O derdini hikaye ediyor aslında

Söylem ve ses olarak Mustafa Kutlu'nun sesine, ızdırabına, yakın bir ses Görkem Evci..

O derdini hikaye ediyor aslında

Dergâh dergisinin son sayısında bir hikâye dikkatimizi çekti. Konusu itibariyle yeni bir ses olmamakla birlikte bildik modern bir konunun heyecanlı bir dille aktarılması bakımından kendi soluğunu oluşturabilecek bir hikayeci adayı bizleri selamladı. Hikâyeci adayının adı: Görkem Evci. Hikâyesi, “Kafes”.Dergah

Herşey yolunda mı?

“Kafes”  Erdinç adında 12 yaşında bir çocuğunun “kafes” diye nitelendirdiği mahallesinden kendi özgürlüğüne kaçışını öykü ediniyor. Mahalle gökdelenler arasında kalan bir mahalle. Mahallenin varlığını dayandırdığı temeller yerinde Evci’nin: “Her yerde bir bezginlik… Her şey yorgundu burada… Evlerin ayakta durmak için birbirine dayanması da bundandı.”

Söylem ve ses olarak Mustafa Kutlu’nun sesine, ızdırabına, yakın bir ses Evci: “…Serde gurur var kahrolası gurur…  El âlemin merdivenini,  tuvaletini temizleten ama köye dönmeyen mani olan gurur. Yere batsındı böylesi.”

Herkes derdini bir şekilde anlatır. Bugün şehir hayatı gettolardan oluşuyor. Mahalleler arasında duvarlar var. Site içinde yaşıyor, aynı mahalleyi paylaşamıyoruz bile. Kaleler içinde yaşam. Herkes bir şekilde kale içinde yer almak istiyor. Erdinç’in hikâyesi de böyle kaleler içinde yer almak isteyen bir çocuğun hikâyesi. Hakkarili bir çocuk Boğaziçi’ni kazanıyor, müthiş de bir çaba gösteriyor bunun için. Büyük bir potansiyel enerji, hedef daralmasından hedefe ulaşınca bitiyor, yerini ümitsizliğe bırakıyor.

Gelecek için iz bırakmalı

Evci’nin hikâyesini okuduğumda bu hikâyede anlatılanlar doğru ama bu hikâyede aşılmalı diye düşündüm. Ahmet Uluçay tarzı hikâyelendirme yani rüyaya/hedefe dayalı anlatım okuru ya da hikâye yazarını bir yere götürür ama bu kalıcılık izini de silen bir unsur olabilir. Çünkü aktüele dayalı anlatım an içinde bir kıymeti haiz olsa da gelecek için iz bırakamaz.

Görkem Evci, Hakkarili bir genç gibi edebiyatın Boğaziçi’si olan Dergah dergisinde hikayesinin gelişimi için bir kapı aralamış. Önemli olan devamı. Devamında bu tarz bir hikayelendirmeyi tercih ederse Görkem, o aynalı kafesler arasına kendini bırakmış olur. Mademki hikaye Erdinç’in baba evinden kovulması ve gece karanlığında yola revan olmasıyla bitiyor, hikaye kaldığı yerden devam etmeli ve Görkem de gencin bakış açısını değiştirmeli. Bu bakış açısı değişikliği aynı zamanda kendisi için de kapılar açacak imkânlar sağlayacaktır. Kısa hikâyelere devam etmeli Görkem. Uzun hikaye kendi mantığı içinde olursa olmalı yoksa, yazılmak için yazılmamalı uzun hikaye. Mustafa Kutlu’nun hangi uzun hikâyesi daha tatlı? “Uzun Hikaye”  ya da “Beyhude Ömrüm” dediğini duyuyorum.

Görkem Evci,  genç bir hikâyeci edebiyat otağında ulaşılması için önemli bir kapı araladı kendine. Kapılar kapıları aralasın, aralar araları kovalasın, Görkem’in hikâyesi büyüsün,  büyüsün, köklensin koca bir çınar olsun.

Sözlerim dua olsun.

 

 

Zeki Dursun, genç hikâyeci sevdi

Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2010, 01:37
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26