Osmanlı ve Cumhuriyet devrinde müzmin bir muhalif: Mevlanzade Rıfat

Mevlanzade Rıfat, yaşadıklarını ve düşüncelerini hatırat mahiyetindeki kitaplarında toplamıştır. Bunlar arasında belki en önemlisi, "Türkiye İnkılabının İçyüzü" adlı eseridir. Kemal Kahraman kitap hakkında yazdı.

Osmanlı ve Cumhuriyet devrinde müzmin bir muhalif: Mevlanzade Rıfat

Yakın tarihimize ışık tutan kitaplar son zamanlarda büyük ilgi görüyor. Bunun toplumsal nedenleri üzerinde ayrıca durulabilir. Ülkemiz tarihiyle barışıyor mu, hesaplaşıyor mu değerlendirmesi yapılabilir. Her durumda, atalarımızdan bize kalan birikimle cesurca ve serbestçe yüzleşmek büyük önem taşıyor.

Artık kişilerin ve olayların siyah veya beyaz renklere boyandığı devirlerin geride kaldığını ümit ediyoruz. Kitaplar, belgeler, zabıtlar, anılar, şiirler; geçmişimizi sağlıklı bir açıdan değerlendirebilmek için hangilerinin daha faydalı olacağını bilemezsiniz. Bunlar arasında anılar büyük önem taşıyor.

Arşiv belgelerinin yanında, belki onlardan daha fazla, tarihimizdeki önemli ve önemsiz gibi görünen şahısların kişisel kayıtları, olayları anlamamızda bize büyük yardım sağlayabilir. Belgeler, Meclis Zabıtları, mahkeme kayıtları gizlenebilir. Nitekim birçoğunun tozlu raflarda kaldığını, nice yıllar sonra kısmen yayınlanabildiğini görüyoruz. Fakat kişisel yayınların daha serbest bir yanı vardır.  

Hatıralar tarihimiz açıdan özel önemi olan bir yazım türüdür. Batı kültüründe romanın gördüğü işlevi bir bakıma bizde hatıralar ve gezi notlarına yüklenmiştir. Bizde roman ve hikâyenin neden böyle kapsamlı bir görev üstlenmediğini sosyal bilimciler araştırmalıdır. Belki de gerek yazanlar, gerekse okurumuz, kurgusal olanın yerine yaşanmış anıları tercih etme eğilimindedir.

Burada konumuz olan Mevlanzade Rıfat, Osmanlı’nın son zamanlarına ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına şahit olmuş bir gazeteci ve yazar. Genç yaşta bürokraside başarıyla başlayan hayatı, kısa zamanda sürgünlere dönüşür. Önce Anadolu’ya, sonra Yemen’e sürülür. Onu Osmanlı Devleti İstanbul’dan, İngilizler Irak’tan, Yunanlılar Atina’dan, Hidiv hanedanı Kahire’den sürmüş. Paris, Kahire, Atina, Köstence, Halep, muhalif aydınların gittiği neresi varsa oraya gitmiş. 150’likler arasına girmiş. Cumhuriyet devrinde zaten hiç Anadolu topraklarına girememiş. Hayatı boyunca yaşadığı hiçbir iktidarla anlaşamamış, kendine özgü sıra dışı fikirleri ve hayatı olan, sınır tanımaması nedeniyle başı dertten kurtulmayan ilginç bir şahsiyet.

Jön Türkler muhalefetteyken onlardan biriydi

Jön Türkler muhalif ve gizli bir örgüt durumundayken onlardan birisi. Abdülhamid devrinde kendi ifadesiyle “Şehzade Sultan Reşad’a yakınlığı sebebiyle” Yemen’e sürgüne gönderiliyor. II. Meşrutiyet’in ilanıyla Yemen sürgünü İttihatçılarla birlikte İstanbul’a geliyor. Abdülhamid’in düşürülmesi için mücadele veriyor. Serbesti adlı muhalif gazeteyi çıkarıyor. Gazeteci Hasan Fehmi Galata köprüsünde vurulduğunda yanındaki esrarengiz kişi, Mevlanzade’dir.

Abdülhamid’e muhalefet ediyor ama onun düşürülmesiyle işleri yoluna girmiyor. Çünkü yine yanlış taraftadır. İttihatçılarla anlaşamamakla kalmamış, onların amansız düşmanı olmuştur. O uçların adamıdır. Bu defa muhalif Ahrarcıların yanındadır. 31 Mart olayları Ahrarcıların üzerinde kaldığından, onlarla birlikte gıyabında mahkûm oluyor. Yine ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. Zaman geliyor, İttihatçılar Balkan yenilgisinden, Dünya Savaşı’ndan suçlu bulunuyor. Onları tasfiye eden iktidar da Mevlanzade’den hoşlanmıyor.

Bir yandan Siyonizm düşmanıdır. Osmanlı’ya Siyonizm’in son verdiğini, bunun için dönmelerin öncülüğünde Selanik merkezli bir teşkilat kurulduğunu, bu teşkilatın hem Osmanlı Devleti’nin parçalanmasında, hem de yeni Türk devletinin kuruluşunda öncü rol oynadığını söylüyor. 1920’lerde ilginç bir öngörüyle Yahudilerin Filistin’de devlet kurmaya doğru gittiğini savunuyor. Öte yandan bu sürecin yürütücüsü olan İngilizlerin kurduğu İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin de içindedir. Aynı dönemde onu Kürt Teali Cemiyeti’nde görüyoruz. Kürt kökenli bir Osmanlı aydınıdır. Aile bağları Irak’ın Süleymaniye bölgesine, Mevlana Halid-i Bağdadi’ye kadar gidiyor. Söylendiğine göre adı da oradan geliyor.  

“Tezatların insanı” diyebileceğimiz bu sıra dışı insan, hayatı boyunca aktif siyasi faaliyetlerin içinde yer almış. Bir vekil veya bürokrat olarak değil, gazeteci, yazar ve Batılıların deyişiyle “aktivist” olarak. Doğruları ve yanlışları ayrı bir konu, o fazla düşünmeden, hızlı ve spontane yaşamış, düşündüklerini ve yaşadıklarını bir şekilde açıklamış, yayınlamış.

Hep muhalif kaldı

Onun muhalifliği, cesaret ve atılganlığı, tereddüt içindeki çekingen ve bin bir hesapla geçen hayatlara örnek olacak mahiyettedir. Hep savunmuş, karşı çıkmış, genellikle de sonuç alamamıştır. Ülkemizdeki mevcut düşünce kategorileri içinde onu bütünüyle savunacak bir kesim bulamazsınız.

Mevlanzade Rıfat, yaşadıklarını ve düşüncelerini hatırat mahiyetindeki kitaplarında toplamıştır. Bunlar arasında belki en önemlisi, Türkiye İnkılabının İçyüzü adlı eseridir. Eseri yayına hazırlarken giriş kısmında kapsamlı bir araştırma yazısı ile okuyucuyu konuya hazırlamaya çalıştık. Yakın tarihe ilgi duyanlar için rahat bir okuma sağlayan eser, Osmanlı döneminde yetişmiş bir aydının mücadelesini, görüşlerini ortaya koyan otobiyografik özellikler taşıması bakımından önemlidir. Resmi tarihe veya bizim tarihe bakışımıza uyup uymaması tamamen ayrı bir konudur. Kültürel hayatımızın geldiği şu noktada artık düşüncesi ne olursa olsun birikimle yüzleşebilecek bir olgunluğa eriştiğimizi düşünmek istiyoruz.

Eser edebi bir metin değildir, bilimsel bir araştırma eseri de değildir. Fakat yazıldığı yılların diliyle hayatın doğal akışı içinde, fazla da özenilmeden yazılmış bir çeşit manifestodur. Bu doğal haliyle hem tarihçiler, hem sosyologlar için önemli bir kaynak niteliğinde olduğunu düşünülebilir. Diline ve üslubuna müdahale etmeden, metne sadık kalarak yapılan titiz bir çalışmanın ürünüdür.

Mevlanzade Rıfat, Türkiye İnkılabının İçyüzü, Kaknüs.

Kemal Kahraman

Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2018, 16:46
banner12
YORUM EKLE

banner19