banner17

Onunla Âkif'i tanıdık!

Eşref Edib Bey, Mehmed Âkif eserleriyle onu daha iyi anlamamıza vesile oldu. Eserleri yayına hazırlayan Fahrettin Gün ile konuştuk..

Onunla Âkif'i tanıdık!

Eşref Edib Bey, Mehmed Âkif hakkındaki eserleriyle onun fikirlerini daha iyi anlamamıza vesile oldu. Biz de Edib Bey’i ve Âkif’i, onların eserlerini yayına hazırlayan Fahrettin Gün ile konuştuk.Mehmed Akif, Eşref Edib

Bu eseri oluşturma fikri ne zaman ve nasıl doğdu?

II. Dönem diye niteleyebileceğimiz çok partili hayata geçiş sürecinde tekrar yayımlanmaya başlanan (Mayıs 1948) Sebilürreşad mecmuası üzerine yüksek lisans tezimi hazırlarken, Sebilürreşad dergisinin sahibi, sorumlu müdürü ve muharriri Eşref Edib Bey’i daha yakından tanıma imkânı buldum, onun gazetecilik yönüyle daha fazla ünsiyet kesbettim.

Bu minvalde mecmuada yer alan Üstad Eşref Edib’in makalelerinin yanı sıra hatıratları fazlasıyla dikkatimi çekti. Bunların mecmua sayfaları arasında kalması büyük bir açmazdı. Bu niyetle yola çıktım ve ilk olarak Eşref Edib (Fergan) Bey’in İstiklâl Mahkemeleri sürecini içeren ve Türkiye’de yerli düşünce bağlamında çok önemli ipuçlarını taşıyan hatıratını sadeleştirip yayımladım.

Çocuklarımıza Din Kitabı, Eşref EdibAkabinde Hayrettin Karan’ın Eşref Edib Bey’le yaptığı (Sebilürreşad’da neşredilmiştir) “Milli Mücadele’de Mehmed Âkif, Eşref Edib ve Sebilürreşad” adlı söyleşiyi yine sadeleştirip yayınladım. Zaten yüksek lisans tezi olarak hazırladığım “Sebilürreşad Ekseninde Din-Siyaset İlişkileri” başlıklı çalışmam da ilk kitabım olarak yayımlanmıştı. Eşref Edib’in Çocuklarımıza Din Kitabı başlıklı eseri; değerli yazar Mine Alpay Gün’le ortaklaşa bir çalışma yaparak Çocuklara İnanç Dersleri, İbadet Dersleri, Ahlâk Dersleri ve Sevgili Peygamberimiz başlıkları altında yayına hazırladık. Ve akabinde Eşref Edib’in Sebilürreşad Mecmuasındaki makalelerinden derlediğim seçki, CHP ve Din başlığı altında yayımlandı.CHP ve Din

Böyle bir süreçte Eşref Edib Fergan’ın ailesiyle karşılaştım. Sağ olsunlar büyük bir anlayış ve özveri gösterdiler. İşte dört yıl önce Eşref Edib’in tam bir arşiv diyebileceğim, aynı zamanda Mehmed Âkif konusunda en ciddi ve hacimli eser olan Mehmed Âkif: Hayatı, Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları başlıklı eseri hazırlamaya giriştim.

Kitap 835 sayfa. ‘Dizin’ bölümünü de dâhil edersek 871 sayfa. Bu eseri hazırlamak hayli zamanınızı almış olsa gerek?

Kitabı hazırlık aşamasında çok ciddi okumalarım oldu. Âkif’le ilgili birinci ve ikinci kaynakları tamamen taradım. Bir yandan okumalarımı sürdürürken bir yandan da çalışmalarımı sürdürdüm. Yer yer zorlandığım zamanlar oldu. Dolayısıyla üç yılı aşkın bir süre emek sarf ettim. Tabii bu kitabı hazırlama öncesinde yaklaşık 70’den fazla yazdığım köşe yazısı da cabası.

Aslında hazırladığım eser 1500 sayfaya ulaştı. Çok fazla dipnot vermiştim. Bu dipnotlardan çoğunu çıkardım. Ayrıca eserin 1960 baskısının neredeyse yarısına yakını Safahat’tan iktibas edilmiş şiirlerden oluşuyordu. Bunlardan çoğunu ‘okuyucu Safahat’tan okur’ diyerek çıkardım. Profesör Mustafa Uzun ve yine bazı akademisyen dostların “Dizin olmazsa eser akim kalır” şeklindeki tavsiyelerini dikkate alarak en son dizini hazırladım. Ve böylelikle eser ortaya çıktı.

Mehmed Akif Ersoy

Eserin hazırlık aşaması, derlenip toparlanması ve neticelenmesi... Bu süreçte neler yaşadınız?

Eser bir biyografi, bir hatırat kitabı değildi. Yalnızca Eşref Edib’in kaleme aldığı, derlediği yazıların yanı sıra iki yüze yaklaşan muharririn yazıları da yer alıyordu. Dolayısıyla söz konusu eser bir arşiv, bir “Mehmed Âkif sandığı” işlevini haizdi. Zaten hazırladığımız eser şöyle bir süreç de neşredilmişti:Eşref Edib

Nasıl bir yol takip edildi?

Eşref Edib, Üstad Mehmed Âkif’in 1936’da vefatından iki yıl sonra Mehmed Âkif: Hayatı, Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları başlıklı 720 sayfalık bir eser kaleme alır. Bir yıl sonra da aynı esere, Mehmed Âkif: Hayatı, Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları Eserine Zeyl olarak 322 sayfalık bir eser daha ilâve eder. 1960 yılında ilk neşrin üçte birlik bölümü kısmî olarak korunarak ve şiirlerle zenginleştirilerek farklı versiyonla 400 sayfa olarak tekrar yayımlar.

Bu bağlamda bizim yaptığımız çalışma ise, Üstad Âkif’le yazıldığı dönemde çok büyük ilgi ve rağbet gören 1938’deki birinci, 1960’taki ikinci neşri ve ikinci cilt olarak neşredilmiş olan 1939’daki “Zeyl”i birleştirmek oldu. Bu bağlamda Eşref Edib’in 1960 baskısına aldığı pek çok şiire yer veremedim. Yalnızca bu şiirlerin ikinci ve diğer neşirlerde geçtiği yerleri zikrettim. Müellifinin ilk neşir dışındaki neşirlerde çok fazla şiire yer vermesinin nedeni ise, o dönemde Safahat neşrinin, eserin yayınlandığı tarihte telif hakkı nedeniyle (İnkılâp Yayınları dışında) yasak olmasıdır. Dolayısıyla müellif de böyle bir yöntem izlemek zorunda kalmıştır. Okuyucular bu şiirleri Safahat’tan okuyabilirler.

Ertuğrul Düzdağ’a müteşekkirim

Eseri hazırlık aşamasında Âkif konusunda otorite olan M. Ertuğrul Düzdağ Bey’in ismini zikretmemek büyük bir kadirşinassızlık olur. Kendisine son bir yıllık süreçte pek çok kez müracaat ettim. Her müracaatımı büyük bir memnuniyetle karşılayıp, katkılarını esirgemedi. Ayrıca Beyan Yayınları’nın sahibi Ali Kemal Temizer Bey’in teklifiyle kitabın son tashihlerini yine Ertuğrul Bey yaptı. Bu noktada kitabın doğru olarak neşredilmesinde Ertuğrul Düzdağ Bey’in ciddi katkısı var. Bu nedenle kendisine minnettarım. Tabii bu bağlamda değerli eşim yazar Mine Alpay Gün’ün teşvikleri ve gayretlerini de unutmamak gerek…

Kitapta sizi en çok etkileyen bölüm nedir?

Kitapta beni en çok etkileyen, Üstad Âkif’in şahsiyeti oldu. Dümdüz bir adam. Eğilip bükülmeyen, davası uğruna taviz vermeyen bir şahsiyet. “Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek” mısraı gerçekten anılmaya değer. Şimdiye değin takriben yüzden fazla biyografi kaleme almaya çalıştım. Lakin Âkif gibisine çok az rastladım.

Said NursiÂkif’le ilgili en geniş kapsamlı eser olma niteliğini taşıyor bu kitap. Birisini bu denli anlatabilmek için her saniye o şahısla olmak gerek sanki. Eşref Edip ne kadar sürede meydana getiriyor bu eseri?

Eşref Edib’in Âkif’le dostluğu II. Meşrutiyet öncesine, Hukuk Mektebi’nde okuduğu yıllara dayanıyor. Bu dostluk Âkif’in vefat ettiği 1936 yılına kadar sürüyor. Takriben otuz yıllık bir dostluk. Eşref Edib Bey ise kitabı iki yılda hazırlıyor. Nitekim eserinde de bunu açıkça zikreder.

Eşref Edip ile Mehmed Âkif hiç karşılaşmamış olsalardı Âkif’i bu kadar iyi tanıyamazdık diyebilir miyiz? Pek hayırlı bir tanışıklık desek yerinde bir söylem olur mu bu?

Her iki kanaatinize de tamamen katılıyorum. Âkif’i daha iyi tanıyamazdık ve bu tanışıklık çok hayırlı ve bereketli olmuştur. Hatta Eşref Edib olmasaydı ne Âkif’in hayatından bu denli bilgi edinebilirdik, ne de onun çalışmalarından haberdar olabilirdik. Söz gelimi, Mehmed Âkif Millî Mücadele yıllarında hem ayaklanmaları bastırmak, hem de halkı örgütleyip Millî Mücadele’ye destek vermelerini sağlamak için yaklaşık on şehre gitmiştir. Bunlardan yalnızca üçünden haberdarız. Balıkesir, Kastamonu ve Ankara… Diğerlerine dair bilgimiz yok. Çünkü Âkif’in yanında o süreçte Eşref Edib yok…

Âkif’in Millî Mücadele yıllarında yaptığı konuşmaların bugüne ulaşmasını da bütünüyle Eşref Edib Bey’e borçluyuz. Çünkü Üstad Âkif Kastamonu’da, Nasrullah Camii’nde konuşma yaparken hemen vaaz kürsüsünün yanı başında Eşref Edib, onları çok hızlı bir şekilde kaydedip, Sebilürreşad’da yayınlamıştır. Balıkesir’de de aynı şeyi yapmıştır. Bu açıdan Eşref Edib Bey’e çok şey borçluyuz…

Eşref Edip ile Said Nursi tanışıyorlar bildiğimiz kadarıyla. Aralarındaki muhabbet derecesi nedir, diye soracak olursak?

Evet tanışıyorlar... Üstad Said Nursi hakkında ilk biyografiyi yazan kişi bildiğiniz üzere Eşref Edib’tir. Bu biyografiyi Sebilürreşad’ın sahifelerinde neşrettiği gibi kitaplaştırarak Said Nursi’ye de 1952 yılında takdim etmiştir. Yani üstadın ilk “tarihçe-i hayat”ı, Eşref Edib tarafından kaleme almıştır: Risâle-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nur- Hayatı, Eserleri, Mesleği, (İstanbul 1950). Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde Eşref Edib’ten sıtayişle bahsetmiştir. Hatta Eşref Edib hakkındaki Üstad Said Nursi’nin şu ifadeleri Eşref Edib’e bakışını bütünüyle ortaya koyar:

“Eşref Edib kırk seneden beri iman hizmetinde benim arkadaşım ve Sebilürreşad’da makale yazan ve şimdi vefat eden çok kıymetli kardeşlerimin mümessili ve hakikî İslâmiyet mücahidlerinden bir kardeşimdir. Ve Nur’un hâmisidir. Ben vefat etsem de Eşref Edib Nurcuların içinde bulunmasıyla büyük bir teselli buluyorum.”

Dahası, onların tanışıkları II. Meşrutiyet döneminde başlamıştır. Bu süreçte Bediüzzaman Said Nursi’nin Sırat-ı Müstakim’de yazdığı yazılar da dikkate alınmalıdır. Ayrıca, Eşref Edib bu biyografinin yanı sıra, Bediüzzaman Said Nur ve Nurculuk ve Risâle-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil diye iki eser daha kaleme almıştır.

Sunuş yazısında; “Üstadların, büyük dava adamlarının hayatlarını incelediğimizde genelde hayal kırıklığına uğrarız; fakat Âkif’te durum böyle değildir, eserleri kadar güzel bir karaktere sahiptir” diyorsunuz. ‘Âkif; nasıl sanatçı, dahası nasıl insan olunur?’a en güzel örneklerdendir diyebiliriz o halde...

Evet, bütünüyle… Hüseyin Cahid’in ifadesiyle cevaplayalım sorunuzu: “Mehmed Âkif’în hayatı daha büyük bir şiirdir…” Evet, sanıyorum bu cümle her şeyi özetliyor.

Âkif, ülkemizde hak ettiği yeri bulmuş mudur size göre?

Cumhuriyet devrinde hakkında en çok kitap ve makale yazılan şair ve mütefekkir olmasına rağmen Âkif’le ilgili çalışmalar yine de yetersiz. Âkif Cumhuriyeti kuran ruhun aynasıdır ve bu yüzden mükemmelen anlaşılmalıdır. Âkif, Kur’an-ı gerektiği gibi anlayan Kur’an’ın ruhuna vâkif olan birisidir; bu yüzden hayatı ve eserleri iyi incelenmelidir. Belki bu yüzden “bir müslümanın kütüphanesinde muhakkak iki kitap bulunmalıdır. Kur’an ve Safahat” ibaresi yerinde söylenmiş bir sözdür. Çünkü, Safahat’ın çoğu mısraları Kur’an’ın bir tefsiri mahiyetindedir.

Âkif ile ilgili neler yapılması gerekirken yapılmıyor dersiniz?

Âkif’e olan ilgi hiç bir zaman bilgi seviyesine ulaşamıyor. Dolayısıyla sempati, yönelime ve eyleme dönüşmüyor. Yani ilgi, bilgiye ulaşamıyor, dönüşemiyor. Tabii böylelikle Âkif de anlaşılamıyor…  Hâlâ Mehmed Âkif Enstitüsü, akademisi kurulmuş değil.

Hazırlamakta olduğunuz başka eser ya da eserler var mı?

Eşref Edib’in, Mehmed Âkif: Hayatı, Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları başlıklı eseri üç yıl aşkın bir sürede hazırladım. Bu süreçte bazı dostlar bu kadar emeğe değer miydi, diye sordular. Evet değerdi. Âkif çalışması kitabın sunuş bölümünde de belirttiğim gibi, ailecek bizim için çok verimli bir çalışma ve feyiz kaynağı oldu.

Hazırladığım ya da kaleme aldığım kitaplara gelince: Bugünlerde Çocukların Kokusu, Cennet’in Kokusudur başlıklı çalışmam yayınlanmak üzere. Bu, bir noktada daha önce kaleme aldığım Çocukları Öpmekte Meleklerle Yarışmak başlıklı kitabımın bir devamı niteliğinde. Bunu büyük bir ihtimalle, İnönü’nün Annesi’nin Kâbe Örtüsü başlıklı bir çalışmam takip edecek. Ayrıca, Risâle-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nur-Hayatı, Eserleri, Mesleği, Bediüzzaman Said Nur ve Nurculuk ve Risâle-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi Bir Tahlil başlıklı Üstad Eşref Edib’in çalışmaları da Allah nasip ederse, bu yılsonuna yayına hazır hâle gelecek.

 

 

 

Eyyüp Akyüz konuştu

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 11:29
YORUM EKLE
YORUMLAR
hatice islamoğlu
hatice islamoğlu - 8 yıl Önce

böyle bir çalışmadan dolayı şükranlarımı bildirmek istedim.
Eğer bir şahsiyetin hayatı kaleme alınacaksa buna en çok yakışan mehmet akif'in kendisidir.
emeğinize, elinize sağlık.

banner8

banner19

banner20