Ömer Karaoğlu'nun kitabı çıktı ey!

Ömer Karaoğlu'nun kitabı çıktı. 'Sahne Geri(ci)sinden Bir Vaaz Bir Diyalog' Pınar'dan çıktı!

Ömer Karaoğlu'nun kitabı çıktı ey!

Beyazıt kitap fuarında gezerken, annemle son alışverişlerimizi yapacaktık ve en son Pınar standına uğrayıp ayrılacaktık fuardan. Pınar’a geldik, almamız gereken eserleri aldıktan sonra bir kitaba takıldı gözüm. Yazar kısmında ezgileri dilimizden hiç düşmeyip adeta günlük konuşma dilinin söz öbekleri haline gelmiş, ezgilerinin her bir sözü bir başka yazıya girizgâh olabilecek, konser verirken bizi de kendisiyle “o günlere” çeken, Mavi Marmara’da Cafcaf okurkenki pozuyla zihnimizden hiç çıkmayan, 'izzetli sanatçı nasıl olur'un en güzel örneği Ömer Karaoğlu’nun ismi vardı. Hiç haberim yoktu böyle bir kitabın varlığından. “Olmaması doğal.” dedi stanttaki abi, “kitap bugün, hatta az önce çıktı ve sen alacaklar arasında ilk ona girdin.” Kitabı aldım ve inceleye inceleye koyuldum yoluma. Daha yeni basılan bu kitabın ismi: Sahne Geri(ci)sinden Bir Vaaz Bir Diyalog”.

28147Ömer Karaoğlu kitapta kendisinden bahsediyor. Yaşadıklarından bahsederken hataları, doğruları, sakarlıklarıyla camiayı da “analiz” ediyor. Bir vaaz ve her vaaz sonrası bir diyalog yer alıyor kitapta. Diyaloglarda, yakındığı olayları karşılıklı konuşmalar şeklinde anlatmış. Zaman zaman, yaşadıklarının oluşturduğu derin hayal kırıklıklarından olsa gerek, ağır bir dil kullanıyor. Kitabın sonunda bazı güncel kavramları kendi tanımlarıyla açıkladığı güzel bir mini sözlük var. Fakat hepsi bir yana, kendisi hakkında da birçok şey öğreniyoruz.

Kitabın başlarında okuyucuyu kibar bir dille uyarıyor: “…Propaganda ya da tenkit gibi bir düşüncem de yok. Sadece şahsi izlenimlerimi paylaşma ihtiyacı duyuyorum.“

İlk ve tek kopya

Hep merak ederim, tanınan bir sanat adamı, yazar, müstesna bir insanla sohbet imkânı bulduğumda da sorarım genelde öğrenciyken kopya çekip çekmediğini. Bu kitapta da Ömer Karaoğlu ben sormadan cevabını vermiş. Karaoğlu tek kopyasını Milli Güvenlik dersinde çekmiş, o da hoca tüm sınıfa kitap için izin vermiş. Bunları anlattıktan sonra rütbeleri asla öğrenemediğini de anlıyoruz şu cümlelerinden: “… rütbeleri hiç öğrenemedim. Bedelli askerlik vazifesi sırasında bir dünya para ödedimse de yine olmadı…”

Bir doğu bir batı dili öğren!

Kendisi gerçekten çok şey görüp geçirdiği için biz gençlere tavsiyeleri de oluyor arada. Bir tavsiyesi, en az iki dil öğrenmemiz yönünde. Birisi doğu birisi de batı olsun diyor. “Biriyle Kitabı öğrenirsin, diğeriyle de en azından batı gümrüklerinde işin kolaylaşır.”

1985 yılında üniversite sınavına giriyor Ömer abi ve İTÜ Makine’yi “tutturuyor” kendi tabiriyle. Fakat mühendisliğin kendisine uygun olmadığını anlıyor iki sene içinde ve o çok sevdiği Beyazıt’a gidiyor, İstanbul İktisat’ı kazanıp. İktisat’ta, piyasa işlerine çok da bulaşmadan iktisatın tarihini araştırmaya başlıyor Karaoğlu. ’93 yılı yazında başlayan ve bir süre devam edecek olan akademik kariyer serüvenine son noktayı iki binlerin başında koyuyor. Kendi cümlelerinden öğrenelim niçin istifa ettiğini: “İki binlerin başında ihraç sistemi karşısında yapacak epeyce başka işlerim olduğunu düşünerek görevimden istifa et(tiril)dim. Memuriyetten istifa hayatı tatil etmeyi gerektirmiyor. Hayat bu… kısa-uzun… inişli-yokuşlu… acı-tatlı… ama mutlaka onurlu olmalı!”

Ahmet MercanBir düğün sırasında

Ömer abi sanatçılığa nasıl başladığını da anlatıyor kitabında. Bir düğün sırasında ‘deşifre’ oluyor. Sahnede söylerken kendisini görüyorlar ve hemen Ulvi Alacakaptan’ın yönettiği ve İbrahim Sadri’nin yazdığı birkaç ezgiyi okutuyorlar. Sonrasında kasetleri büyük ilgi görüyor ve işte, “Şehit Tahtında”yı söylüyor dilimize nakşoluyor, “Adı İçin Yaşamak”ı söylüyor kulağımızın pasını siliyor adeta. Bu şekilde adımını atıyor ‘sanatçılığa’. İlk konserinin Fatih Karagümrük’te o zamanki Feza Sineması’nda veriyor. Bu yolda Ahmet Mercan’ın kendisine çokça yardım ettiğini anlatıyor ve aralarındaki sıkı ilişkiden, samimiyetten de bahsediyor. Yine kitabında saydığı yolunda yoldaş olan  bazı güzel isimler: Hasan Nail Canat, Ulvi Alacakaptan, hocası Ahmet Sarıoğlu

İslam kardeşliği vurgulanıyor

Sahne almak için çok yere gidiyorlar ekibiyle. Anadolu’yu çokça gezen Ömer Karaoğlu'nun güncele de temas ederek İslam kardeşliğini vurgulaması benim çok hoşuma gitti. Kürt meselesinin serinkanlılıkla aşılabilmesinin yolunda “İslam kardeşliği”ni hatırlatıyor ve televizyon ekranlarındaki ‘şık’ sosyo-ekonomik ve siyasal analizleri de eleştirmekten geri durmuyor.

Karaoğlu popüler kültürün müzik anlayışını eleştiriyor oldukça sert ve de haklı bir dille. Özellikle ahlaksızlıkla ayrılmaz bir ikili hâline gelen müzik klipleriyle inşa olan popüler kültürü. Eleştirip, “bizim mahalle”nin neler yapması gerektiğini de gayet tutarlıca açıklıyor.

Kitabı okurken hoş esprilerle de karşılaşıyoruz. Mesela bir yerde “kurbanın bu sene de hacca denk geldiğini” hatırlatıyor bizlere. Bu cümlenin de yer aldığı vaazda, Kurban Bayramı’na dair önemli şeyleri hatırlatırken hem net hem de ince ironik bir dil kullanıyor. Sanırım kitabı çok kısa sürede bitirmemin vesilesi de bu netlik, anlamda kafa karıştıran bir muğlaklığın olmaması.

Esad Eseoğlu ilk haber eden oldu

Yayın Tarihi: 18 Ağustos 2011 Perşembe 04:23 Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2022, 01:53
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
fkgk
fkgk - 11 yıl Önce

evet bizde fuarda dün görünce hemen aldık.
ömer karaoğlu tikap çıkartırda almazmıyız.
okumak için sabırsızlanıyoruz.

Eslem Demirci
Eslem Demirci - 11 yıl Önce

Biz de en kısa vakitte kitap'ı edinenlerden ve istifade edenlerden oluruz inşallâh..
Haber için Esad Esdoğlu'na müteşekkiriz..

hanife
hanife - 11 yıl Önce

Gerçektende sahne gericisinden bir vaaz bir diyakog

banner19

banner26