banner17

Okuyucusuna 75 yıl geç kalmış bir Kabe hatıratı

Ahmed Salahaddin Bey'in 'Kâbe Yollarında – Surre Alayı Hatıraları' adlı eseri, ilginç bir şekilde gün yüzüne çıkan, sade, samimi bir eser. M. Murtaza Özeren yazdı.

Okuyucusuna 75 yıl geç kalmış bir Kabe hatıratı

Dergâh Yayınları’ndan alanı açısından çok önemli bir hatırat yayımlandı geçtiğimiz aylarda. Bu hatırat Ahmed Salahaddin’e ait. Eser bize Osmanlı’nın son gönderdiği surre alaylarından biri olan 1905 surre alayının izlenimlerini sunmakta.

İsmail Kara ve Yusuf Çağlar’ın hazırladığı bu eser bir eskicinin torbasında bulunmuş. (Kim bilir neler var o eskicilerin torbalarında daha.) Eseri yazan zat hakkında hemen hemen hiçbir bilgi yok. Kitabın yazılma sebebinin belirtildiği ilk bölümde, Ahmet Salahaddin Bey'in, emekliliğinde boş vaktini doldurmak üzere, o zamandan otuz sene evvel planlarını yaptığı bu eseri yazmaya koyulduğu anlatılıyor. Böyle bir yaşanmışlık ve doğallık muvacehesinde baktığınızda eser ile daha sıcak bir bağ kurulabiliyor.

Yöneticilere yazılmış mektupların suretleri de mevcut

Surre alayı, en geniş ifadesi ile mübarek ve mukaddes topraklara hac mevsiminde gönderilen yardım ve hediyelerdir. Bu gelenek Osmanlı Devleti’nden de öncesine dayanmakta. Ahmed Salahaddin Bey’den, yani neredeyse bin yıllık bir geleneğin son halkasına katılmış, hem de üst düzey bir yetkili olarak katılmış birisinin kaleminden, bu mana yüklü yolculuğu okumak ayrı bir güzellik. Müsveddede kalmış, basılma imkânı bulamamış olan bu eser, yazarının etrafındaki bilinmezlik bulutu ile daha çekici hâl almakta.

Kâbe Yollarında – Surre Alayı Hatıraları, İstanbul’dan büyük bir kutlama ile yolcu edilen alayın mübarek ve mukaddes topraklara gidiş hikâyesini olanca sadeliği ile anlatmaktadır. Yazar kimi yerlerde bölgeler ve teamüllerle ilgili tafsilatlı bilgiler verirken kimi yerlerde de gayet doğal anılarından bahsetmektedir. Örneklersek, kitapta, kitabın sahihliğini de sağlayan ve her biri bu konu açısından önemli birer belge olan, yöneticilere yazılmış mektupların suretleri mevcut. Gönderilen nakdi yardımların da hesap tutumu kitaptaki resmi belge mahiyetindeki ögelerden bir diğeri. Ancak gelgelelim bu kitapta yazarın annesine söz verdiği anasonlu kurabiyeleri alamaması sonucunda duyduğu pişmanlık da mevcut.

Okuyucusuna 75 yıl geç kalmış bir eser

Ahmed Salahaddin’in bu eserini ilginç kılan bir diğer unsur, yazarın 1905’te surre alayı ile yolculuğa çıkmadan önce yolculuğu belgelemek amacıyla edindiği fotoğraf makinesi. Ahmet Salahaddin eserini resimli düşünmüş ve yol boyunca yüzü aşkı fotoğraf çekmiştir. İşin bir hoş ayrıntısı da şudur. Müsveddede bazı yerler numaralandırılmış ve bu yerlere çekilen bu fotoğrafların yerleştirilmesi hesap edilmiş. Ancak maalesef günümüze kadar kim bilir hangi serüvenler ile ulaşabilen bu eserin fotoğrafları bulunamamış. Ancak hazırlayanlar kitaba bu fotoğrafları ikame edebilecek başka fotoğraflar eklemiş. İnşallah günün birinde bu fotoğraflara da rastgelinir de bu nîm-eser tamamlanabilir.

Bu kitap sadece hatırat severlere hitap etmemekte. Dikkatli bir okuma aslında, büyük bir imparatorluğun çöküş devrinde geçmişinin ihtişamından gelen bir geleneği o günün şartlarına göre nasıl yerine getirdiğini ortaya koyar. Salt bir gezi günlüğü olarak okunmaktansa, bu eser, dönemine dair farkındalık yaratabilecek bir imkân olarak görülmelidir.

Okuyucusuna 75 yıl geç kalmış bu eser Dergâh Yayınları’nda sizi beklemektedir.

M. Murtaza Özeren yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Şubat 2019, 18:19
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20