banner17

Önünüze bir zihin haritası açıyor Recep Alpyağıl

Recep Alpyağıl, tüm postmodern düşünürlerle ilgili taşıdığım önyargıları kırmış, onlarla ilgili söylenenlerden ziyade, onların fikirlerine odaklanmamı sağlamıştır.

Önünüze bir zihin haritası açıyor Recep Alpyağıl

 

Jacques Derrida’yla ilgili ilk olumlu düşüncelerimi Recep Alpyağıl’a borçluyum. Daha doğrusu Recep Alpyağıl sadece Derrida hakkında değil, tüm postmodern düşünürlerle ilgili taşıdığım önyargıları kırmıştır. Onlarla ilgili söylenenlerden ziyade, onların fikirlerine odaklanmamı sağlamıştır. Bir de tabii ki bu isimlerin ortaya çıkmasını sağlayan siyasî ve tarihî alt plana yoğunlaşmamı… Araştırmacı bir düşünürün okuyucusuna yapabileceği en büyük iyiliklerden biri bu olsa gerek.

Alpyağıl’ın kitapları benim için biraz korkulu rüyadır

Bu yüzden Alpyağıl benim biraz da korkulu rüyamdır. Çünkü Recep Hoca gibi yazarların kitaplarını okumak, ardından ciltlerce kitapla meşgul olmayı gerektirir. Çünkü karşınızdaki insan ciltlerce kitapla meşgul olmuştur, araştırmıştır, okumuştur, düşünmüştür ve yazmıştır. Dolayısıyla önünüze büyük bir harita açmıştır. O haritaya bakıp ya seçme yapacaksınız; işte “şu şu isimlerle uğraşabilirim” gibisinden. Ya da o haritanın tamamını dolaşmaya çıkacaksınız. İkisi de müşkül işler. Zaman, olanak ve kafa ister.Recep Alpyağıl

Çünkü Alpyağıl’ın kitaplarında yüzlerce isimle karşılaşırsınız. Bunlar bilindik isimler olabilir, bilinmedik isimler de. Bilindik isimleri Alpyağıl dolayısıyla tekrar okumanız gerekebilir. Bilinmedik isimlerin ise peşine düşmek gerekecektir. Alpyağıl’ın kitapları bu şekilde okuyucusunda merak uyandırır. Onun kitaplarını okurken, bu yüzden kütüphanenize tekrar dönüp bakmanız gerekebilir. Kütüphanenize tekrar dönüp bakmanız ve bazı kitapları alıp, masanıza dönmeniz. En sonunda ise masanızın kitapla dolduğunu fark etmeniz. Bu yüzden Alpyağıl’ın kitapları benim için biraz korkulu rüyadır.

Alpyağıl çalışmalarında, kendi içinde bir netliğe ulaşmak ister

Alpyağıl’ın kitaplarıyla ilk kez, yayınevlerine musahhih olarak çalıştığım dönemde karşılaşmıştım. Onlarca akademisyenin binlerce sayfa tutan sayfaları arasından, Alpyağıl’ın dosyası, yüzümü güldüren tek tük çalışmalardan biriydi. Çünkü diğerleri okunamayacak kadar yavandı. Hem üslup hem de düşünce açısından. Yetersiz bir araştırma, düşünülmemiş konular, hazır cevaplarla doluydu. Alpyağıl ise ele aldığı konuyu bütün cepheleriyle kuşatmaya çalışıyordu. Gidebileceği son noktaya kadar gidiyordu. Alpyağıl için sınırları zorlayan bir araştırmacı diyebiliriz.

Derrida’dan Caputo’ya Dekonstrüksiyon ve Din (İz y.) adlı çalışmasında postmodern düşünürlerin düşünsel şölenine katılırsınız. Kitabın sonunda ise Mevlana Celaleddin Rumi ve İbnü’l Arabi’ye gelirsiniz. Derrida’nın “dekonstrüksiyon”uyla İbnü’l Arabi’nin vahdet-i vücud ve Mevlana’nın vahdet-i sücûdu arasındaki benzerliği veya dolaylı bağlantıyı fark edip şaşırırsınız. Bu bağlantı zihninizde tam olarak oturmasa da…

Recep AlpyağılAlpyağıl ayrıca çalışmalarında, kendi içinde bir netliğe ulaşmak ister. “Dekonstrüksiyon”, “vahdet-i vücud”, “vahdet-i sücûd” dedik. Bu gibi konularda ne kadar netliğe ulaşılabilirse, o kadar. O yüzden “kendi içinde” diye belirtiyoruz. Çünkü bu konular doğaları gereği karışık, zor, paradoksal ve kısmen izafidir. Öyle olunca, okuduğumuz, Alpyağıl’ın zihinsel araştırmaları, sorgulamaları ve yolculuğu olur. Yani o, sadece üniversitedeki kariyerini yükseltmek için, mecburen yapılan bir çalışma içinde değil. Yaptığı işten zevk alıyor.

Alpyağıl’ın kitapları birer düşünce romanı olarak bile okunabilir

Alpyağıl’ın kitapları akademik bir çalışma olmasına rağmen, sadece felsefeyle ilgilenenler için değil, düşünceyle meşgul olan herkes için, içine girilebilecek zihinsel bir maceraya dönüşür. Aynen bir romanda olduğu gibi, okuyucusunu içine çekmeyi, uğraşına dahil etmeyi başarır.

Bu manada aslında iyi yapılmış akademik çalışmalar ve telif eserler, yani Alpyağıl’ın kitaplarında olduğu gibi, aslında düşünsel bir romandır. Bilindiği üzere, bir roman için üslup ve dil çok önemlidir. Özellikle akıcı bir dil ve üslup. Bu, Alpyağıl’ın kitaplarında var. Sonra roman için bir karakter/tip/kahraman gerekir. Alpyağıl’ın kitaplarında kahraman; kitaptan kitaba, düşünceden düşünceye geçen, sonunda bir senteze ulaşan, yani kitap boyunca, okuyucusunu sürükleyen, yazardır. Mesela mekan Avrupa düşüncesidir. Zaman ise postmodern zamandır. Karakterler, söz edilen yazarlardan; olaylar ise kitaplar ve düşüncelerden oluşur. O yüzden Alpyağıl’ın kitapları birer düşünce romanı olarak bile okunabilir.

 

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 22 Eylül 2017, 11:48
YORUM EKLE
YORUMLAR
halime gül
halime gül - 6 yıl Önce

eksik ama güzel bir yazı

osman Nazıroğlu
osman Nazıroğlu - 6 yıl Önce

hocam saygılar..sizin isminizi görmek bize ayrı bir mutluluk...

sevde
sevde - 6 yıl Önce

iz yayınları recep hocanın "Kimin Tarihi Hangi Hermenötik? Kur'an'ı Anlama Yolunda Felsefesi Denemeler- 1" kitabını yayınladı. lütfen onu da yazın.

banner8

banner19

banner20