Ortadoğu'da çatışmalar jeopolitik kaynaklı mı?

Graham E. Fuller, 'İslamsız Dünya' kitabında 'İslam olmasaydı ne olurdu' gibi kurgusal şeyler üzerinden gitmek yerine daha farklı bir yol izleyerek okuyucuya yeni bir bakış açısı kazandırmayı tercih ediyor. Enes Yaşar yazdı.

Ortadoğu'da çatışmalar jeopolitik kaynaklı mı?

İslamsız bir dünyanın akış çizgisi nasıl olurdu? Muhtemelen Profil Yayınları'ndan Graham E. Fuller imzasıyla çıkan "İslamsız Dünya" kitabıyla karşılaşacak birçok okurun zihninde buna benzer bir çok çağrışım oluşacaktır. Fakat şunu belirtmek gerekir ki yazar, beklentilerin aksine “İslam olmasaydı ne olurdu” gibi kurgusal şeyler üzerinden gitmek yerine daha farklı bir yol izleyerek okuyucuya yeni bir bakış açısı kazandırmayı tercih ediyor.

Zaten okurun da, önsöz kısmına geçtiğinde bu izlenimleri rahatlıkla edineceği kanaatindeyim. Çünkü yazarın asıl olarak üzerinde durmak istediği şey kurgusal bir İslamsız dünya düzeni değil, geçmişteki İslam'ın sosyal ve kültürel olarak Batı toplumlarında oluşturduğu yansımalarıdır. Bu nedenle yazar, geçmişe doğru bir yolculuk yaparak İslam'ın yayıldığı toprakları, ekonomik ve jeopolitik çıkarlar, imparatorluklar arasında yaşanan güç savaşları, hatta Hıristiyanlığın içerisinde yaşanan çatışmalar içerisindeki bir tarih akışıyla birlikte verir.

Dinleri kültürel yönleriyle değerlendirmiş

Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere olaylar, ilerleyen bölümlerde farklı bir bakış açısıyla değerlendirilerek bambaşka bir minvalde akmaya devam eder. Öyle ki bir çok kitabın aksine İslam'ın yayılışını bu kez Batı'dan (Roma Kilisesi) Doğu'ya (Arabistan) doğru giden bir coğrafya üzerinde görürüz. Ayrıca Batı (Katolik) Roma ile Doğu (Ortodoks) Roma arasındaki çatışmaların yaşandığı bir dünyada, Ortadoğu coğrafyasındaki İslam'ın Hıristiyan dünyasındaki mezhep çatışmalarının neresinde olduğunu daha net bir şekilde kavrama imkanı buluruz.

Kitabın bir diğer dikkat çekici noktası, yazarın konuları ele alırken dinleri kültürel yönleriyle değerlendirmesidir. Bu bakış açısında da haklı olduğu kanaatindeyim. Çünkü yazarın tezini kanıtlaması ancak bu şekilde gerçekleşebilir. Nitekim kitabın ilerleyen sayfalarında ilk Hıristiyan topluluklara ev sahipliği yapmış olan Edessa'nın (Urfa) Bizans'ın Yunan kültürünü değil de jeopolitik olarak yakın olduğu Süryani kültürünü tercih etmesi buna en güzel örneklerden birisi olur. Yine aynı şekilde dini referanslarla açıklanamayacak örneklerden bir diğeri ise Haçlı Seferleri sırasında Doğu (Katolik) Romanın Batı (Ortodoks) Roma üzerinden geçerken şehri yağmalamasıdır.

Ortadoğu'da yaşanan çatışmalar aynı zamanda jeopolitik kaynaklı

Yazar, kitabın ilerleyen sayfalarında yukarıda vermiş olduğum örneklere benzer daha birçok olaylar silsilesiyle birlikte savunmuş olduğu tezini güçlendirmeye devam eder. Geride bıraktığımız her sayfa ise bizleri, Doğu - Batı ilişkilerinde mevcut krizin dinden değil de siyasi ve kültürel anlaşmazlıklardan kaynaklandığı kanaatinde yoğunlaştırır. Çünkü yazar, değinmiş olduğu noktalarda medeniyetler arasındaki çatışmaların jeopolitik odaklı anlaşmazlıklarına dair kanıtlar sunar. Bu da Ortadoğu'da yaşanan Doğu - Batı arasındaki çatışma zemininin, yalnızca İslam ve Batı dünyası arasındaki çatışmaya indirgenmemesi gerektiği anlayışını doğurur. Nitekim bu bölgeler, hangi medeniyetler ve dinler yaşarsa yaşasın jeopolitik konumundan dolayı çatışmaların yaşanmasına müsait bir zemindir. Dolayısıyla yazarın da ifade etmek istediği gibi bu bölgelerde İslam olmasaydı, hatta bölge tamamıyla Hıristiyan dünyasına dahi ait olsaydı, aynı krizler muhtemelen yine yaşanacaktı. Bu yüzden de kitabı okuduktan sonra yaşanan bu çatışmalarda dini unsurların yanı sıra jeopolitik konumun da büyük etkiye sahip olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.

Son olarak ise kitabı, diğer eserlerden ayıran en önemli unsurlardan bir tanesinin Doğu - Batı çatışmasını, dini unsurların yanı sıra kültürel ve siyasal etkilerle birlikte ele almış olmasıdır diyebiliriz. Nitekim şimdiye kadar yazılan bir çok kitapta, din ekseni üzerinden değerlendirilen Doğu - Batı çatışmaları, Graham E. Fuller'in bu kitabıyla birlikte Batılı bir bakış açısı kazanarak Ortadoğu'yu siyasal, kültürel ve jeopolitik bakımdan da görme imkanı sağlar. Dolayısıyla okur, Ortadoğu'yu farklı bir mercek altında gözlemleyerek analiz etme imkanı bulur.

Enes Yaşar yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Aralık 2018, 14:40
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13