banner17

Osmanlı topraklarındaki Fransız mason localarının hedefinde ne vardı?

Gizliliğe çok önem vermeleri ve localara bölünmüş yapıları sebebiyle Masonluğu bir bütün olarak kavramak oldukça zor. Paul Dumont’un Fransız obediyansına ait belgelerden hareketle kaleme aldığı kitap sahaya taze kan niteliğinde. Sedat Palut yazdı.

Osmanlı topraklarındaki Fransız mason localarının hedefinde ne vardı?

Osmanlı Devleti çok uluslu bir devletti. Kuruluşundan itibaren devletin sınırlarını Batı’ya doğru genişletmesi ve uyguladığı istimalet politikası gereğince ele geçirdiği yerlerde çok sayıda gayrimüslim nüfusu barındırmış ve bu hoşgörü sayesinde gayrimüslimler topraklarını terk etme ihtiyacı hissetmemişlerdi. Fakat devletin 18. yüzyılda zayıflamaya, 19. yüzyılda topraklarını önemli oranda kaybetmeye başlaması ve aynı dönemde Fransız İhtilali’nin etkilerinin çok belirgin olarak hissedilmesi gayrimüslim politikalarının farklılaşmasına neden olmuştur.

Osmanlı Devleti bu dönemde çok uluslu yapısını koruyabilmek amacıyla Tanzimat ve Islahat Fermanlarını hayata geçirmiştir. Fakat bu fermanlar devletin demokratikleşme çabalarına katkı sağladığı gibi bağımsızlıklarını elde etme noktasında azınlıkların özgüven kazanmalarına da sebep olmuştur. Ayrıca bu dönemde azınlıklar, Batılı güçlü devletlerin de desteğini almıştır.

Osmanlı Devleti’nin zayıflaması azınlıkların iştihanı kabartmıştır diyebiliriz. Ayrıca farklı amaçlar güden kuruluşların, denetleme mekanizması bozulan Osmanlı sınırlarında rahat hareket etme imkanı buldular.

Bu kuruluşlardan birisi de masonlara aitti. Malumdur ki, masonluk gizliliği ile ilgi çeken bir kurumdur. Hakkında efsaneler uydurulmuş ve yalan yanlış bilgilerle kamuoyunun hep dikkatini çekmiştir. Yakın zamanda bu konuda belgelere dayanılarak hazırlanan bir kitap yayımlandı: Osmanlıcılık, Ulusçu Akımlar ve Masonluk. Kitabın alt başlığı “Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat’tan Mütareke’ye Fransız Obediyansına Bağlı Mason Locaları”. Yazarı Paul Dumont olan kitap, Yapı Kredi Yayınları arasından çıktı.

1945 Lübnan doğumlu Dumont, çağdaş Türk dili, edebiyatı ve tarihi profesörüdür. Kendisi Strasbourg Üniversitesi’nin Türk Araştırmaları bölümünde ve CNRS bünyesindeki Orta Asya Türk ve Osmanlı Dünyası Araştırmaları Merkezi’ni yönetti.

Masonluğu çalışmanın zorlukları

Dumont, benim yukarıda zikrettiğim mason localarına dair belgelerin gün ışığına geç çıkması ile ilgili sıkıntılarını paylaşarak okura selam vermiş kitabında. Masonluğu hem bir bütün olarak incelemenin zorluklarına hem de loca loca belirlenmesinin araştırmayı zorlaştırdığına değinmiş. Kendisi kitabı oluştururken tamamıyla Fransız Obediyasıya kaynaklarından faydalanmış. Bu vesile ile kitabın mason incelemeleri için sadece bir tuğla görevi gördüğünü ifade ediyor. Kitap, belgelerin paylaşımı açısından oldukça zengin.

Osmanlı Devleti’nde mason locaları, yazara göre, Tanzimat döneminde 1850 ile 1875 yılları arasında kurulmuş daha çok. Locaların önemli bir kısmı İstanbul, İzmir, Beyrut ve Selanik’te faaliyet göstermiş. Yazar, bu önemli kitabında Fransa Maşrık-ı Azam’a bağlı dört locayı incelemiş: L’Etoile du Bosphore, L’Union d’Orient, Ser ve l Proodos.

Bu localar hakkında biraz bilgi vermekte fayda var. L’Etoile du Bosphore 1855’te kuruldu. Anlamı Boğaziçi’nin Yıldızı. Kurulduğu dönemde on beş kadar üyesi olan bu loca, daha çok Fransız ve İtalyan üyelerden oluşuyordu. Loca Fransız niteliğini kapatılana kadar korumaya çalışmış. Zamanla üyelerini diğer locaya kaptıran L’Etoile du Bosphore, diğer locaların da zaman içinde gruplara bölünmesinin ardından yeniden toparlanma sürecine girmiştir, bu sefer daha kozmopolit bir yapıya bürünerek: “Esas olarak tüccarlardan, serbest meslek sahiplerinden, çeşitli imar kuruluşlarındaki idari ve teknik kadrolardan oluşan ayrışık ve çok kozmopolit bir karışım içinde. Fransızların ağırlığı azalmıştı.”

Mason localarına nefes aldırmayan sultan

Yazarın baştaki padişahla göre mason faaliyetlerine dair söylemleri oldukça ilginç.  Dumont; Abdülmecid, Abdülaziz ve V. Murad döneminde mason faaliyetlerinin gelişmesi için göreli olarak ortamın uygun olduğunu; ancak Sultan II. Abdülhamid döneminde durumun tam tersine döndüğünü ifade ediyor: “Polisin tedirgin etmeye yönelik davranışları, yıldırma önlemleri, takibatlar. Yüzyıl sonuna doğru locanın sadece on kadar düzenli üyesi kalmıştı. Fransız asıllı masonların çoğu locayı terk etmişti. İki ya da üç Ermeni, birkaç Rum ve İtalyan himayesinden yararlanan Musevilerden başka kimse kalmamıştı.”

Yazar, II. Abdülhamid Han döneminde diğer tüm mason localarının takibat nedeniyle zor zamanlar geçirdiğini belirtiyor. Peki, L’Etoile du Bosphore locasının amacı neydi, ne için kurulmuştu? Yazarın belgelerden hareketle aktardığı bilgilere göre 19. yüzyılda ivme kazanan pozitivist düşüncenin ve sayıları giderek artan laik okulların Türkiye’de nüfuzunun gelişmesine katkı sağlamak.

Diğer bir mason locası, L’Union d’Orient… Bu loca, Osmanlı Devleti’nin çeşitli etnik ve dini bileşenlerinin kaynaşmasını hedeflenerek kurulmuştur. Osmanlı toplumundaki ırkların birliği ve kardeşçe bir arada yaşamanın barış içinde gerçekleşmesini sağlamak. Üyelerinin önemli bir kısmı 19. yüzyılında Osmanlı topraklarında yaşayan seçkin Museviler. Diğer azınlıkları da bünyesinde barındıran loca, zamanla 148 üyeye ulaşmış ve çetin tartışmaların ardından localarını Müslümanlara da açmışlardır: “Locanın 1868’de özellikle dikkat çeken iki kazanımı olmuştu: Ferik İbrahim Edhem Paşa ve Mısır Prensi Mustafa Fazıl Paşa. İbrahim Edhem tekris edildiği sırada Şura-yı devlet reisiydi Daha öncede Maarifi Umumiye Nazırlığı yapmıştı. Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan Prens Mustafa Fazıl ise Osmanlı yüksek bürokrasisindendi.” Yalnız, Türkçenin tekrislerden çıkarılması ile birlikte Müslüman Türklerin locadan zaman içinde ayrıldığını görüyoruz.

Ermenilerin kurduğu loca: Ser

1866’da kurulan Ser (aşk) locasının üyelerinin çoğu Ermeni ve tekris dili de Ermenice’dir. Bu locada zaman içinde din tartışmaları yoğun bir şekilde yapılmış. Üyelerinin bir kısmı ateizmi savunurken, bazıları da ateizme karşı laikliği savunmuştur. Ateizmi savunlar ile ilgili olarak, “Tanrı’nın varlığına ve ruhun ölmezliğine inancın masonik doktrinin başlıca temellerinden olmaya devam etmesi gerektiğinin açıklanmasının” ardından bazı üyeler locadan ayrılmıştır.” Bu loca, yüzyılın sonunda Ermeni ayaklanmalarının artmasının ardından, Sultan II. Abdülhamid’in takibatında dayanamayarak 1894’de faaliyetlerine son vermiştir.

I Proodos locası Rumlar tarafından kurulmuştur. Faaliyetlerine yaklaşık 30 yıl devam eden bu loca, Tanzimat reformlarının gündeme getirdiği düşüncelerden etkilenmiş; yöneticileri, halkların kardeşliği düşüncesini hayata geçirmek, masonik faaliyetlerle, Osmanlı İmparatorluğu’nda kalıcı bir siyasi ve toplumsal barış sağlama amacını taşımışlardır. Dilleri Rumca ve Türkçedir.  Loca, Türkler arasında önemli izler bırakmıştır: “Şehzade Murat, kardeşi Nurettin, Şehzade Kemalettin ve 19. yüzyılın en önemli Türk yazarlarından birine, Namık Kemal’e “nur-ı ziya” vermek ayrıcalığını yaşadı.” Yazar, V. Murad ve kardeşinin mason olma sürecini ve onların masonlukla ilgili düşüncelerini, masonik faaliyetlerin yayılması için neler yapılması gerektiği ile ilgili fikirlerini Fransız mason arşivlerinden bulduğu belgelerle kitabın sonunda paylaşmış. Bu belgelerin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.

Milli Mücadele’deki rolleri

Peki, bu mason localarının Milli Mücadele’deki rolü nedir? Bu sorulara net cevap verebiliyoruz. Fransız desteğiyle kurulan bu localar Ermenistan konusunda hemfikirdir ve bu amaca göre hareket etmiştir: Savaşın sonunda büyük bir Ermenistan kurmak. Bunun dışında İngiltere’nin Anadolu’dan büyük bir pasta almaya çalışmasını engellemeye çalışmak.

Şu cümleler Milli Mücadele döneminde 1920’de Fransız localarında yazılmış: “Türkiye fethettiği Asya ve Avrupa’nın bir parçasına hükmettiğinden, yüzyıllardır uygarlık ve ilerlemeyi özümseyemediğini tamamen kanıtladı. Zor kullanarak kazandığı fetihler sayesinde, bütün yaptığı sadece hayatını sürdürmekti. Bu korkunç savaş sırasında uygarlığı tehdit eden büyük bir tehlike içinde, Türkiye’nin Doğusu önemli rollerden birini oynadı.”

Locanın bu düşünceleri Mondros Ateşkes Antlaşması ve Sevr Antlaşması ile eşdeğer nitelik taşımaktadır. Mason localarının düşünceleri Anadolu halkı Milli Mücadele’yi kazanıncaya kadar devam etmiştir. Mücadelenin başarı ile sonuçlanmasının ardından Fransa ile Türkiye’nin yakınlaşması ve Ankara Antlaşmasının imzalanması ile Fransız mason localarının politikaları da Türkiye lehine dönmüştür. Belgelere göre, mason localarına üye olan Rumlar Türk askerinin İzmir’e girmesinden sonra Atina’ya kaçmışlardır.

Mason locaları devletin güçlü olmadığı ve savaş şartlarının hüküm sürdüğü dönemlerde politikalarını hayata geçirebilmek için yoğun çaba sarf etmişler. Belgelere göre de amaçlarına ulaşmışlar. Pozitivizmi hayata geçirebilmek için aktif faaliyet gösteren Fransız mason localarının faaliyetlerini belgelere dayanarak okumak isteyenler için Osmanlıcılık, Ulusçu Akımlar ve Masonluk kitabı oldukça önemli bilgiler içermekte.

Sedat Palut

                                                                                                         

           

Güncelleme Tarihi: 06 Kasım 2018, 12:22
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20