Nil'den gelen Musa'ya karşı çaresiz kalmıştı

Hz. Musa’nın hayatını bu günlerde, kimin Musa kimin Firavun rolünde olduğunu görmek için sık sık okumak gerek. Lütfi Parlak’ın Sudan Gelen, romanı da “Bir Hz. Musa Romanı” alt başlığıyla Hz. Musa’nın hayatını ele alıyor..

Nil'den gelen Musa'ya karşı çaresiz kalmıştı

Dünya yine bir acının tam ortasında olan bitene şahitlik ediyor. Sesini gür çıkaranların yanında müminleri hayretlere düşüren olaylar da yaşanıyor. Bu kez ateş Mısır’ın tam kalbine düştü. Darbenin artık sözlüklerden bile çıkarılması gereken bir zamanda Mısır’da halkın iradesini hiçe sayan zalimler önce iktidarı ele geçirdi, sonra da ellerindeki kanı mazlumlara bulaştırmaya başladı. Zulmün çarkı dönmeye devam ediyor. Nerede rahat bir nefes alınacaksa bir firavun ruhlu çıkıyor ve bütün düzeni alt üst edebiliyor.

Musa’nın mücadelesini akıcı ve kuşatıcı bir üslupla anlatmış

Sudan Gelen, Lütfi Parlak’ın İz Yayınları (2013) arasında çıkan romanının adı. “Bir Hz. Musa Romanı” alt başlığıyla çıkan kitap, Hz. Musa’nın hayatını ele alıyor. Bugünlerde en sık duyduğumuz, dilimize düşürdüğümüz dualardan biri de “Bu zulmü durduracak elbet bir Musa gelir.” duasıdır. Her devirde Firavunlar vardır ve zulümlerini sınır tanımaz şekilde gerçekleştirirler. Firavun’un karşısına dikilecek bir Musa vardır ve zamanı geldiğinde sudan süzülerek gelir, sarayın başköşesine kurulur ve Firavun’un sarayını içten fetheder.

Lütfi Parlak, romanını yazarken kendine kaynak olarak Kur’an’ı seçmiştir. Hz. Musa, Mısır, Firavun hakkındaki en büyük kaynağımız Kur’an’dır. Firavun’un kâhinlerinin doğacak bir erkek çocuğun saltanatlarını sallayacağından bahsetmelerinden sonra dünyaya gelen bütün erkek çocukları öldürten Firavun, Nil’den gelen Musa’ya karşı çaresizdir.

Nil nehri büyük bir bereket kaynağıdır. Çorak topraklara ve kurumuş yüreklere bir serinliktir Nil. Bazen nazlı nazlı akışıyla bazen hırçınlığıyla Mısır’ın iç çalkantıları gibidir Nil. Dünyanın hareketli coğrafyasında, bütün dengelerin defalarca alt üst olduğu yerlerde iman etmek ve bunu dünyaya haykırmak ölümü peşinen kabul etmek demektir. Sudan Gelen romanında yazar Musa’nın mücadelesini o kadar akıcı ve kuşatıcı bir üslupla anlatmaktadır ki günümüz olaylarını doğru okumak için çok eskilere gitmenin gerekli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

Mısır, ne kadar çok acı biriktirmiş içinde

Dünyada bazı hassas noktalar vardır ki zulüm oralardan hiç eksik olmaz. Ne zaman rahat bir nefes alınacak olsa kara bulutlar da ardından koşturmaya başlar. Zalimlerin sınır tanımaz zulümlerine maruz kalsalar da insanlar topraklarına sımsıkı sarılırlar. Hz. Musa’nın hayatını okurken de insanın zihninde Musa’ya yol veren Nil ile birlikte Musa’yı defalarca ters yüz eden insanların ruh hallerini de göreceksiniz. İçinde acı biriktiren böyle coğrafyalarda her şey iç içedir. İyiyle kötü, uzakla yakın, zalimle mazlum…

Lütfi Parlak romanının adını “Sudan Gelen” koyarak aslında suyun bereketine, ferahlığına, kurtarıcılığına gönderme de yapmak istemiştir. Su gelir ve bereket saçılır dört bir yana. Su gelir ve yeşillenir her yer. Hz. Musa da zulmün baş gösterdiği bir zamanda sudan gelerek Firavun’un başköşesindeki yerini almış ve deyim yerindeyse kaleyi içten fethetmiştir. Allah darda olan kuluna öyle sebepler gönderir ki olaylar müminin istediği yola doğru çıkmaya başlar.

Romanda, Hz. Musa’nın bir tabut içerisinde annesi tarafından Nil’e bırakılmasından başlayıp yaşanan bütün olaylar kronolojik bir sırayla anlatılmaktadır. Firavun ruhluların neler yapabileceği, insanlık denen değerden nasiplenmeyenlerin nelere sebep olabileceği romanda ayrıntılarıyla anlatılıyor.

Tarihî roman yazmak zordur. Çünkü ele alınan konu, yaşanmış olaylardan meydana gelmektedir. Sudan Gelen romanı tarihî roman kıvamında olmasının yanında hakikatlerin de ele alındığı bir çalışma olmasından dolayı yazarın hassas noktaları daha bir özenle gözetmesini de gerektiren bir üslubu istemektedir. Lütfi Parlak, bir peygamber hayatını anlatmak için yola çıkarken elindeki en büyük kaynak olan Kur’an’dan layıkıyla beslenmiş olmasının rahatlığıyla romanını kaleme almıştır. Anlatılan bir peygamber olduğundan gerçeklerin dışına çıkmanın mümkün olmaması gibi bir durumun varlığından dolayı yazara düşen, betimlemelerle anlatılanları şekillendirmektir. Yazar romanında bunu çok başarılı bir şekilde yapmıştır.

Bütün dünyanın gözü önünde Mısır’ın yeni Firavunları vahşetlerini sürdürmektedir. Sudan gelen bir müjdeyi beklediğimiz bu günlerde bu roman, tarihten bu yana yaşananların zihinde şekillenmesi anlamında önemli bir çalışma olarak kendine yer bulacaktır.

Mustafa Uçurum Mısır’a dualar göndererek yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2019, 17:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13