Onlarsız yürünür mü a can?

Tarık Velioğlu'nun hazırladığı 'Osmanlı'nın Manevi Sultanları' isimli 'Cihan Devletini Ayakta Tutan Gizli Cevher' alt başlığıyla yayınlanan eserde cevherler sunuluyor.

Onlarsız yürünür mü a can?

Osmanlı’nın manevi merkezleri

Tarihin her döneminde Efendimizden (s.a.s.)  alınan mirası en güzel biçimde kuşanmış, yollarımızı aydınlatan birer kandil olmuş manevi merkezler vardır. Bunlar dönem dönem, bazen gizli, bazen aşikar, bazen çok, bazen az, ama muhakkak bir yerlerde bir çerağ yakmışlar, birilerinin kalbine ateş-i aşkı düşürmüşler ve vazifelerini tamamlayıp hakiki sevgiliye göç etmişler.

Osmanlı  Mirası bu noktada bize çok şeyler söyler. Tarık Velioğlu’nun hazırlamış olduğu “Osmanlı’nın Manevi Sultanları” alt başlığında “Cihan Devletini Ayakta Tutan Gizli Cevher” başlığıyla yayınlanmış olan eser, bu noktada önemli bir kaynak olma özelliğini taşıyor. Hayy Kitap yayınları arasından çıkan eserde sayısı yüzü bulan, sadece Osmanlı dönemi manevi merkezleri değil, Osmanlı sonrası/ bakiyesi isimleri de görmek mümkün.

M. Emin Tokadi Hz.
M. Emin Tokadi Hz.

İslam medeniyetinin en olgun meyvesi

Yazar Osmanlı’nın unutulan, unutturulan bu tarafına atıfla yayınladığı kitapta şu satırlar, kitabın çıkış nedenini çok güzel özetlemektedir: “Osmanlı’nın asıl büyüklüğü, tarih sayfalarında kalmış askeri galibiyetlerden çok, ilim irfan geleneğini en mükemmel bir şekilde birleştirmesinde, binlerce âlim ve ârifin vatanı ve İslâm medeniyetinin en olgun meyvesi olabilmesinde yatar.” İslâm medeniyetini zirveye taşıyan elbette ki tek başına askeri, siyasi güç değildi. Bunun başında elbette ki manevi nüfuz merkezleri vardı. Kitapta en başta Osmanlı’yı nüfuzu, nasihatleri ve dualarıyla destekleyen Osman Gazi’nin kayın babası, Ahi Şeyhi Şeyh Edebali (v. 1326) gelmektedir. Öyle ki cihana adalet salmış, saltanatı Osman Gazi’nin rüyasından sonra müjdeleyen Şeyh Edebali’dir: “Müjdeler olsun oğul. Hak Teala sana ve senin nesline saltanat nasip etti, padişahlık sana ve senin nesline mübarek olsun. Cümle âlem evladının himayesinde gölgesinde olacaktır.” (s.14) Bir fidan iken bir ulu çınara oradan yedi kıtaya adaletle hükmetmiş Osmanlı işte bu köklerini besleyen manevi feyz kaynaklarıyla asırlarca ayakta kalmayı başarmıştır.

Şeyh Seyid Recep Efendi
Şeyh Seyid Recep Efendi

Yüz isimlik kaynak eser

Ciddi bir emek mahsulü, önemli fotoğraf arşivi eşliğinde hazırlanan eser sayfaları arasına ancak yüz ismi sığdırabilmiştir. İsmi her ne kadar Osmanlı’nın Manevi Sultanları” diye geçse de, eser sadece Osmanlıya hasredilmemiş, Osmanlı bakiyesi ama Cumhuriyet döneminde önemli merkez olmuş isimleri de konu edinmiştir. Bunlar arasında Ken’an Rifaî (v. 1950), Tahirü’l Mevlevi (v. 1951), Ahmet Avni Konuk (v. 1938) , Abdülhakim Arvasi (v. 1943), Abdülaziz Mecdi Tolun (v. 1941), Abdülbaki Baykara (v. 1935), İsmail Saib Sencer (v. 1940), Ahmet Remzi Akyürek (v.  1944). Sonuçta yazarın da ifade ettiği gibi koca bir ilim, irfan medeniyetini bir kitaba sığdırmak mümkün değildir. Yapılan çalışma özet bir çalışma mahiyetindedir. Osmanlıyı harita üzerinde, coğrafyayla adımlayanlar bir de bu kapıdan girmeyi denemelidirler. 

Şeyh Zafir
Şeyh Zafir

Bursa’nın gönül sultanları

Osmanlı’ya payitahtlık yapmış olan kutlu şehir Bursa’nın Gürsu ilçesine bağlı Babasultan köyünde metfun bulunan Geyikli Baba, eserde nakledilen rivayetlere göre geyiklerle olan ülfeti onu geyiklerin sırtında Bursa’nın fethine götürmüş ve sonrasında muzafferiyete eriştirmiştir. Orhan Gazi kendisine teveccühte bulunmuş, İnegöl’ü kendisine bağışlamak istemişse de Geyikli Baba, sadece şu an medfun bulunduğu külliye kadar bir yer istemiştir.

Yine Bursa’nın manevi merkezlerinden Somuncu Baba da Yıldırım Beyazıt zamanında yaptırılan Ulu Cami’de Emir Sultan’ın işaretiyle “zamanın kutbu” olarak, Padişaha ve Bursalılara Cuma hutbesi okumuş, tüm Bursa’da tanındıktan ve “sırrın fâş olmasından” sonra Bursa'yı terk eylemiştir. Giderken Molla Fenarî Bursalılara dua etmesini istemiş, O’da “Bursa’nın bereketli bir şehir olması ve yeşil olarak kalması için dua etmiştir. Eserde nakledildiğine göre bu çınarın bulunduğu bölgeye “Dua Çınarı” denmiştir. 1412 yılında Aksaray’da vefat etmiş yine cenaze namazını Osmanlı Padişahlarına manevi sığınma merkezi olmuş Hacı Bayram-ı Veli kıldırmıştır. Bursa’nın gönül mimarları bununla sınırlı değildir elbette. Süleyman Çelebi, Emir Sultan, Molla Fenarî, Akbıyık Sultan, Üftade Hz., gibi önemli isimler yer almıştır. Emir Sultan’ın anlatıldığı bölümde şu rivayet nakledilir:

Yahya Efendi
Yahya Efendi

Emir Sultanın rüyası

Emir Sultan bir gece Resûlullah’ı rüyasında görmüş, Efendimiz kendisine Bursa Ulu Camii’nin yerini gösterip hududunu çizerek, “Şu yere, ümmetim için bir ulu cami bina edin!” buyurmuştu. Hz. Emir, rüyasını kayın pederi olan Yıldırım Beyazıt’a anlatmış ve böylece Ulu Cami inşa edilmiştir. Yıldırım Beyazıt, Emir Sultan ile Ulu Cami’nin binasını kontrol ederken, Emir Sultan’ın “Pek güzel yapılmış, ama dört köşesine birer meyhane yapılsa daha mükemmel olurdu” demesi üzerine hünkârın canı sıkılır ve “Cami-i Şerîf, Hüdâ’nın evidir. Onun etrafında meyhane gibi yerlerin ne münasebeti vardır?” cevabını verince, Emir Hz. “Padişahım, hakikatte Hüdâ’nın evi, mü’minin kalbidir. Niçin kalb-i şerifinizi yasak ve zararlı şeylerle dolduruyorsunuz? diye padişahın içki ve işret alemlerine olan düşkünlüğüne işaret edince, Yıldırım Beyazıt, intibaha gelip bütün haramlardan tevbe eder. (s.36)

Osmanlı’nın Manevi Sultanları isimli eserin bir başka hususiyeti sadece hayat hikayelerinden kesitler sunmakla kalmamış, yer yer menakıplardan da seçmeler sunmuştur. Bunun yanında divanları olan, şiirleri olan gönül ehlinden de şiir demetleri nakledilmiştir.

Can içre can olan, cihan içre cihan olan bu gönül sultanları, bu vesileyle Tarık Velioğlu’nun kaleminden tekrar yâd edilmiştir. Sözün hulasası Limni adasında sürgünde iken vefat eden büyük bir gönül ehl-i zât olan Niyaz-ı Mısrî (v.1694)’ ye ait: 

“Mürşit gerekdir bildire Hakk’ı sana Hakka’l-yakîn

  Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş.” (s. 217)

-Osmanlı’nın Manevi Sultanları, Tarık Velioğlu, Hayy Kitap, 439 s. , İstanbul, Ekim 2008

Kâmil Büyüker haber verdi

Yayın Tarihi: 29 Ağustos 2009 Cumartesi 09:31 Güncelleme Tarihi: 18 Şubat 2021, 12:37
banner25
YORUM EKLE

banner26