Nefs-i hayvaniden nefs-i sultaniye yolculuk

Muhammed Nuri Şemseddin Nakşibendi'nin 'Miftahü’l Kulûb' (Kalplerin Anahtarı) adlı eserinde 'seyr-i sülük nedir ve nasıl yapılır', 'hakiki bir mürşid-i kamilin özellikleri nedir, onu insanlar nasıl tanırlar' gibi soruların cevabının yanında bu yola intisap etmiş kişilere yönelik öğütler de yer alıyor. Sefa Toprak yazdı.

Nefs-i hayvaniden nefs-i sultaniye yolculuk

Şükür ki insandan insana fark var.” diyor Sezai Karakoç. Peki, bu farklılık nereden kaynaklanıyor? Bu sorunun cevabına mukabil getirilecek olan kıyaslamalar elbette çok yönlü olacaktır.

Modern insan için bu farklılığın en belirgin yanı her ne kadar maddiyat olsa da biz bu meseleye daha farklı bir açıdan bakacağız. Bütün insanlar için hava, su, ateş ve toprak aynı kıymette iken ortadaki bu farkı açıklamak için elbette maddenin haricinde başka şeylere ihtiyacımız vardır.

İnsan nefs denen bir yük taşımaktadır. Öyle ki bu yük hem terakkiye vesiledir hem de alçaklık çukuruna düşmek için en büyük vartadır içimizde. İşte bu nefs olmalıdır insandan insana farkı ortaya koyan ölçüt.

Bu farklılığın temelini görebilmemiz mümkün müdür? Eylemin kökeninde yatan nefsi yine eylem neticesi ile görebiliriz. Nefis her insanda mevcut olmakla birlikte her insanın nefsi aynı değildir. Nefisler kademe kademe, derece derece farklılık arz etmektedir ve bu derecelendirmeyi yapmak da yine insanın amelleri neticesindedir.

Seyr-i sülük nedir ve nasıl yapılır?

1801-1863 yılları arasında İstanbul’da yaşamış, kurduğu tarikat kolu ile de Kadirilik ve Nakşilik arasında bir yol oluşturmuş olan Muhammed Nuri Şemseddin Nakşibendi, yazmış olduğu “Risale-i Mürakabe” adlı eserinde nefsin mertebelerini anlatmaktadır. Abdulkadir Akçiçek tarafından yayına hazırlanan ve Huzur Yayınevi tarafından basılan eser, yazarın diğer üç kitabı olan “Risale-i Pendiye”, “Evrad-ı Fethiye” ve “Miftahü’l Kulûb” (Kalplerin Anahtarı) ile bir arada ve “Miftahü’l Kulûb” (Kalplerin Anahtarı) kapağı ile birlikte sunuluyor.

“Seyr-i sülük nedir ve nasıl yapılır”, “hakiki bir mürşid-i kamilin özellikleri nedir, onu insanlar nasıl tanırlar” gibi soruların cevabının yanında bu yola intisap etmiş kişilere yönelik öğütlerin de bulunduğu kitapta, ayrıca “Nefsin Makamları” başlığı altında insan nefsinin yedi mertebesi ve her mertebenin işaretleri ile meziyetleri anlatılarak nefis makamlarının nasıl aşılacağı anlatılıyor.

Bu noktada yazar aslında kendini tanımayan bize ruhen hangi noktada olduğumuzu da göstermeye çalışıyor. Modern CV’lerde pek de göremeyeceğimiz kimlik bilgilerimiz var bu kitapta. Bir CV (tercümeyi hal) hazırlasaydık kendimizi eğitim, iş ve kariyer haricinde nasıl tarif ederdik? Biliyorum geçmiyor bunların dışındakiler bu dünyada artık. Peki ya ebedi âlem’de… Bizi bekleyen sonsuz gelecek için tarif edecek olursak kendimizi ve planlarımızı, hedeflerimizi. Neler söyleriz? Muhammed Nuri Şemseddin Nakşibendi bizim için şöyle bir kılavuz hazırlamış. Bakıp kendi boy aynamızı görebileceğimiz bir ölçü: Nefis mertebeleri. Birden yediye kadar nefs-i emmâre, nefs-i levvâme, nefs-i mülhime, nefs-i mutmainne, nefs-i radiye, nefs-i merdiye, nefs-i safiye şeklinde uzanıyor bu mertebeler.

Mürşid-i kâmillik makamı

Nefs-i Emmâre’de tövbe havuzunda kelime-i tevhit ile yıkanır nefis günah kirinden. Nefs-i Levvâme’de Allah zikri ile pişmanlık havanında gözyaşı ile dövülüyor nefis. Nefs-i Mülhime’de ‘Ya Hu’ zikri ile artık yavaş yavaş nefes almaya başlar nefis, günahtan arınmış bir dinginlik ile sürur bulur. Nefs-i Mutmainne’de Ya Hay diyerek nefis tatmin olmuş bir makama erer. Dünyadan ukbaya bir nazar başlar. Nefs-i Radiye La mevcûde illa hû makamıdır. ‘Ya Hakk’ zikri ile devam olunur. Nefs-i Merdiye, kulun Allah’tan, Allah’ın da kulundan razı olduğu makamdır. ‘Ya Kayyum’ ismi telkin edilir. Nefs-i Safiye ki bu makam artık nefs-i sultan makamıdır. Arınmış, saf, berrak, ulvi ve olgun bir nefistir. Bütün marifet sırlarının tahsil edildiği bir makamdır ve ancak Cenab-ı Hak tarafından vehbî olarak lütfedilen bir makamdır. Kader sırrına mebni, ilahi bir ihsandır. Bu makam ayrıca irşad makamıdır ve bu sırra erenlere halkı irşad için vazife verilmektedir. Kamil insan ve mürşid-i kamillik makamıdır. Tasavvuf mertebelerinin en üst makamıdır.

İnsan doğumundan ölümüne kadar her zaman eksiklik ve hatalarla doludur. Bunun içindir ki imtihan sırrınca sürekli kendini geliştirmek ve kemale ermek yolunda çalışması istenilmektedir.

Peki, neden yazılmış bunca ayrıntı ve bu kitap? Çünkü, “men arefe nefsehu fekad arefe rabbehu” sırrı mucibince, nefsini bilen Rabbini bilir.

Son olarak eskilerin, bizim Yunusların, Bektaşilerin, Mevlanaların hallerini ve sözlerini anlayabilmemiz için yardımcı olacak bir ayrıntıyı Muhammed Nuri Şemseddin Nakşibendi hazretlerinden öğreniyoruz. Onların hayatları ile bizim hayatımız arasındaki fark ve onların nefisleri ile bizim nefislerimiz arasındaki fark... Evet, gerçekten de insandan insana fark var ve bu farklılığı gidermek yolu da hepimize açık: Hayvani nefisten kurtulup sultani nefse doğru yol almak. Ulaşabilir miyiz peki? Yolda olmak menzile ulaşmaktan belki de daha ulvîdir. Karınca misali desem zaten mevzuyu hepimiz biliyoruz. Nefis bu, boş durmuyor, bizim de ona mukabil bir şeyler yapmamız gerekiyor sanki.

Rabbim hepimizi nefsini terbiye edenlerden eylesin.

Kalplerin Anahtarı, Huzur Yayınları.

Sefa Toprak

Güncelleme Tarihi: 12 Şubat 2020, 23:44
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26