Nerede gecelediniz ve nerede sabahladınız?

Etem Levent'in 'Hasan-ı Basri'nin Hayatı & Öğretim ve Tefsir Yöntemi' isimli akademik çalışması; bu büyük zatın hayatını, büyük bir âlim olduğunu ve kendinden çokça rivayet yapıldığı için özellikle ilim hayatını konu ediniyor. Metin Uygun yazdı.

Nerede gecelediniz ve nerede sabahladınız?

Hasan-ı Basri hazretleri, tabiînin ileri gelenlerindendir. Sahabe-i Kiram’dan birçoğuna yetişmiş, onların nasıl yaşadığını görmüş ve onları kendisine örnek alarak, onlar gibi yaşamıştır. Yrd. Doç. Dr. Etem Levent, Çağlara Işık Tutan Hasan-ı Basri'nin Hayatı & Öğretim ve Tefsir Yöntemi isimli akademik çalışması; bu büyük zatın hayatını, büyük bir âlim olduğunu ve kendinden çokça rivayet yapıldığı için özellikle ilim hayatını konu edinmektedir. Şahsına ait ithamda bulunulan birçok konu da açıklığa kavuşturulmaktadır bu çalışmada. Kitap, 2005 yılında Arı Sanat Yayınları tarafından yayımlanmış.

İsmi, El-Hasen ibn Ebi’l-Hasen Yesar El-Basri’dir. Medine’de, 21/641 tarihinde doğmuştur. Babasının ismi Yesar, annesinin ismi ise Hayre’dir. Annesinin ve babasının köle olduğu, evlendikten sonra kölelikten azat edildikleri belirtilir. Hasan-ı Basri Hazretlerinin annesi Peygamber Efendimizin (sas) zevcesi Ümmü Seleme Validemizin hizmetinde bulunmuş. Annesi, Hazreti Ümmü Seleme Validemizin evine hizmete gittiğinde küçük Hasan'ı da yanında götürüyordu ve Ümmü Seleme Validemizin ihtiyaçlarını görmek için dışarı çıktığında, çocuğunu onun yanında bırakıyordu. Hasan ağladığında Ümmü Seleme Validemiz onu şefkatli kucağına alıyor, hatta emzirdiği oluyordu. “İşte Hasan’ın bütün hayatı boyunca, fikri yapısı ve yaşayışına tesir ederek mutluluğunu hazırlayacak olayların, belki başta geleni budur! Onun için, ondaki hikmet ve fesahatin sırrını, buna bağlayanlar olmuştur” diye yazar Etem Levent.

Ömrü, bir ev ile bir mescitte geçmiş

Kitapta Hasan-ı Basri Hazretlerinin yaşadığı asrın idari, siyasi ve sosyal olayları, yani tarihi genel hatlarıyla verilir. O Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali (r.a.) dönemlerinden itibaren ve daha sonra Emevi Devleti döneminde bir çok halife ve valinin yönetimine tanıklık eder. Bunun yanında birçok tarihi olaya da şahitlik eder. Hz. Osman (r.a.) Efendimize ibrikten su dökülürken görür ve yine onun Medine mescidinde ayakta ve oturduğu halde hutbesini dinler. Bu gibi olayların onun fikir dünyasının temelini oluşturduğunu ifade eder Etem Levent. Sonra Hz. Osman (r.a.) Efendimizin şehit edilme hadisesine de şahit olur. Daha sonra İslam ordularıyla savaşlara da katılır. İlim faaliyetlerine de hızlı bir şekilde devam eder. Bir ara kısa bir dönem Basra’da kadılık görevinde de bulunur. Hayatının büyük bir kısmı Basra’da geçmiş. Hemen hemen oradan hiç ayrılmamış.

Günlük hayatına dair bilgilere gelince... O, israfa kaçmadan, Cenab-ı Allah’ın helal bütün nimetlerinden istifade etmeye çalışmış, Kitab'a ve Peygamberin sünnetine titizlikle riayet etmiştir. Hayatını Kur’ân’a ve sünnete uydurmayan Müslümanların nifak içinde olacağını belirtmiştir. Ayrıca çok cömerttir. Sofrasında misafirsiz yemek yemediği anlatılır ve “Allah’a yemin ederim, parayı her şeyin üstünde tutan zelil olur” dediği ifade edilir. Ömrü, bir ev ile bir mescitte geçmiş. Evi de, mescidi de herkese açıktır. Bu meclislerde ilimden konuşulur. Halk ona ister evinde olsun, ister mescidinde, kolayca ulaşabiliyordu. Devletten maaş alarak evini geçindirdiği ifade edilir ayrıca. Fakat o aldığı maaşın ihtiyacı kadarını kendisine ayırıyor, geri kalanını ise fakir ve muhtaçlara dağıtıyordu. Bu yüzden geçim sıkıntısı çektiği oluyordu. Verdiği hükümler karşılığında da hiçbir şey almazdı.

Nerede gecelediniz ve nerede sabahladınız?

İlim, zikir, tezkiye ve korku esaslarına bağlılık göstermesiyle bilinir Hasan-ı Basri hazretleri. Hayatının son anlarında bazı tavsiyelerde de bulunmuştur: “Nehyedildiğiniz şeyde, insanların en çok sakınanı olunuz; emredildiğiniz iyilikte, insanların en çok amel edeni olunuz ve biliniz ki, adımlarınız iki adımdır: Biri lehinizde, diğeri aleyhinizdedir. Onun için bakınız, nerede gecelediniz ve nerede sabahladınız?”

İlmi yönüne gelince, Hasan-ı Basri Hazretleri, birçok sahabeye yetişmiş, seferde birçok sahabe-i kiramla beraber olmuş, onlardan ders almış, ilim tahsil etmiş, önde gelen kendisi gibi bazı tabiundan da yine ilim tahsilinde bulunmuş. Şer’i ilimlerin hemen hepsinde söz sahibidir. Özellikle tefsir, hadis, fıkıh ve kelam konularında otoritedir. O, toplumu mutlu bir hayata çağırır. Cemiyetteki bütün fertlerin sahabe-i kiram gibi yaşamasını ister. “Vallahi ben yetmiş Bedriye (Bedir gazvesine katılan sahabiye) yetiştim. Eğer siz onları görseydiniz, ‘Bunlar delidirler!’ derdiniz; şayet onlar sizin iyilerinizi görselerdi, ‘Bunların (gerçek İslam’dan) nasipleri yok!’ ve kötülerinizi görselerdi ‘Bunlar hesap gününe inanmıyorlar!’ derlerdi” ikazı çok düşündürücüdür. Emevi halifelerine mektup yazarak, onları da ikaz etmiştir. Uyarı görevini yerine getirmeye çalışmış ve bu hususta hiç çekinmemiştir. Nefsi tezkiyeye de büyük önem vermiştir. “Kim nefsini dünyada hesaba çekerse, ahirette onun hesabı hafif olur, kim onu hesaba çekmezse, ahirette onun hesabı çok zor olur” ifadesiyle murakabeyi önemsemiştir. Amel etme hususunda da büyük bir hassasiyet göstermiştir. “Amel olmadan ecir olmayacağını” belirtmiştir.

Kur’an tefsirinden büyük zevk duyar

Hasan-ı Basri hazretleri, Kur’an tefsirinden büyük zevk duymaktadır. Bir ayetin nerede indiği ve onunla neyin kastedildiğini bilmek müfessirimiz için en güzel şeydir. Tefsirinde önce ayetlere, sonra sünnete yer verir. Sünnette bulamadığı yerlerde sahabe-i kiramın rey ve içtihatlarına müracaat eder.

Müfessirin, tefsirdeki metodunu da kısaca şu şekilde açıklar yazar. Kur’an’ı Kerim’i, Kur’an ile tefsir, Sünnet ile tefsir, sahabe sözleriyle tefsir, nüzul sebepleri konusundaki tutumu ve daha bir çok yöntemi, onun tefsir konusunda otorite olduğunu ve ilme büyük hizmetler ettiğini göstermektedir. O, kıraat ilminde de otoritedir ve ondört kıraat imamı arasında yer alır.

Yaşadığı asırda önemli bir yeri olan Hasan-ı Basri’nin hayatının ve tefsir metotlarının yer aldığı bu çalışmada, ayrıca ilim merkezleri ve temsilcileri, önde gelen ilim adamları, okullar, farklı yaklaşımlar, ilim adamlarının yöneticilerle ilişkileri, hadislerin dinde ve öğretimdeki yeri, Kur’an-ı Kerim’i kimlerin tefsir edebileceği, tefsir çeşitleri, ilmi çalışmalarda eleştirinin bir bilim dalı olarak doğuşu, ilk eleştirinin hangi konularda yapıldığı, doğru yolu bulamayanlara gerçeğin gösterilmesi, İslam’ın ruhuna aykırı İsrailiyata set çekilmesi gibi konular ele alınmaktadır.

Metin Uygun yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2019, 17:01
YORUM EKLE

banner19