banner17

O kadın kime adadı kendini?

Kızım olursa adını 'Meryem' koyacağım. Hayır. Önce 'Hanne' olacağım!

O kadın kime adadı kendini?

“Kızım olursa adını ‘Meryem’ koyacağım.” Ne çok duyarız bu dua niyetine söylenmiş cümleyi. Kim Meryem gibi bir kız evlada sahip olmak istemez ki, iffetli tertemiz bir evlada… Her anne ister Meryem gibi bir evlat ama her anne düşünmez Hanne olmayı; Meryem’e sahip olmayı, Hanne olmayı reddederek ister çoğu zaman.

Adayış Risalesi
(+)

Bu kitabı aldığımda “Hanne”nin kim olduğunu bilmiyordum. O benim için sadece İmran’ın karısıydı. Oysa kitabı okuduktan sonra Hanne benim için adamakla harcamak arasındaki o ince çizgiydi.

Hanne kim?

Yıllarca evlat hasretiyle yanan potansiyel bir anne ve anne olmak için yanan bir “kadın”. Kendinden bir parçayı Rabbine adama yürekliliğini gösteren bir “kadın”.

Candan ziyade canandan vazgeçebilen bir “kadın”.

Rabbinin ona gösterdiği cömertliği, yine O’na adayarak sadakatini ispat eden bir yürek Hanne.

Ve bir kadın yüreğiyle başlıyor adayış, bir anne yüreğiyle…

Demek “anne” olmak mühim bir iş.

“Seni seviyorum ya Rab”ın ispatıydı

Hanne’nin sadakati Meryem’in temizliğiyle tekrar ödüllendiriliyor ve İsa ile adeta şölene dönüyordu. Kıssada mesaj açık veriliyordu; “Hanne gibi olursanız Meryem gibi evlatlarınız ve İsa gibi torunlarınız olur” deniyordu.

“Seni seviyorum ya Rab” iddiasının ispatıydı, Hanne’nin Rabb’ine sunduğu Meryem’i. Ve Rabbi onu mahçup etmedi. “Tertemiz olarak” âlemlerin kadını oldu Meryem.

Hanne olmak mı zordu, Meryem kalmak mı? Satırlar arasında yürürken beni en çok düşündüren bu cümleydi. Meryem gibi olmasını istediğimiz evlatlara Hanne gibi bir anne olabiliyor muyduk ya da olabilir miydik… Hanne önce “kul” olmayı ve kulluğunu ispat etmeyi tercih etmişti. O, önce kul sonra anne oldu. Bu noktada çözüldü kafamın içindeki düğümler. Ne zaman gerçek bir “kul” olmayı tercih edersem, Hanne olmak o zaman kolaylaşacaktı. Hanne olduğumda ise Rabbim beni mahçup etmeyecekti.

Hanne’nin çığlığı yükseliyor kitaptan

Mustafa İslamoğluMustafa İslamoğlu'nun Adayış Risalesi kitabı, samimiyetin ne olduğunu gözler önüne seren satırlarla doluydu. Her cümlesini ibretle okuduğum ve “ben de çok seviyorum seni Allah’ım ama….”larla başlayan bol “ama”lı düşüncelere daldığım ve kendi samimiyetimle yüzleştiğim bir kitaptı.

Evlatlarını “diplomalara” adayarak harcayan anne babalara inat Hanne‘nin çığlığı yükseliyordu kitaptan adeta. “Harcamayın ve harcanmayın”. Adandıkça çoğalan ve ödüllendirilen tek adrese işaret ediyordu satırlar.

Mütedeyyin olduğunu iddia eden ve çocuklarının da bu terbiyede yetişmesini isteyen anne ve babalara, “samimiyet”i işaret ediyordu Adayış Risalesi… Ve en çok da “anne”lere…

Çünkü önce “Hanne” olmak gerekiyordu Meryem’e sahip bir anne olabilmek için…

 

Gamze Özbağ beğenerek okudu, paylaştı

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 11:39
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nursel Özdemir
Nursel Özdemir - 8 yıl Önce

Mustafa İslamoğlu'nun hangi kitabı güzel değil ki? Okunulası...

Yasin ŞİMŞEK
Yasin ŞİMŞEK - 8 yıl Önce

Bu eser der ki:
1- Kur'an'ın bir kıssası bile sizin hayatınızı, hayata bakışınızı değiştirir.
2- Tefsir oku(t)manın zor olduğu günümüzde Kur'an'ın mesajını bu türden 'özel' eserlerle gündemde tutabiliriz.
3- Ada(n)mak nedir, harca(n)mak nedir? Bunları yeniden, baştan, en baştan sorgulamamız gerekir.
4- Anne(lik)in ne kadar büyük bir öneme haiz olduğu gerçeğini unuttuğumuzun farkında mısınız?

meryem
meryem - 8 yıl Önce

15 yıldır evlad hasretiye yanan birisi olarak bu kitapda buldum kendimi. tüm tedaviler hüsranla sonuçlandığında rabbim sana adıyorum diyerek hıçkırıklarla ağlayarak defalarca okudum.

ALİ MURTEZA
ALİ MURTEZA - 8 yıl Önce

ANNELİK-SAFLIK-ŞEFKAT-FEDAKARLIK-İSTİKAMET
ANCAK BUKADAR GÜZEL ANLATILABİLİR
YÜREĞİNE SAĞLIK

banner8

banner19

banner20