Okuyuculara Rubâîler'den seçilmiş hediyeler

Dr. Halil İbrahim Sarıoğlu, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2000 yılında başlatılan “Mesnevî Okumaları”nın da yürütücüleri arasındadır. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları arasından 2013 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından tercüme ödülü alan eser, Prof. Dr. Mehmet Görmez’in takdimiyle başlıyor. Yavuz Ertürk yazdı.

Okuyuculara Rubâîler'den seçilmiş hediyeler

 

“Ey iman cevherini bir ekmeğe değişen kişi!

Ey gönül madenini bir arpaya satan kişi!

Nemrût, İbrahim’e gönül vermedi de

Sonunda canını bir sivrisineğe verip gitti.”

 

Hazret-i Mevlânanın “Mesnevî”, “Fîhi Mâ Fîh”, “Mektûbat” gibi büyük eserlerinden biri olan “Dîvan- Kebîr” de diğer eserleri gibi üzerinde önemli çalışmalar yapılan bir eseri olmuş ve birçok tercüme ve şerh çalışmasıyla hayatımızda yer etmiş bir eserdir. Bu büyük eserin önemli bir noktasını teşkil eden “Rubâîler” de “Dîvan-ı Kebîr”den seçilmiş bir bölüm olmasına rağmen telif bir eser gibi çalışılmış ve bu rubailerden hazırlanan seçkiler, hususi bir yer edinmiştir hem gönüllerimizde hem de kütüphanelerimizde. Diğer tüm eserleri gibi “Rubâîler” de edebî bir tat veriyor oluşu ve yol gösterici bir özelliğe sahip oluşu münasebetiyle çok önemli bir eser olarak farklı çalışmalara kaynaklık etmiştir. Şiiriyet, bilgelik, irfan, felsefe bu özel seçkinin de temelini oluşturmuş ve Hazret-i Mevlâna’nın bitmez tükenmez çağrısı farklı cümlelerle, farklı benzetme ve kurgularla bu eserde de kendisini hissettiren en büyük özelliği olmuştur.

İncelikle hazırlanmış bir eser

Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi öğretim görevlilerinden Dr. Halil İbrahim Sarıoğlu, Ankara’da Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2000 yılında başlatılan “Mesnevî Okumaları”nın da yürütücüleri arasındadır.Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları arasından prestij bir baskıyla sunulan ve 2013 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından tercüme ödülü alan eser, Prof. Dr. Mehmet Görmez’in takdimiyle başlıyor. Hazırlanan eser, sadece bir seçki değil, konunun ilgilileri ve meraklılarınca daha iyi anlaşılabilmesi adına da önemli bilgileri içerisinde barındırıyor.

Takdim yazısından sonra “Mevlânâ” isimli bir bölüm geliyor. Bu bölüm, “hayatı, düşünce tarzı, eserleri, rubai nedir, rubaileri ve tercümeleri, kitabı hazırlarken takip edilen usûl” gibi başlıklardan oluşuyor. Bu bölüm kitaba giriş mahiyetinde olup, rubailere geçmeden önce âdeta okuyucuya manevî bir hazırlık yaptırıyor. Bu girişle beraber okuyucu nasıl bir eser okuyacağını daha iyi anlama imkânı bulurken, aynı zamanda rubai nazım şekliyle ilgili de bilgilenmiş oluyor.

Kitabın girişindeki başlıklardan belki de en dikkat çekeni ise, “Kitabı hazırlarken takip edilen usûl” başlıklı bölümüdür. Burada rubailerin seçiminde nelere dikkat edildiğinden, metnin Lâtin harflerine aktarılırken izlenen yönteme kadar birçok bilgi bulmak mümkündür. Böyle bir bölümün verilmiş olması, kitabın nasıl bir titizlikle hazırlandığının da açık göstergelerinden biridir.

Farsça bilenler ya da öğrenmek isteyenler için bir güzellik yapılmış

Toplamda 230 rubainin yer aldığı kitapta, rubailer seçilirken hedef kitle göz önünde bulundurularak daha ziyade dinî-tasavvufî vurgusu ağır basan ve öğüt niteliği taşıyan rubailer tercih edilmiştir. Şiirler tercüme edilirken manzum tercüme gayretine düşülmemiş, mümkün olduğu kadar, Türkçe mensur bir şekilde en güzel ve en kısa nasıl ifade edilebilirse o şekilde tercüme edilmiş.

Tercümeler yapılırken metne olabildiğince sadık kalınmış, gerekli yerlerde metnin daha iyi anlaşılabilmesi için dipnotlarla da açıklamalar yapılmış.

Rubailerin önce Farsça asılları, sonra Lâtin harflerine aktarılmış hâlleri, daha sonra da tercümeleri aynı sayfada verilmiş. Bu yöntemle özellikle Farsça bilen ya da öğrenmek isteyen okuyuculara tercüme hususunda kanaat sahibi olmaları imkânı da sağlanmış.

Kitabın sonuna rubailerin sayfa numaraları esas alınarak, “konu, yer, şahıs ve özel isimler ve dinî-tasavvufî terimler dizini” eklenmiş.

Okuyuculara Rubâîler’den seçilmiş bir de hediye var

Kitabın hazırlanmasında takip edilen yöntem, hedef kitlenin gereksinimlerine ve ihtiyaçlarına göre bir seçkinin hazırlanmış olması, akıcı, duru ve pürüzsüz bir Türkçe ile sunulmuş olması eseri ziyadesiyle özelleştiren özellikleridir. Ayrıca bu tercümenin en güzel hususiyetlerinden biri de kitaptan seçilmiş 80 rubainin orijinallerinin ve tercümelerinin okunduğu bir cd ekinin de kapakları arasında okuyucularına sunulması. Dr. Halil İbrahim Sarıoğlu hocanın Farsça asıllarını okuduğu rubailerin tercümelerini de Mustafa Cihat okumuş.

Yavuz Ertürk yazdı

Yayın Tarihi: 12 Ağustos 2014 Salı 09:49 Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2022, 18:22
YORUM EKLE

banner19

banner36