meseleleri

Cemal Şakar’ın daha önce Okur Kitaplığı’ndan yayınlanan ve yenilikler denediği öykü kitaplarından Mürekkep’i, İz Yayınları tarafından yeniden okura sunuldu. On yedi öyküden oluşan Mürekkep kitabında yazar; Suriye, Lübnan, Filistin, Türkiye, Arakan, Afganistan gibi ülkelerde yaşanan sorunları ele alıyor. Müslümanların yaşadığı hüzünlü hayatı öykünün imkânlarını kullanarak dile getiriyor. Ele aldığı şiddet, kıyım ve katliam ne yazık ki İslam ülkelerinde yaşanıyor. Savaşın, mahrumluğun, yoksulluğun, dehşetin mahvettiği çocuklar hazin tablolarla ele alınıyor.

Mürekkep kitabının öykülerinde gezinirken çığlıkları duyarsınız. Bir yıkıntı altında kalmış çocuğun iniltisini, eşini kaybetmiş bir babanın feryadını, bütün ailesini yitirmiş bir annenin son çığlığını… Günümüz Doğu dünyasının fotoğrafıdır öykülerdeki atmosfer. Yazar, İslam dünyasına bir öneri sunmaya, bir kurtuluş çaresi aramaya çıkar.

Kitabın ilk metni olan “Kılıç” öyküsünde dış yolculukla beraber bir iç yolculuğa da çıkan adamı anlatır. Kan, korku, zulüm yeryüzünü bürümüş, şeytan ve avaneleri bütün noktaları tutmuştur. Öykünün sonuna yaklaşılınca kahraman uyanır, umuda tutunur ve kılıcını arar: “Umdu. Ayağa kalktı: Mekke’yi, Medine’yi, Kudüs’ü, Şam’ı, Bağdat’ı, Kabil’i, Somali’yi, Arakan’ı gördü. Bir kılıcı olsaydı biçseydi karanlıkları.” (s.10)

“Geçişler” öyküsünde, İslam dünyasında yaşanan savaşta bir Batılı gazetecinin gözünden çocukların yaşadıkları insanlık dışı durumlar anlatılır. “Battaniye” öyküsüyle Kasyun Dağı’na, Şam’a, Suriye’ye ve orada yaşananlara götürür okuru. “Sesler” öyküsünde savaştan ötürü dağılan aileleri konu edinir; bombalar, roketler altında kıyılan çocukların dramları dile getirilir. Çocuklar artık sadece bir sese dönüşür. “Küçük Şeyler Düeti” öyküsünde hiç bitmeyen zulümler, öldürmeler ve insanların bu durum karşısında aldığı tavırlar ele alınır. Küfür düzenine tavır almayanlar eleştirilir. “Mama” öyküsünde, Afrika’daki sefaleti reklama dönüştürenleri eleştirir. Bir fotoğraf, açlığı değil mama reklamını öne çıkaracaktır: “Mama kutusu tam önlerinde; markası okunabiliyor; anne sütüne en yakın olanlardan.” (s.28)

Biçim arayışları

Bütün öykülerinde biçim kaygısından, arayışından vazgeçmeyen yazar bu tutumuyla tasavvuf yolculuğunda arayışı hiç bitmeyen bir saliki hatırlatır. Her öyküsünde başka bir biçim arayışı göze çarpar. Öykü formunda karar kıldıktan sonra yani bir tevhidi kıble ettikten sonra o yol, o kıble içinde kendi yolunun kıvrımlarını arar ve arayışla beraber oluşturur. Bu yönüyle yazar, kendinden sonraki kuşağın örnek aldığı isimlerden biri olmuştur.

“Bir Tip” öyküsünde de biçimsel arayışlarında yazar ilginç bir noktaya gelir. Tamamlayamadığı öykü notlarını öykü yazarlarının, okurlarının bildiği başka bir öykücüye gönderir ve rahatlar. Notlarını yeni kuşak öykücülerinden Aykut Ertuğrul’a gönderir: “Gmail’i açıyorum. Bütün notları bir dosya yapıp Aykut’a yolluyorum. Bir hafifliyorum, bir hafifliyorum… Aklım başıma geliyor, bilincim berraklaşıyor. Ohh be dünya varmış!” (s.102)

Mürekkep’teki öykülerde kitabın adını taşıyan bir öykü bulunmuyor. Çünkü bütün öyküler İslam dünyasının sorunlarının toplamını ele alıyor. Böylece kitabın adı, Müslümanların sorunlarının toplamı anlamına geliyor. Bu yönüyle kitabın, ele aldığı konuya uygun bir isim taşıdığını görmekteyiz.

Yazarın biçim ve üslup arayışları, iç yolculukları, vaka ile beraber durum anlatışları sürekli yenilenmektedir. Her öyküde bir biçim arayışı görülmektedir. Yarım sayfayı bulmayan öykülerin yanında beş altı sayfayı bulan öyküler de görülmektedir. Bu yönüyle hem kendi kuşağına hem de kendinden sonraki kuşağa yenilikler yaşatan Cemal Şakar’ın Mürekkep kitabının yeni baskısıyla okura yeniden göz kırptığını ve öykü ilgililerini çağırdığını belirtmek isterim.

Cemal Şakar, Mürekkep, İz Yayıncılık

Recep Şükrü Güngör

Güncelleme Tarihi: 22 Kasım 2018, 17:31
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13