Osmanlı arşiv kayıtlarında Gürcistan ve Gürcüler

"Günümüzde de güçlü siyasi ilişkilere sahip Gürcistan ve Türkiye’nin bu yakınlığında, bu ortak tarih ve ortak kültürel geçmişin büyük payı vardır." Şekip Avdagiç yazdı.

Osmanlı arşiv kayıtlarında Gürcistan ve Gürcüler

Orta Asya’dan Anadolu’ya, oradan da Avrupa’ya doğru yürüyen Türklerin Anadolu’da güven içinde bulunmalarının kilit bölgesi, Kafkasya’dır. Kafkaslarda dost ülke ve milletlerin varlığı ve onlarla barış içinde bulunmak, Türklerin ana vatanı olan Orta Asya ile temasın kesilmemesi ve Asya’nın gerek kuzey gerekse güney istikametiyle kopmaz ilişkilerin devamı anlamına gelir. Osmanlı İmparatorluğu da Avrupa’ya doğru genişlerken, doğu sınırını güven içinde tutmayı, bu stratejik bölgede yaşayan halklara sulh ve anlaşma içinde bulunmayı önemserdi. Özellikle Güney Kafkasya Osmanlı’nın ilgi alanına girerdi ki bu bölgede günümüzde Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan devletlerinin yer alması stratejik önemini anlatmak bakımından yeterlidir.

Kafkasya gerek ırklar gerekse konuşulan diller bakımından büyük çeşitliliğe sahiptir. Belki de bu yüzden olsa gerek, İslam coğrafyacıları Kafkasya’ya “Cebel’ül-Elsine” yani “Diller Dağı” adını verirler. Aslında bu çeşitlilik, Kafkasya’da hem zenginliğin hem çatışmaların kaynağını oluşturur.

Gürcistan’a gelince bu ülkenin yer aldığı bölge, Türkiye’nin bölgeyle ilişkileri bakımından tarihin her döneminde bir üs ve geçiş vazifesi görmüştür. Sözgelimi Osmanlılar, Güney Kafkasya’da iki hâkimiyet dönemi yaşadı. Birincisi 16. yüzyılın sonları ile 17. yüzyılın başlarında iken, ikinci dönem ise 18. yüzyılın ikinci yarısında oldu. Gerek hâkimiyet dönemlerinde gerekse diğer zamanlarda, Türklerle Gürcüler, Kafkasya’da hep içiçe yaşadılar. Bir kısmı Müslümanlığı bir kısmı Hristiyanlığı tercih eden Gürcüler ile ortak bir geleceğe genellikle birlikte yürüdük.

Günümüzde de güçlü siyasi ilişkilere sahip Gürcistan ve Türkiye’nin bu yakınlığında, bu ortak tarih ve ortak kültürel geçmişin büyük payı vardır. Bunun en önemli göstergelerinden biri de bu kitapta yer alan ve Osmanlı arşivlerinden derlenen tarihi vesikalardır. Diplomasiden adalete kadar çeşitli kategorilerdeki bu belgeler, 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor.

Bu kitapta önemli bir bölümüne yer verdiğimiz belgelerin gösterdiği gibi Osmanlı Kalkasya’da hüküm sürdüğü sürece adaleti elden bırakmadı. Sözgelimi Osmanlı padişahları bölgedeki kadıya, “Sen ki kâdısın. Bundan böyle Hristiyan halktan kanunlara aykırı olarak bir akçe bile talep edilmeye. Zulüm ve baskı yapılmaya. Bu gibi durumlardan ısrarla kaçınıla. Vazife karşılığı kendisine arazi verilen hiçbir kimsenin durumu keyfi olarak değiştirilmeye!” diye fermanlar buyurdular.

Kanaatime göre Gürcülerle ilişkilerimizin nasıl adalet, karşılıklı güven ve ortak çıkarların korunmasına dayandığını gösteren bu tarihi belgeler aynı zamanda geleceği de aydınlatacak bir güce sahiptir. Bu gerçeği sadece bizim değil, Gürcü dostlarımızın da görmesini istediğimiz son için kitabımızı Türkçe ve Gürcüce olarak hazır okuyucuların ve araştırmacıların dikkatine sunuyoruz. Eminim ki bu belgelerden yola çıkan araştırmacılar, iki ülkenin ortak gelecek yolunu aydınlatacak yeni kandiller yakacaktır.

Şekip Avdagiç

Önsöz

Osmanlı Devleti, dünya tarihine sadece güçlü bir iz bırakmakla kalmamış, dünya tarihinin yazılmasına katkı sağlayacak en güçlü arşivlerden birini de tarihçilere armağan etmiştir. Bugün Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri bünyesinde Osmaneli Devleti’nin tarih kayıtları olarak 100 milyonun üzerinde evrak 400 bine yakın defter mevcuttur. Dünya üzerindeki hemen hemen her millet kendi tarihine dair yaşanmışlıkların izlerini bu kayıtlar vasıtasıyla takip edebilmekte ya da hafızalardaki tarihi gerçekleri ya da efsaneleri yine bu kayıtlar vasıtasıyla tescil edebilmektedir. Osmanlı Devleti’nin idaresinde ağırlıklı unsur elbette ki Türkler olmakla birlikte Rumlar, Ermeniler, Gürcüler, Boşnaklar, Arnavutlar, Araplar ve daha onlarca ırk ve ulustan insanlar, bu devletin sadece vergi mükellefi olarak kalmamışlar yine “Osmanlı” adıyla anılan büyük bir medeniyeti birlikte oluşturmuşlardır. Bu nedenle, vaktiyle Osmanlı devletinin birer unsuru olan bu uluslar için yazılacak tarih Osmanlı Arşivleri olmadan, eksik kalacaktır.

Maalesef Gürcistan tarihi ile ilgili olarak Osmanlı Arşivleri’nden istifade edilerek yapılan çalışmalar oldukça yetersizdir. Bu ise tarihi hakikatlerin yerini hurafelere veya kasıtlı saptırmalara bırakmaktadır. Osmanlı Arşiv Kayıtlarında Gürcistan ve Gürcüler adlı bu çalışma ile tarihi kayıtların ehemmiyetine dikkat çekmek ve Türk-Gürcü münasebetlerindeki tarihi dostlukların ve birlikteliklerin derinliklerine inilmesi amaçlanmıştır. Kitapta kullanılan belgeler günümüz Türk alfabesine çevrilmiş, daha iyi anlaşılması için sadeleştirilmiştir. Belgeler hakkında yapılacak yorumlar ve çıkarımlar okuyucuların inisiyatifine bırakılmıştır. Sadeleştirmeler ve kısaltmalar anlam bütünlüğüne zarar vermeyecek şekilde gerçekleştirilmiştir. Belgelerin Gürcü lisanıyla çevirileri de kitaba ilave edilerek okuyucuya ve tarihçilere karşılaştırma imkânı sağlanmıştır. Çalışmada yer alan belgeler Osmanlı Arşivi'nde Gürcistan ve Gürcülerle ilgili mevcut 20.000'den fazla belge arasından örnekleme usulü ile tespit edilmiş ve temalarına göre baskılandırılarak kronolojik olarak bir araya getirilmiştir. Çalışmada Osmanlı tarihinin en eski kayıtlarından olan Mühimme defterlerinde yer alan hükümlere özellikle daha fazla yer ayrılmıştır. Çünkü bu kayıtların tutulduğu tarihler, Osmanlılarla Gürcülerin birbirlerini tanıma ve birbirleri ile kaynaşma sürecidir.

Osmanlı Devleti’nde onlarca sadrazam, vezir, yüzlerce, binlerce din adamı ve yüksek dereceli yönetici Gürcü kökenlidir. Bu sebeple Gürcü tarihini, sadece Kafkasların bir bölgesine hapsetmenin pek de yerinde olmayacağı ortadadır. Gürcü ulusunun 21. yüzyılda yaşayan nesillerinin, Gürcü asıllı padişah anne ve eşlerini, serhatlarda ordular idare eden Gürcü serdarlarını, paşalarını, mensubu bulundukları devlet adına yedi iklim, üç kıtaya hükmeden Gürcü sadrazam ve vezirlerini, Gürcü sanatkârlarını ve din adamların her kademedeki Gürcü amir ve memurlarını unutmaya hakları yok tur. Bu bağlamda elinizdeki eser sadece bir hatırlama ve hatırlatmadan ibarettir.

Çalışmanın evrelerinde destek ve yardımlarını gördüğüm, Osmanlı Arşivi uzmanlarından Salih Kahriman, Fuat Recep, Ertuğrul Çakır ile Gürcistan’la ilgili birçok bilimsel çalışmaya imza atan Murat Kasap’a teşekkür ederim. Çalışmaya proje aşamasından itibaren destek veren Gürcistan Dostluk Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Altunel ve Yunus Kaya beyefendilere, Gürcüce çevirileri yapan Gela Guniava ve Iraklı Artmeladze’ye şükranlarımı sunarım. Bu eserin sizlere ulaşmasında maddi manevi desteklerini esirgemeyen İstanbul Ticaret Odası'nın saygıdeğer başkanı Şekib Avdagic’e hassaten teşekkür ederim.

Mümin Yıldıztaş

Yayın Tarihi: 25 Ağustos 2021 Çarşamba 15:00 Güncelleme Tarihi: 02 Eylül 2021, 15:13
banner25
YORUM EKLE

banner26