banner17

Nasreddin Hoca'yı Çocuklarımıza Doğru Kaynaklardan Tanıtalım

Mustafa Uluçay, Osmanlıca kaynaklara göre Nasreddin Hoca’yı anlattığı ve 4 kitaptan oluşan 'Nasreddin Hoca ile Neşeli Sohbetler'de sadece çocukların değil, herkesin Hoca’yı doğru kaynaklardan öğrenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Mustafa Uçurum bu kitaplar hakkında yazdı.

Nasreddin Hoca'yı Çocuklarımıza Doğru Kaynaklardan Tanıtalım

Tarihi kişiliklerin yaşantıları üstünde her zaman yoğun bir şekilde tartışma ve soru işaretleri vardır. Özellikle halka mal olmuş bir kişiyse söz konusu isim, o zaman daha bir düşünmekte fayda var. Çünkü halk içinde dolaşan sözlerin zamanla değişmesi, gerçeğinden uzaklaşması, tarihle çelişir duruma gelmesi birçok kez rastlanan bir durum haline gelmiştir.

Nasreddin Hoca,bu topraklarda yaşayan ve yüzyıllardır yediden yetmişe herkesin büyük bir sevgi beslediği, hürmet gösterdiği şahsiyetlerden biridir. Adı Anadolu halkı ile öylesine bütünleşmiştir ki yaşadığı dönemin dışındaki birçok olayda bile Hoca’nın adının geçmesinde bir beis görülmemiştir.

Nasreddin Hoca’nın tarihi gerçeklikler çerçevesinde tanıtılması, anlatılması meselesine ciddiyetle eğilen birçok isim var. Tüm bu çabalar ortak değer hüviyetindeki kültürel ögelerin hakkıyla tanıtılmasının öneminden gelmekte.

Dr. Mustafa Uluçay, tarih ve dil üzerine çalışmaları bulunan bir akademisyen. Mesaisini tarihi değerlerin doğru kaynaklar yoluyla anlaşılmasına yoğunlaştırmış Uluçay. Nasreddin Hoca da bu çalışmalardan biri.

Uğurböceği Yayınları arasında çıkan “Nasreddin Hoca ile Neşeli Sohbetler” kitabı dörtlü bir set. Üç hikâye ve bir tiyatro eserinin yer aldığı seri; Kavuk Çocukluğunu Hatırlamış, Ye Kürküm Ye, Eşek mi Ters Ben mi?, Marifet Kavuktaysa kitaplarından oluşuyor.

Mustafa Uluçay’ı bu çalışmaya iten en önemli sebep, Necip Fazıl’ın bir tespiti olmuş: “Ruhumuzu, tarihimizi, daha nice şeyimizi yeniden keşfetmek borcunda olduğumuz gibi bilindiği sanılan neler var ki onları yeniden ele almak ve özlerine nüfuz etmek mecburiyetindeyiz. Bunların başında Hâce Nasrüddin gelir.”

Hoca, kadı, âlim

Serinin birinci kitabında Uluçay, tarihi kaynaklara göre Nasreddin Hoca’nın künyesini vererek başlıyor kitaba. Hoca’nın babasından, annesinden, işinden, eşinden ve çocuklarından bahseden sade ve anlaşılır bir künye bu. Kitap için de iyi bir başlangıç olmuş. Çalışmanın ciddi kaynaklardan hazırlandığının da bir göstergesi bu. Künyede mesleği bölümünden bir alıntı: “İmanlık, Müderrislik (Medrese hocası, bugünkü anlamda öğretim üyesi), Kadılık (Hakimlik)

Hoca’nın günlük hayatı içinde yaşananları bir hikâye tadında anlatıyor Uluçay. Hoca’nın kimliğine uygun betimlemelere ve olaylara yer veriyor. Hoca’nın diline bazen Yunus Emre’den bir ilahi düşüyor bazen de Yesevi diyarlarından Hoca’yı görmeye gelen Sarı Saltuk ile sarmaş dolaş oluyorlar.

Anlatılan olaylarda Hoca, kimliğine uygun davranışlar sergileyerek çıkıyor karşımıza. Birçok fıkrada alay eden, küçük düşüren, hırsızlık yapan değil, âlim kimliğine yakışır tavırlar sergileyerek anlatılıyor Hoca.

Örneğin birçok uydurma fıkrada eşi ile geçimsiz bir rolde anlatılan Hoca; Mustafa Uluçay’ın çalışmasında eşine sadık, ahlaklı, halden anlayan biri olarak anlatılıyor. Hoca da hanımına bir âlime yakışır şekilde davranıyor.

Hoca nüktesiz olmaz

Nasreddin Hoca isminin ilk çağrışımlarından birisidir nükte. Hoca, ders verirken nükteli bir yol izlemiş, onu tanıyan herkes de onun bu tavrını bildiği için nüktelerinden alacakları dersleri almışlardır. Evliya Çelebi, Nasreddin Hoca’dan bahsederken onu çok iyi özetler: “Faziletli, hazır cevap, keşif ve keramet sahibi ulu bir sultan idi.”

Mustafa Uluçay, olayları anlatırken sadece nükteleri verip geçmiyor. Çocukları hikmetli bir yolculuğa da çıkarıyor. Örneğin “Ye Kürküm Ye” hikâyesinin sonunda Hoca nüktesini yapıyor ama sonucu da çok iyi bağlıyor: “Evet ağalar. İnsanlık kürk ile, taç ile değildir. Öyle olsaydı affedersiniz –söz meclisten dışarı- dağdaki ayı en muteber varlık olur, dağdan iner, insanların da hükümdarı olurdu.

Hoca’yı yaşatmak

Günümüz çocuklarına Hoca’yı doğru anlatan kaynaklara ihtiyacımız var. Hoca’yı yaşanır kılmak için her fırsatta düşündüren nüktelerini hayata uygulayacak fırsatları değerlendirmekle başlanabilir buna.

Serinin dördüncü kitabı “Marifet Kavuktaysa” bir tiyatro. Hem de okullarda çok kolay bir şekilde canlandırılmaya müsait bir incelikle kaleme alınmış. Anlatım, yerli yerinde kullanılan nükteler ile çocukların Nasreddin Hoca’yı daha yakından tanımaları da böyle eğlenceli bir vesile ile sağlanmış kitapta.

Bu kitabın sonunda ayrıntılı bir Nasreddin Hoca biyografisi ve özgün bilgi dağarcıkları var. “İslam âlimi, İslam hukukçusu, medrese hocası, bir bilge ve Akşehir Ulu Camii’nin imamı.” Hoca’yı tanımak, tanıtmak, içimizde yaşatmak bu topraklarda yaşayan ve bu toprakların değerlerine inanan herkesin aslî görevi.

Son söz Nasreddin Hoca’nın Akşehir’deki türbesinden gelsin: “Yazı baki, ömür fanidir. Kul âsî, Allah affedicidir. Nasruddin Efendi ruhuna Fatiha.”

 

Mustafa Uçurum

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2018, 09:58
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20