Osmanlı'da Eğitim Meselesi Etraflıca İnceleniyor

Ziya Kazıcı, ''Osmanlı’da Eğitim Öğretim'' isimli kitabında, Kur’an-ı Kerim’de eğitim ve öğretimin önemi, Peygamber Efendimiz (sas) döneminde bu alandaki faaliyetler ile Osmanlı’dan önce diğer İslam ve Türk devletlerinin eğitim-öğretim sahasında yaptıkları hizmetleri ele alır. Metin Uygun yazdı.

Osmanlı'da Eğitim Meselesi Etraflıca İnceleniyor

Eğitim-öğretim, toplumların, milletlerin bekasına, hükümranlığına direkt tesir edecek önemde ve hassasiyette olan bir iştir. Toplumların huzuru da ilmi yönden gelişmişlikle çok yakından alakalıdır. Bunun şuurunda olan milletler eğitim-öğretim işine her zaman gereken değeri vermişlerdir. İslam devletleri ve Osmanlılar da eğitime büyük önem vermişler, medrese sistemini geliştirmişler ve bu eğitim kurumları Osmanlı döneminde en olgun seviyesine ulaşmıştır. Medreseler, İslam ve Osmanlı eğitim tarihi içinde köklü bir geleneğe de sahip olmuştur.

Prof. Dr. Ziya Kazıcı, 2004 yılında Bilge Yayıncılık’tan çıkan ve yeni baskısı Kayıhan Yayınları tarafından yapılan Osmanlı’da Eğitim Öğretim isimli kitabında, Kur’an-ı Kerim’de eğitim ve öğretimin önemi, Peygamber Efendimiz (sas) döneminde bu alandaki faaliyetler ile Osmanlı’dan önce diğer İslam ve Türk devletlerinin eğitim-öğretim sahasında yaptıkları hizmetleri ele alır. Daha sonra Osmanlıların bu sahadaki hizmet ve gayretlerini araştırıp ortaya koyar.

Peygamberimizle (sas) başlayan ilmi faaliyetler daha sonra gelişerek teşkilatlanmaya başlamış, medrese sistemi gelişmiş, genel eğitim ve öğretim verilen medreselerin yanında, ihtisas medreseleri de faaliyete geçirilmiştir.

Medreseler, İslam ve Osmanlı eğitim-öğretim tarihi içinde müstesna bir yere sahiptir

Osmanlı Devleti, eğitim-öğretim konusuna daha kuruluşundan itibaren ehemmiyet vermiştir. Osmanlı sultanları ilim adamlarını etrafına toplamışlar, onların öncülüğündeki medreselerde devlet adamı, din adamı ve ilim adamı yetiştirmişlerdir. Medreseler, Osmanlı eğitim sisteminin en önemli merkezleri durumundadır ve ülkenin ilim, irfan, kültür, medeniyet ve sosyal hayatına büyük hizmetleri dokunmuş müesseselerdir. İlme verilen değer sayesinde bazı şehirler adeta ilim merkezi haline gelmiştir. İlim adamının gördüğü itibar neticesinde, Türk- İslam dünyasının önemli ilim adamları İstanbul’a akın etmişlerdir. Bu durum Osmanlı Devleti’nin siyasi merkezi olan İstanbul’u aynı zamanda bir ilim merkezi haline getirmiştir.

Medreseler, İslam ve Osmanlı eğitim-öğretim tarihi içinde müstesna bir yere sahiptir. Buralarda orta ve yüksek derecede tahsil görülür, eğitim-öğretim verilir. Memleketin ihtiyaç duyduğu her sahanın elemanı bu okullarda yetiştirilir. Kazıcı, Osmanlı’nın ilk döneminden itibaren medreselerin tahsil faaliyetine başladığını, Orhan Gazi’nin İznik’te ilk medreseyi faaliyete geçirdiğini, bu dönemden sonra bu okulların sayısının gittikçe fazlalaştığını, İkinci Murat döneminde de ilk teşkilatlanmanın başladığını bildirir.

Fatih dönemi teşkilatlanma ve anlayış bakımından bir dönüm noktasıdır

Kazıcı, Fatih döneminin teşkilatlanma ve anlayış açısından bir dönüm noktası teşkil ettiğini belirtir. Fatih’in teşkilat ve teşrifat kanunnamesinde ilk olarak ilmiye sınıfı ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. İlmiye sınıfına gireceklerle ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Sahnı Seman medreselerinin faaliyete geçmesinden sonra ülkedeki medrese sistemi, teşkilatlanması da yeniden yapılanmıştır. Aşağıdan yukarı doğru, hangi medresede nelerin okutulacağı belirlenmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in Sahn-ı Seman medreselerini açması, bu alanda gerçekleştirdiği yeni düzenlemeler eğitim sahasında yeni bir dönemin başlangıcı olur. Fatih külliyesi medreselerinin her birinin birer fakülte olarak kabul edilebileceğini belirten yazar, Osmanlı medreselerinde alet ilimleri denilen kelam, mantık, belagat, lügat, nahiv, matematik, astronomi, felsefe, tarih ve coğrafya ilimlerinin yanında yüksek ilimler denilen Kur’an ilimleri, hadis, tefsir ve fıkıh ilimlerinin okutulduğu bilgisini verir bizlere. Fatih medreselerinden mezun olanlar, hekim, fakih, fen adamı, maliye ve devlet memuru oluyorlardı.

Kanuni dönemi, Osmanlı’da eğitim ve öğretim konusunda da zirvenin yaşandığı bir dönem olmuştur. Fatih’in kurduğu Sahnı Seman medreselerinde eksik olan tıp ve matematik bölümleri medreselere bu dönemde ilave olunmuştur. Yine bu dönemde ihtisaslaşmaya gidilmiş, askeri hareketin çokluğu sebebiyle mühendis ihtiyacının çok olmasından dolayı, bu ihtiyacın giderilmesi yönünde çalışmalar yapılmıştır.

Osmanlıda inişli çıkışlı bir seyri olan medreselerin 16. yüzyılın son çeyreğinde bozulmaya başladığını belirtir Ziya Kazıcı. Bunda değişik sebeplerin rol oynadığını, bu sebeplerin önce medreseyi gerilettiğini daha sonra da çökmesine yol açtığını ifade eder. Bunlardan bazılarını kısaca şu şekilde açıklar: “Nüfus yoğunluğu, devletin diğer müesseselerindeki bozukluklar, ulema zadegân sınıfının doğması, ilmiyeye ait kanun ve geleneklerin çiğnenmesi, merkezcilik, saltanat kavgaları, talebe isyanları, bencillik ve ilmi hürriyetin olmaması gibi her biri başlı başına birer çöküş sebebi olabilecek maddelerdir.” Kazıcı bu maddelerin her birini detaylı olarak inceler…

Osmanlı Devleti ilme büyük önem vermiş, ilim müesseselerini iyi teşkilatlandırmıştır. Her sahada büyük âlim, devlet adamı, asker, din âlimi, gönül insanı yetiştirmiştir. Osmanlı’da ilmi teşkilatlanma dâhil eğitim-öğretim konusunun etraflı bir şekilde işlendiği eser hakkında Ziya Kazıcı; ‘‘Bir boşluğu dolduracağına inandığımız bu araştırmamız; Osmanlı öncesi ve Osmanlı sonrası olarak iki ayrı başlık altında Osmanlı Devleti’ndeki eğitim ve öğretim konusunu işlemektedir’’ der.

Ziya Kazıcı, Osmanlı'da Eğitim Öğretim, Kayıhan Yayınları, 2014

Metin Uygun

Yayın Tarihi: 01 Haziran 2016 Çarşamba 15:39 Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 18:09
banner25
YORUM EKLE

banner26