banner17

Ney ve Mevlevilik İlişkisi ve Büyük Neyzenler

Beşir Ayvazoğlu, Ney’in Sırrı adlı kitabı ile, Cumhuriyet döneminde neye gönül vermiş üstatların hayatlarını, küçük anekdotları sunuyor. Sedat Palut yazdı.

Ney ve Mevlevilik İlişkisi ve Büyük Neyzenler

Beşir Ayvazoğlu, hayatımızın kıyısında köşesinde kalmış, unutulmaya yüz tutmuş ya da hak ettiği değeri görmemiş birçok unsuru okurlarıyla paylaşıyor. Bunu iyi ki de yapıyor. Kapı Yayınları arasında çıkan Ney’in Sırrı adlı kitabı ile de, bize, Cumhuriyet döneminde neye gönül vermiş üstatların hayatlarını, küçük anekdotları sunmuş.

Ayvazoğlu, kitabı aslında 2002’de bol fotoğraflı olarak çıkardığını ve kısa sürede tükendiğini paylaştıktan sonra çeşitli sebeplerle yeni baskısını yapmamış. Elimizdeki kitap 2016 basımı. Yazar kitabın başında “Mevlana, Mevlevilik ve Osmanlı Estetik Dünyası” başlıklı makale havasında bir yazıyla okura merhaba diyor. Makalesinde Mevlana’nın şehirli kültürü temsil ettiğine, bu sebeple göçebe Türkmenlerin Mevlana’ya karşı olduğuna değinen yazar; Mevlana’nın, mesajını yüksek zümrelere ulaştırmaya önem vermiş olmasının, bu yüzden hemen bütün eserlerinde Farsçayı kullanmasının, halktan kopuk biri olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. (S.10) Yazar, aile bağlarını dikkate alarak Yıldırım Bayezid’in eşi Devlet Hatun üzerinden Mehmet Çelebi’nin Mevlana’nın torunları olduklarını ve Osmanlı Devleti’nin Anadolu’da siyasi birliklerini sağladığında Mevlevilerin kendine has gelenekleri olan bir müessese haline geldiğini belirtiyor.

“Mevlana devrinde sema bugünkü gibi belli kaidelere göre yapılmaz, vecde gelen dervişler her zaman ve her şartta semaa kalkıp coşkunluk içinde ve içlerinden nasıl geliyorsa öyle raks edebilirlerdi. XIX. yüzyılda Galata Mevlevihane’sinde bir ara piyano kullanılmıştı.” (S.16) diyen yazar; Mevlana’nın Hamza isimli bir neyzeninin olması ve ney’in Mevleviler tarafından insanı nefisten uzak tuttuğunun düşünülmesinin, ney ile Mevleviliği birbirine yaklaştırdığını belirtiyor. Bu, Mevleviliğin tarihi boyunca da devam etmiş.

Büyük neyzenleri de tanıtıyor

Kitabın ilerleyen bölümlerinde neye gönül vermiş ve iz bırakmış kişileri okurlarına tanıtmayı amaçlıyor Ayvazoğlu: Aziz Dede, Emin Dede, Halil Dikmen.

Aziz Dede, XIX. yüzyılın ortalarında Üsküdar’da doğmuş ve Kahire’ye gidip buradaki mevlevihanedekilerden ney’i öğrenmiş. Beşir Ayvazoğlu, “Rivayete göre, bir sabah ezandan sonra Dolmabahçe’de üflediği neyin sesi Üsküdar’dan işitilmiştir.” (S.37) dediği Aziz Dede’nin ününün kısa sürede yayıldığını ifade ediyor.

Ardından Emin Dede’yi okurlarına anlatıyor Ayvazoğlu. Büyük bir neyzen olan Emin Dede, ney geleneğini devam ettirmekle beraber, hafızasındaki binlerce eseri öğrencileri başta Sadettin Kaynak olmak üzere birçok insanla paylaşır.

Yazarın kitabında son tanıttığı isim ise Halil Dikmen. Dikmen, Paris’te resim eğitimi alır. Küçük yaşlarda öğrendiği ney’i Paris’te de devam ettirir. Paris’ten sonra Kayseri’de görev alan Dikmen, buradaki derin yalnızlığının ardından Galatasaray Lisesi’ne, oradan da Devlet Resim ve Heykel Müzesi Müdürlüğü’ne gelir. Ayvazoğlu, Dikmen’in hayatının satır aralarını paylaşırken onun neyzen, ressam ve ahlak adamı olduğunu aktarıyor okurlarına.

Kitabın sonuna “Ney ve Edebiyat” başlıklı bir bölüm ayıran yazar, ney’e romanlarının sayfalarında yer veren yazarları ve Neyzen Tevfik’i hatırlatıyor ve Huzur romanının ilgili bölümlerini okurla buluşturuyor.

Bu ince kitap, ney’i, onun gizemli ve insana huzur veren dünyasını, bu küçük dünyada kimlerin yaşadığını merak eden okurlarını bekliyor.

Beşir Ayvazoğlu, Ney’in Sırrı, Kapı Yayınları

 

Sedat Palut

sedat.palut @ gmail.com

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2016, 11:34
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20