Nasreddin Hoca ama önce biraz ciddiyet

Mustafa Özçelik, Şaban Abak’ın ‘Tarifi Bende’ kitabı etrafında, Nasreddin Hoca ile ilgili yazılan kitaplara da bir göz atıyor..

Nasreddin Hoca ama önce biraz ciddiyet

Nasreddin Hoca, Yûnus Emre gibi halk muhitlerinde çok bilinen ve çok da sevilen bir tarihi şahsiyetimiz olmasına rağmen aydınlarımızın ilgi alanına ancak Milli Edebiyat döneminde girebildi.

Onu ilk defa gündeme getiren Ziya Gökalp ve M. Fuat Köprülü oldu. Onların konu ile ilgili kitaplarıyla başlayan ilgi giderek arttı. Ortaya bir hayli kitap çıktı. Hatta doğumunun 800. yılı münasebetiyle bazı dergilerimiz onunla ilgili özel sayılar yayımladılar. Günümüzde de zaman zaman onunla ilgili kitapların yayımlandığını görmekteyiz.

Nasreddin Hoca ile ilgili olarak görebildiğim son kitap ise değerli şairimiz Şaban Abak’ın Tarifi Bende & Bir İslam Aydını Olarak Nasreddin Hoca kitabı oldu. Kitaba elbette değineceğiz ama öncelikle Nasreddin Hoca’yı bugüne kadar yayımlanan kitaplardan hareketle nasıl anladık? Önce bundan bahsedelim:Ümid Sinan Topçuoğlu, Nasreddin Hoca ve Latifeleri

Nasreddin Hoca sadece mizah adamı mı?

Milli Edebiyat ve Cumhuriyet döneminde yayımlanan Nasreddin Hoca kitaplarında Nasreddin Hoca, Türk halk mizahının bir temsilcisi olarak ele alındı. Bilerek ya da bilmeyerek onun mizahının arka planındaki dünya görüşü ihmal edildi. Böyle olunca da biz Hoca’nın gerçek portresini tam olarak göremedik.

Daha sonra yayımlanan kitaplarda da Hoca’yı bu defa ideolojik bakış açılarıyla ele alınan biri olarak görmeye başladık. Hatta ondaki Müslüman kimliği ondan soyutlamak adına müstehcen muhtevalı fıkraların ona mal edildiğini gördük. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, bütün bu çalışmalarla ortaya “çok kimlikli” bir Nasreddin Hoca portresi çıktı.

Nasreddin Hoca’yla ilgili bana göre ilk farklı kitap Ü. Sinan Topçuoğlu’nun Nasreddin Hoca ve Latifeleri (1980) kitabı oldu. Bu çalışmada Hoca, Hoca’yla ilgili yazmalarda ve halk muhayyilesindeki Hoca portresini bugünün bakış açısıyla yeniden yorumlayarak karşımıza “ilim ve irfan ehli” bir Hoca portresi çıkardı. Ardından Şükrü Kurgan’ın, Abdullah Özbek’in, Saim Sakaoğlu’nun, Selami Şimşek’in kitapları geldi. Onlar da bu tarz bir anlayış içinde Hoca’yı ele aldılar. Allah, bize de Nasreddin Hoca’yla ilgili benzer iki kitap çalışması yapmayı nasip etti.

Bu son çalışmalarla Nasreddin Hoca, bir “alp eren”, “ilim ve irfan ehli”,çağının önderlerinden” bir “bilgi ve hikmet dehası” olarak algılanmaya ve anlaşılmaya başladı.

Şaban Abak’ın kitabının önemi neden kaynaklanıyor?

Şaban Abak’ın kitabı işte tam da bu noktada Nasreddin Hoca’yı gerçek kimliğiyle ortaya koyma çalışmalarının yeni ve orijinal bir örneği olarak ortaya çıktı. Zira Şaban Abak’ın, kitabına “Bir İslam Aydını Olarak Nasreddin Hoca” adını vermesi, onun bakış tarzını daha işin başında ortaya koyan bir tutumdur.

Bu kitaba orijinal dememizin sebebi ise şu: Hoca’nın metinleri (fıkraları) bütün Doğu metinleri gibi sembolik bir nitelik taşımaktadır. Dolayısıyla şerhe, yorumlamaya muhtaç metinlerdir. Nitekim, gelenekte de fıkraların bu özelliği bilindiği için tasavvufî şerh çalışmaları yapılmıştı. Bu sahada bilenen en önemli eser ise Mevlevi şair Burhaneddin Çelebi’nin eseridir.

Şüphesiz Nasreddin Hoca fıkraları, Hoca’nın bir mutasavvıf olduğu dikkate alındığında, bu tarz yorumlara konu olmalıdır. Ama bu metinler aynı zamanda sosyolojik, pedagojik ve felsefî tahlillere de ihtiyaç hissettiren metinlerdir.

Şaban Abak, Tarifi Bendeİşte Şaban Abak’ın bu kitabı bu açıdan da önem taşıyor. Abak, fıkraları, fıkralarda geçen “eşek”, “ at”, “yoğurt”, “kazan” gibi sembollerden hareketle inceliyor. Halkın hayatında yer alan, dolayısıyla gerçek anlamları bilinen fakat mecazına aşina olamadığımız bu kelimelerin sembolik çözümlemesi yapılınca artık karşımıza bizi sadece güldüren metinler değil, düşündüren, yol gösteren, eğiten metinler çıkıyor. Nasreddin Hoca, karşımıza bir “mizah kahramanı” olmanın ötesinde, çağının karanlığında insanlara ışık tutan, yol gösteren bir “aydın” özelliği kazanıyor.

Bugün tarihî şahsiyetlerimiz konusunda en ciddi problem, onların gerçek kimlikleri ve düşünsel yapıları ve misyonlarıyla ele alınmamasıdır. Şaban Abak, bu çalışmasıyla bu problemi büyük ölçüde gideriyor. Bu, şu açıdan da önemli… Nasreddin Hoca gibi şahsiyetler, sadece yaşadıkları zaman için değil, bugün için de önemli… Onların bugüne söyleyecekleri çok sözleri var. Kendimize onca kültürel yıkımdan sonra yeni bir yol ve yön çizeceksek bunun yolu geleneğin halen canlı olan damarlarıyla yeniden irtibat kurmaktan geçiyor. Nasreddin Hoca, bu anlamda çok önemli bir imkân. Böyle bir imkânı bize hatırlatan Şaban Abak’ın kitabı da bu açıdan kutlanması gereken bir çalışma.Şaban Abak

Nasreddin Hoca hakkında hangi kitaplar yazılmış?

Sözün burasında okurlara faydalı olur düşüncesiyle Nasreddin Hoca’yla ilgili kitap ve özel sayı çalışmalarından bazılarını analım. Ümit Sinan Topçuoğlu, Nasreddin Hoca ve Latifeleri; Şükrü Kurgan, Nasreddin Hoca; Abdullah Özbek, Bir Eğitimci Olarak Nasreddin Hoca; Selami Şimşek, Nasreddin Hoca ve Tasavvuf; Mustafa Özçelik, Anadolu ve Dünya Bilgesi Nasredin Hoca; Mehmet Aycı, Nasredin Hoca; Mustafa Duman, Nasreddin Hoca ve 1555 Fıkrası; Saim Sakaoğlu, Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler adlı eserleri vermişlerdi.

Nasreddin Hoca ile ilgili dosya ve özel sayı çıkaran kimi dergilerimiz de şunlardır: Çınar (Temmuz 1996), Toplumbilim (Haziren 1997), Yedi İklim (Ekim 2001), Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim (Ekim 2008), Temrin (Temmuz 2009)…

Sözün sonunda şunları söyleyelim: Nasreddin Hoca mizahı hikmetli bir mizahtır, bilgi, akıl ve zeka ile ilgilidir. Bu yüzden eskiler, onun metinlerine “fıkra” demezler, bunları “latife”, “kıssa” hatta “menkıbe” kavramlarıyla ifade ederlerdi. Bugün fıkraya sadece gülünecek söz manasını yükleyen anlayış, Hoca’nın fıkralarını okurken/ dinlerken bu temel nitelemeleri dikkate almak durumundadır. O zaman bu metinlerin 19. yy. başlarında Akşehir’de kaymakamlık yapan Bereketzâde İsmail Hakki’nin Yâd-ı Mâzi kitabında dediği gibi “Zahiri hande-feza, batını hikmet-nüma” metinler olduğu görülecektir. O yüzden Nasreddin Hoca konusu için “Önce biraz ciddiyet” deme hakkımız vardır.

Mustafa Özçelik yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Aralık 2018, 15:50
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
m. fatih kutan
m. fatih kutan - 7 yıl Önce

Yazıda zikredilen Burhaneddin Çelebi'nin kitabının tedarik edilebilinecek baskısının künyesini verelim evvela: Hikmetleriyle Nasreddin Hoca Latifeleri, Seyyid Burhaneddin İbn Mevlânâ, sad. Sıtkı Çoban, Eşik Y., 144 s., 2011. Bunun yanı sıra yazıda zikredilmeyen yenilerde yayımlanan bir Nasreddin Hoca kitabı da İsmail Güleç'e ait. [Nasreddin Hoca'nın Biri Bir Gün -Nasreddin Hoca Fıkralarının Tasavvufî Yorumu-, İz Y., 144 s., 2012].

mustafa özçelik
mustafa özçelik - 7 yıl Önce

Katkınız için teşekkürler..

Salih Dagli
Salih Dagli - 7 yıl Önce

Nasreddin Hoca üzerine yazılmış bir kitap daha var: İPE UN SEREN ADAM Nasreddin Hoca Yazarı : Nüzhet ErmanYayınevi : KÜLTÜR BAKANLIĞI,2000

banner19

banner13