Nihan Kaya öyküleri bir başka güzel

Başarılı çalışmalara imza atan yazar Nihan Kaya, yeni öykü kitabı ‘Ama Sizden Değilim’ ile yine hayatın ellerinden tutuyor.

Nihan Kaya öyküleri bir başka güzel

Daha önce, Nihan Kaya’nın kitaplarını okumak için kendime özel vakitler oluşturduğumu söylemiş miydim? Öyleyse, çayı çok seven bir insan olarak, acaba kendime sütlü kahve yapıp da mı okusam diye keyiflendiğimi bile söylemeliyim. Nihan Kaya ile ilgili ilk yazımı hatırlıyorum da son kısmını şöyle bitirmiştim: Nihan Kaya, hikâyeleriyle, anlatılarıyla; kokuşmuş demir mızraklı ülfetin ortasına oturuyor, gözlerini her birimizin gözlerine dikiyor, tam da gözbebeğimizden ‘can’ımızı okuyor. Sonra ne mi yapıyor? Elini dizine vurup, biraz hayıf biraz umut, kalkıp gidiyor.

İçimiz öykü öykü onun kaleminde

Evet, Nihan Kaya, Ama Sizden Değilim isimli Granada Yayınları'ndan çıkan son öykü kitabıyla yine hayatın inceliklerine sızıyor ve insanlar olarak birbirimizi iyi tanıyıp es geçmememizi salık veriyor. Örneğin; genç bir kızın ölmeyi isteyerek taş parkede yatarken onu neden kimsenin anlamadığını düşünmemizi istiyor. Ailesinin uzanamadığı ruhuna, o, kelimeleriyle uzanıyor.Nihan Kaya

Bir gencin, en sevdiği şeylerin, o, duvardaki sarı lekeye bakarken nasıl da akıp gittiğini; Tahir Efendi’nin, elemanlarının maaşlarını ödemek için evini satmak gibi bir ruh inceliğine sahip olduğunu ondan öğreniyoruz. Ya ailesindeki tüm bireylerin yalanlarını üstlenip ortamı hep idare eden ve kabak sonunda yine kendisinin başına patlayan küçük Eray'a ne demeli!

Biz de “ah” diyoruz; ah Bedia!

Bir de Bedia'mız var. Özlemlerimizi hatırlatan. “Ah Bedia, bilsen bu kent ne çok sıkıyor beni. Kalabalık caddelerde ona buna çarpıp duruyorum. Yemeğin tadına varabilmek için sofrada pamuk tıkıyorum kulaklarıma” diye başlıyor öykü. Bir erkeğin; muhabbetdaşına, sevgili eşine duyduğu özlemin şehre sığmayışından dem vuruyor ve kitaplarla yıkanamayan varlığının şaşkınlığını yaşıyor. O “ah” çekiyor, biz de “ah” diyoruz. Sızımız her ne ise; ah Bedia, içimiz kıyılıyor, gözlerimiz doluyor, hikâye hayat gibi; geldiğince gidiyor, kalpte imzası kalıyor.

Beş adımlık hücreye altıncı adım olmak

Gözlerimi kağıda mıhlayan bir cümle de “Kız, Kedi ve Paspas” isimli öykünün başlangıç cümlesiydi: “Adam beş adımlık bir hücrede yaşıyordu. Kız beş adımlık hücrede yaşayan adamın altıncı adımı olmak istemişti...” İyiliklerini de sızılarını da gizleyen bir kızdır öykünün asil karakteri.

Nihan Kaya, kitabında yaşlı karakterlerle de yer yer gülümsettikten sonra, kendime özel vakit ayırıp, onun henüz okuyamadığım Disparoni'sine başlıyorum.

Özge Sena Bigeç, “içinden bir öykü tut” dedi

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2019, 09:41
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13