Öfkelenerek bu kitabı okuma dedi!

Hilal Kaplan’ın Türkiye’nin Ölmeyen Babası kitabı beni başımdan geçen bir olaya götürdü.

Öfkelenerek bu kitabı okuma dedi!

"Okuma o kitabı!" demişti!

Aniden öfkelenerek, ‘Bu kitabı okuma!..’ dedi. Neden… dedim. Okuma diyorum işte dedi, bu adam ülkede ayaklanma çıkardı. Hayır dedim, yanlış biliyorsun. O Said bu Said değil, üstelik ayaklanma da topluma lânse edildiği gibi değildi... demeye kalmadan tekrar öfkeyle (öfkesi aslında kendineydi) Okuma diyorum işte dedi, okuma! Okuma!!
Sevdiğim bir insandı. Bu tavrına üzülmüştüm. Karşı tez savunsaydı onu dikkatle dinleyebilir ve hatta tezini doğrulasaydı daha da anlamaya çalışabilirdim. Ama ilmin (ki doğruyu öğrenmenin belki de en önemli faktörü) önünü kapatması, kendi zihnine yaptığı haksızlığı bana da empoze etmek istemesi ve bunu kısmi baskıyla yapmaya çalışması elbette ki yollarımızın ayrılmasına neden olmuştu. Ancak yollar ayrılsa, yıllar geçse de ‘özür’ ile sarılmayan yaralar, zaman zaman hatırlatır insana o an’ları.


Tam 7 yıl sonra yeniden karşılaştık… Kader bu ya, göz göze geldik. Ben o öfkeli çıkışı hatırlarken onunsa sevinci gözlerinden okunuyor, kelimeleri peşi sıra dizmesi heyecanını ele veriyordu. Açıkçası ondan yeni bir kınama beklerken (zira örtülü halimi ilk defa görüyordu) bu derece sevgi içinde olması beni de sevindirmişti. Bu 7 yıl içerisindeyse onun okuma dediği kitapların (Risale-i Nur) hemen hemen hepsini bitirmiştim. Zerre kadar pişmanlık duymak bir yana, bu kitaplar neden ilkokulda bana/bize okutulmadı, öğretilmedi diye derin hayıflanmalarım bile olmuştu.

Nitekim hal-hatırdan sonra ‘Hatırlıyor musun dedim, 7 yıl önce şöyle şöyle demiştin.’ Biraz tebessüm, biraz hüzünle karşılık verdi. Artık o da biliyordu, o iki Said'in de kötü olmadığını; yani ki tavrının külliyen adaletsiz olduğunu. Peki yalnızca onun tavrı mı adaletsizdi? Ya bize tarihin karmaşık ve çarpık anlatılması, Şeyh Said’in de içinde bulunduğu 47 Hak ve özgürlük mücadelecisi insanın zulme uğraması, şahsiyetli bir kalkışmayı, zalime hesap sormayı, ırkçı bir ayaklanma gibi gösteren İstiklal Mahkemeleri’nin 47 masumun idamına karar vermesi ve tutanaklarını açık etmemesi...

Farklı bir bakış açısıHilal Kaplan, Türkiye'nin Ölmeyen Babası

Velhâsılı; ne zaman ezberimi bozacak yeni bir bilgiyle karşı karşıya kalsam bu hikayemi hatırlarım. Hilal Kaplan’ın Türkiye’nin Ölmeyen Babası isimli kitabını bir televizyon programında gördüğümde yine yeni bir bilgiyle karşı karşıya olduğumu fark etmiştim. Ülke tarihinin gerçeklerini anlamaya çalışmak ve farklı düşünce perspektiflerini değerlendirebilmek elbette ki kolay değildi. Ancak daha da kötüsü varsa ‘bilmemezlik’ ve ‘öğrenmemezlik’ olacaktı ki yukarıdaki yaşanmışlık da bu duruma bariz bir örnek teşkil ediyor. Üstelik ‘düşünme’nin ana verisini de bilgi oluşturunca bilgisizliğin bu dünyada ve ahirette ne gibi ‘düşünce’sizlik (zararlar) getireceği daha çok açığa çıkıyor.

İmkansız yas olur mu?

Hilal Kaplan, kitabında Türkiye tarihini ve bilhassa ‘Atatürk’ kavramını derinlemesine irdeliyor, Atatürkçü gençlerle yaptığı mülakatlarla ise bu kavramın onlar üzerindeki etkisine yer veriyordu.

Kitap kapağındaki ‘Atatürkçü Gençliğin İmkansız Yası’ tamlaması dikkatimi en çok çeken şey olmuştu. Evet bir yas olduğu doğruydu, ancak neden imkansızdı? Ya da imkansız yas olur muydu? Kaplan, merakımızı hesap etmiş olacak ki çeşitli sosyolog ve yazarların tezleri ve fikirleriyle açıklayarak 'imkansız yas'a geniş yer vermişti.

Darbenin değiştirdiği kavramlar

Kitapta ayrıca; Gençlik ve Spor Bayramı’nın önceden Jimnastik Bayramı olarak kutlandığı, Beden Eğitimi ve İzcilik faaliyetlerinin derin kapsamlı düşünüldüğü, Türkiye tarihindeki iki darbenin de merkezine ‘gençlerin’ yerleştirildiği ve ilk darbede övülen gençlik hareketlerinin ikinci darbede ‘yoldan çıktıkları’ gerekçesiyle idama bile gönderildikleri gibi birçoğumuzun belki ilk defa öğreneceği bilgiler de yer alıyor.

Özge Sena Bigeç, tarihi ‘oku’yarak araştırıyor.

GYY'nin önemli önerisi: Video galeri bölümümüzde Şimdiki gençler bunları bilmiyor başlıklı Hasan Hüseyin Ceylan'ın konuşmasını dinlemelerini özellikle, özellikle, özellikle öneririz. Hiç duymadığınız şeyler duyacaksınız...

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2019, 13:10
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13