Okuma serüveninde dört yapraklı yonca

Ayın okuma serüveninde seçtiğimiz dört kitabın tanıtımını istifadelerinize sunuyoruz.

Okuma serüveninde dört yapraklı yonca

Yazar: Mahmut Ay

Tercüme: Kur’an Kıssalarını Sîret Bağlamında Okumak

Yayınevi: Ensar Neşriyat

Kur’an-ı Kerim’i ve yaklaşık dörtte birini oluşturan kıssalarını Musa  özelinde anlama gayesiyle telif edilen kitapta, “Kur’an’ın en sağlıklı yorumunun, Kur’an ayetlerinin tarihsel ve metinsel bağlamının dikkate alınmasıyla mümkün olabileceği” ifade edilir. Bu doğrultuda “Serd-i kıssa seyr-i sîrete muvafıktır.” ilkesini benimseyen Mahmut Ay, Kur’an kıssalarının anlaşılmasında Sîret-i Nebî’nin izini sürmektedir. 

Dördüncü baskısı yapılan esere, Kur’an kıssalarının genel özellikleri ile başlanmış, kıssaların tarihte yaşanmışlığının yerine ileri sürülen, bir maksat çerçevesinde temsili oluşu/yaşanmışlığının imkânsızlığı teorisinin modern dönemde ortaya çıkan bir mesele oluşuna dikkat çekilmiştir. Yazara göre, kıssaların ilâhî maksatlara binaen vahyolunuşu yaşanmışlıklarını engellemeyeceği gibi kıssalar yalnızca tarih bilgisinden ibaret de değildir. Dört bölümden oluşan kitabın ikinci bölümünde Kur’an kıssaları ile Sîret-i Nebi irtibatı incelenmiş; üçüncü bölümde Tevrat’taki bilgilerden Musa  kıssası aktarılmış ve Kur’an ile mukayese edilerek farklılıklar açığa çıkarılmıştır. Son bölümde Efendimize çeşitli ortam ve durumlarda inen ayetlerde zikrolunan Musa  ve kıssası ile Kur’an’ın vermek istediği mesaj anlaşılmaya çalışılmıştır. Yöntem olarak, Musa  özelindeki ayetlerin nüzul kronolojisi imkân ölçüsünde belirlendikten sonra, Efendimizin sîreti ile paralel okunması belirlenmiştir.

Kur’an’da Peygamber kıssaları içerisinde en fazla konu edilen Musa’nın  kıssasının, hayatı Kur’an’la bütünleşen Efendimizin kıssasından anlaşılma gayreti, tarihle tükenmeyen, mazide kalmayan, hâlihazırda da devam eden tevhid mücadelesine ibret örneği olarak kıssa tasavvuru oluşturmakta ve kıssaların sîret ışığında okunduğunda daha iyi anlaşılacağını, zira kıssaların aslında sîretteki olaylara atıflar yaptığını vurgulamaktadır.

Yazar: Mustafa Kutlu

Eser: Nur

Yayınevi: Dergâh Yayınları

Şeyh Vefa Camii’nde iki mimarın karşılaşması ile başlayan bir hakikat yolcuğunu anlatan Mustafa Kutlu, hikayesinde dünyasını aydınlatmaya çabalayan bir Nur’u okuyucuya sunuyor. Sürükleyici bir anlatım ile Mimar Nur’un modern dünyada anlam arayışını okuduğumuz kitapta farklı hayatların da konuğu oluyoruz. 

Sahip olduğu maddi imkânlar içerisinde bile bir türlü huzuru bulamayan Nur, bu boşluğu doldurmak adına yaptığı yolculuk boyunca sıkıntılarına çare bulmak için farklı kapılar çalıyor ve insanlarla tanışıyor. Nur’un kapitalist dünya içerisinde idealist kalmaya çalışan ve kendisi gibi mimar olan Sinan ile yaptığı sohbetler sayesinde yazarın düşüncelerini de okuyoruz: “Modern mimari, bireyin yerine eşyayı ölçü alan bir bakış açısına sahip olmuştur. Bu mimari anlayış ne yazık ki kişiye değil tüketim toplumu yaratan kapitalist sisteme hizmet etmektedir. Bu düzende mimari sanayiye, mimarlar da sermayeye teslim olmuştur artık.” Eskiyi unutup yeni yolu tuttuğumuzu hatırlatıyor yazar. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir”ini okuyor Nur, intisap edeceği birini bulmak için şehir şehir gezerken, “Maddeye geçmesini ısrarla istedikleri ruh ve iman vardı.” “Cedlerimiz inşa etmiyor, ibadet ediyorlardı.” Kitap içerisinde Nur’un dönüm noktalarından birinin de tekkeye gidişi ve orada tasavvuf ehli kişilerle ilâhî aşkı bulmak adına yaptığı muhabbetler olduğu görülüyor.

Yazar: Kemal Sayar

Eser: Kalbin Direnişi

Yayınevi: Kapı Yayınları

Sayısız acı, kayıp, hayal kırıklığı ve hüznün olduğu bir dünyada, anlamlı bir hayat sürmenin kilit noktasını bize sunuyor psikiyatrist Kemal Sayar: “Bir kalbi olanlar yenilmez.” İlk kez 2012 yılında raflardaki yerini alan “Kalbin Direnişi”, 2016 itibari ile genişletilmiş baskısı ile okuyucuyla buluştu. Kitap boyunca, psikoloji literatüründe yer alan, bilişsel çelişkiden depresyona, Alturizmden sosyal Darwinizme pek çok konuyu farklı hayatlar üzerinden okuyucuya sunuluyor.

“Kırlarda Bir Kelebek”, “Kendi Önünüzden Çekilin”, “Kalbin Direnişi”, “Gezerken Kalbe Düşen” ve “Yitik Anlamın Peşinde” isimli beş farklı bölümde okuduğumuz hayatların özelinden çıkarak bir çağın, bir toplumun, bir kuşağın serencamını, açmazlarını, çözülme ve savrulmalarını insan ruhunu inceleyen bir kuyumcu titizliğiyle gözler önüne seriyor, yazar.

“Başkalarının acısına yüz çevirmeyi öğrendiğimiz gün, toplumumuzun mihenk taşı oynadı. Ötekini icat ettiğimizde, onunla aramıza kapanması güç bir mesafe koyduğumuzda, başkasının yoksulluğu ve çaresizliği bizde bir tiksinti hissi uyandırmaya başladığında, dünyamız yörüngesinden çıktı.”

Yörüngeye tekrar dönebilmenin kalbin direnişini merkeze alarak yola devam etmekle mümkün olduğunu okuyoruz kitap boyunca. Çünkü, “Sadece kalbi olanlar içlerindeki mucizeleri görebilir ve sadece kalbi olanlar kötülüğe karşı direnebilir.”

Yazar: John Ruskin

Eser: Susam ve Zambaklar

Yayınevi: Şule Yayınları

Sanayi Devrimi’nin başlaması ve burjuvazinin karşı cephesinde işçi sınıfı ayaklanmalarının oluşması ile beraber Demokrasiye yeni adımların atıldığı 19. yüzyıl İngiltere’sinde sesini duyurup klasikler arasına girmeyi başarmış bir yazar: John Ruskin.

Kitabında iki önemli konuya değinmiştir: “Kitaplar” ve “Kadınlar” Ruskin, eserinde bu iki kavramı yüzeysel olarak değerlendirmekten ziyade meselenin derinine inerek toplumun kalkınmasının şartlarını bu iki kavrama bağlamaktadır.

Susam diye adlandırdığı “Kitaplar” konusunu ele aldığı bölümde; toplumun aslında “Okumak” kavramından çok uzak olduğunu, okuma kültürünün oluşması için iyi bir disiplin gerektiğinden bahsetmektedir. Okuduğumuz kitaplar şayet bizi yukarı çekmiyorsa o kitabı okumamıza gerek olmadığından bahseden Ruskin şu iddialı cümlesi ile konuya damga vurmaktadır: “Asillerle arkadaşlık yapmak isteyen kendisini onların seviyesine taşır.”

Zambak betimlemesi ile de dikkati “Kadınlar” konusuna çekmekte, “Kadının yeri neresidir? Kadının eğitimi nasıl olmalıdır? Kadının görevleri nelerdir?” gibi sorulara cevap vererek toplumdaki problemlerin kaynağını; kadını tanıyamamak ve onu doğru yere koyamamak olarak görmektedir.

Yazar, iki konferansının yazılı hâle getirilmesinden oluşan eserinden, “Hayatım boyunca ışığa çıkarmaya, göz önüne sermeye çalıştığım, öğrenmekten ve öğretmekten sonsuz bir mutluluk duyduğum, insan hayatı için temel olan gerçekleri bu yazılarımda dile getirdim.” şeklinde bahsederek içerdiği konulara verdiği önemi bizlere göstermiştir.

Yayın Tarihi: 31 Aralık 2020 Perşembe 20:40 Güncelleme Tarihi: 01 Temmuz 2021, 08:28
banner25
YORUM EKLE

banner26