Öncesi yok sevmenin, karanfilin ve kirazın

Kirazların tadının buruklaştığı, her şeye kekre bir tadın bulaştığı bu günlerde şair Hüseyin Akın’ın Sevmek Karanfil ve Kiraz adlı şiir kitabı çıktı. Muaz Ergü yazdı..

Öncesi yok sevmenin, karanfilin ve kirazın

Sevmenin nasıl bir şey olduğunun unutulmaya başlandığı, çiçeklerin naylonlaştığı, kirazların tadının buruklaştığı, her şeye kekre bir tadın bulaştığı bu günlerde şair Hüseyin Akın’ın Sevmek Karanfil ve Kiraz adlı şiir kitabı çıktı. Tam da baharın kendini yavaş yavaş hissettirmeye başladığı bir dönemde merhaba dedi okuyucuya. Her ne kadar bahar takvim yapraklarında bir mevsim olarak kalsa da şiirle selam duruyor bahara Hüseyin Akın. Sevmekten, karanfillerden, kirazlardan sarmaşıklardan, yıldızlardan bahis açıyor. İstanbul’dan…

Ülke Yayınları'ndan çıkan kitap, daha önce yayınlanmış olan Sevmek Karanfil ve Kiraz, Ay Tanığım Olsun, Çöl Vaazları ve Kumaştan Çalan Terzi adlı dört şiir kitabının bir araya gelmesinden oluşuyor. Toplu şiirlerin yayınlandığı kitapların çok önemli bir işlevi var. Özellikle de daha önceki yıllarda yayınlanan ve yeni baskıları yapılmayan şiirleri okumak açısından. Toplu şiirler, şairlerin şiir serüvenlerine, şiiri söyleyiş biçimlerine derli toplu bir bakış şansı veriyor. Birçok kitabın arasında kaybolmadan, tek bir kitapta görebiliyoruz şairin şiir uğraşısını. Şiirinin geçirdiği evrimleri, durakları, atılımları…

Hüseyin Akın, son dönem şiirimizin velud isimlerinden. Çalışkan, dersini iyi çalışan, uğraştığı alana saygı duyan, işini en iyi şekilde yapma gayretinde olan bir edebiyat adamı. Yalnız şiirin ırmaklarında yumuyor sözcüklerini. Yazının başka vadilerinde de yunup yıkanmış sözcükleri var. Deneme gibi… Çok güzel, içten, sıcak deneme yazıları da var. Sözü dolaştırmadan, şiiri yormadan söylüyor Akın. Yer yer ironiye selam çakan bir söyleyiş…

Rahat, kendine güvenen, sıkmayan bir dil var

Hüseyin Akın’ın şiirlerinin iki kapak arasına girmesi serüveni 1986-1996 yılları arasındaki şiirlerinin Sevmek Karanfil ve Kiraz adlı ilk kitabın yayınlanmasıyla başlıyor. Buradaki ilk şiir “Kırk Numara İstanbul”. “Zaman Alevi” gibi ilginç başlıkları olan şiirler de var. Burada İstanbul en çok göze çarpan imgelerden. Bütün şairler gibi İstanbul Akın’ı da etkilemiş. Hüseyin Akın’ın İstanbul’u çok ağdalı, aşırı romantizmle kaplanmış bir İstanbul değil. “İstanbul’u Gözlerimde Taşıyorum” diyor mesela. Dediğimiz gibi şair söyleyiş biçimlerinin girdabına düşmüyor. Söyleyeceği şeyi kaybetmiyor hiçbir zaman. Söyleyiş biçimleri şairin korkulu rüyası olmuyor. Rahat, kendine güvenen, sıkmayan bir dil var.

Şiirlerde hepimizin ezberinde olan söz kalıplarının değişik biçimlere sokulduğunu görebiliyoruz. Bu da ayrı bir zekâ gerektiriyor. Zekânın yanında ince bir ironi anlayışını da. Akın’ın şiirlerinde her ikisi de yerli yerinde var. İronik söyleyişin yanında ölüme, çileye, çocukluğa dair şiirler de var. Bütün bunlar birer üzüntü kaynağı, nostaljik havada yansıtılmıyor. Bizatihi var oluşumuzun çeşitli halleri, gerçekliklerimiz ve gerekliliklerimiz olarak işleniyor. Şurasını da unutmamak gerekir ki ironik söyleyiş ve söz kalıplarını alt üst ediş duyarlılıktan uzak değil bu şiirlerde.

Ay Tanığım Olsun 1990-1998, Çöl Vaazları 1998-2001, Kumaştan Çalan Terzi 2001-2003 yılları arasında yayınlanmış şiir kitapları. İlk şiir kitabından son şiir kitabına Hüseyin Akın'da dozajı gittikçe yükselen, kendini bulan, rayına oturan bir şiir görüyoruz. Çalışan, arayan, kendini bırakmayan bir şiir örgüsü.

Aslı yok bir tanem gülüşümüzün

Sevmek Karanfil ve Kiraz, hayatımızın şiirsizleştiği, şiirin hayatiyetini yitirmeye başladığı bu günlerde bir tutam şiirle geldi. Hem de baharı selamlayarak. Aslında şiir üzerine yazmak, şiiri eleştirmek, şiiri konuşmak biraz da imkânsızı denemek gibi bir şey. O, kendini ona açanlara, aynı ruh frekansında buluştuklarına söyler söyleyeceklerini. Hüseyin Akın’ın şiirleri de böyle. Zamanını ve zeminini yakaladığınızda sizi bırakmayacak. Samimi olacak sizinle. Çünkü samimi şiirler yazıyor şair. Ne diyor Hüseyin Akın, “Aslı Yok” şiirinde:

Aslı yok bir tanem gelişimizin/ Aldatmasın seni tarihin mor gülüşü/ Suyun, demirin ve ekmeğin sesi/ Hayra yor derler ya gördüğün düşü/ İşte öyle bir tanem/ Biz mahcup çocuklarız/ Bakarız hayata kapı aralığından/ Kovalarız günleri biraz delişmen/ Yaralı bir yüzle güneşe karşı/ -Aslı yok bir tanem gülüşümüzün-

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 16:57
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26