Ödünç kavramlarla Batıya karşı konulmaz

Ercan Yıldırım, 'Zamanın Ruhuna Karşı' kitabında küresel sistem, küresel medeniyet veya kapitalizm denilen ve zamanın ruhuna egemen olan medeniyeti sorguluyor. Muaz Ergü yazdı.

Ödünç kavramlarla Batıya karşı konulmaz

Yaşamakta olduğumuz bu zamanlarda insanoğlu yeni iktidar ve tahakküm biçimlerinin sıkı markajında. Aynı zamanda yeni bir sistem ve medeniyetin… Sözünü ettiğimiz iktidarın belli bir merkezi ve sınırları yok. Her yerde her an yaşanan bir durum… Bu iktidar ve tahakküm biçimleri klasik anlayışın çok ötesinde. Daha rafine ve steril… Geçmiş zamanlardaki tahakküm biçimlerinin baskıya, zorlamaya dayalı formu ikna edici, ahlâki ve telepatik yöntemlerle işlerlik kazanan bir forma dönüştü. Hepimiz sistemin gönüllü köleleri haline geldik adeta. Bir işleyiş var ve hiç sorgulamadan o işleyişin bir parçasıyız. Mekanik bir düzlem… Belki de insanoğlu tarihinin hiçbir döneminde karşılaşmadığı sertlikte bir karaktere sahip bir yapıyla çevrelenmiş durumda. Tabiî ki bu yapı kendini insan hakları, özgürlük, demokrasi, birey olma gibi yaldızlı kavramların arkasına gizliyor. Tanınamaz bir halde hayatın bütün kılcal damarlarına girerek varlığını sürdürüyor.

Ercan Yıldırım, Zamanın Ruhuna Karşı adını verdiği çalışmasında küresel sistem, küresel medeniyet veya kapitalizm denilen ve zamanın ruhuna egemen olan medeniyeti sorguluyor. Bugün içinden doğduğu Batı dünyasını bile aşan çok kapsamlı, çok boyutlu küresel medeniyeti… Kitapta “zamanın ruhu” üzerinde önemle duruluyor. Genelde zaman ve zamanın ruhu kavramı aynışmış gibi algılanır. Ve zamanın ruhu kavramı olumlu anlamlar içerecek şekilde kullanılır. Yıldırım, zamanı ve zamanın ruhu kavramını olması gerektiği gibi birbirinden ayırıyor.

Kapitalizmin dünyayı yorumlayışına sahici karşı duruş ancak İslam’la mümkün olur

Zamanın ruhu kavramı Hegel’e kadar dayanır. Hegel bu kavramla belli bir zaman dilimini betimleyen düşünce ve ruh halini, duygu ve duyuş tarzını kasteder. Düşünsel, kültürel, siyasal, dinsel bütün yaşayış, anlayış ve algılar bu kavram çerçevesinde değerlendirilir. Ercan Yıldırım, kitabında zamanın ruhu kavramını mevcut anlayışın aksine olumsuzluyor. Bu olumsuzlamanın nedenlerini de sıralıyor. Bir Müslüman olarak zamanın ruhunun İslam ve İslam öğretisiyle örtüşmediğini aksine İslam ruhunun zıddı olduğunu söylüyor.

Zamanın ruhu derken Ercan Yıldırım iyi tanımlanıp, aşılması gereken bir kavramdan söz ediyor. Zamanın ruhunu yakalamanın tarihi yakalamak olmadığından… Zamanın ruhunun bozguncu etkisinden, zamanın tamir edici, yatıştırıcı yönünden… Zamanın ruhuna egemen olan, rengini veren küresel medeniyet bütün insani edimleri, inançları, kültürleri, dinleri aynileştiriyor. İnsanın biricikliğini tehdit ediyor. Merkezi, toprağı yok bu medeniyetin. Hızı, hızlı yaşamayı kutsuyor bu medeniyet. Kanaatkârlığı, azla yetinmeyi, şükretmeyi, başkasını gözetmeyi, paylaşmayı dışlıyor.

Yazar, bu işleyişe, bu mekanizmaya, bu medeniyete direnebilecek tek direnç kaynağının İslam olduğundan bahsediyor. Nitekim yüzyıllar boyunca Batı medeniyetini Avrupa’ya hapseden ve bu medeniyetin küresel yayılımını geciktiren Müslüman Türklerdir. Batıyla İslam kavgasını bu zaviyeden değerlendirdiğimizde anlamlı sonuçlara ulaşabiliriz. Küresel medeniyetin, kapitalizmin dünyayı yorumlayışına, iktisadi anlayışına sahici karşı duruş ancak İslam’la mümkün olur.

Batıdan ödünç alınan kavramlarla Batıya karşı durulmaz

Tarihi tecrübeyle sabit olan bu durum günümüzde nasıl acaba? Bugünkü Müslümanlar küresel vahşiliğe karşı koyabilecek mi? Ercan Bey bu sorulara olumlu yanıtlar verecek bir ortamın olmadığını, bugünlerde Müslümanlar da dâhil herkesin bir felç hali içinde olduğunu, Müslümanların aynen bir felçli gibi yaşadığını söylüyor. Vaziyet planını böyle ortaya koyan yazar Müslümanları düşünmeye, derin düşünmeye davet ediyor. İmanda, amelde, ahlakta çekişmeden, hesap kitap yapmadan Allah’a tam bir teslimiyetle bağlanmaya çağırıyor. Bütün bağlanmaları yadsıyan modern medeniyete, kapitalizme direnmek ancak onun paradigmaları dışına çıkmakla gerçekleşecek. Yazar buraya dikkat çekiyor.

Zamanın Ruhuna Karşı kitabı var olan siyasi, düşünsel, ideolojik düşünme biçimlerinin dışında yeni bir düşünme yönteminin gerekliliğine dikkat çekiyor. Çünkü kendini sürekli yenileyen, günümüzde yalnızca Batıya has kılınmayacak, bir merkezden yürütülmeyen bir medeniyetle karşı karşıyayız. Hatta o medeniyetin içindeyiz. Müslümanlar küresel medeniyetten ödünç aldıkları kavramlarla yine bu medeniyete karşı duramazlar. Küresel medeniyetin içinde yer almak için egemenlere şirin gözükerek de bir şey yapamazlar. Zamanın ruhunu aşarak, zamana dönerek ve İslam’ın ruhunu tekrar kuşanarak bu küresel kuşatmayı yarabiliriz.

Muaz Ergü yazdı

Yayın Tarihi: 18 Şubat 2015 Çarşamba 13:55 Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2020, 14:59
banner25
YORUM EKLE

banner26