Namazın huşu ile edası kalpte nur oluşturur

Namazın Sırları ve Fazileti kitabında namazın hem zahiri hem de batıni yönü ayetlerle, hadislerle ve âlimlerin hayatından ve eserlerinden örneklerle özlü bir şekilde anlatılmakta..

Namazın huşu ile edası kalpte nur oluşturur

Ölmesi çok basit olan insan, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor günümüzde. Halbuki herkes bilir ki kalp durdu mu iş biter. Ve kopmuştur küçük kıyamet.

Ebedi yaşama arzusu vardır insanda. Ölmek ya aklına gelmez ya da ölmeyi aklına getirmek istemez. Öyle ya da böyle sonuç aynı: Ölmek musibet gibi karşılanır.

Yaşım çok büyük olmasa da küçük de sayılmam. Dönüp bakıyorum geçirdiğim hayata: Elimde kayda değer hiçbir şey yok diyebilirim. Peki ya bugün ölürsem? Tek götüreceğim kırık dökük ibadetlerim. Hayatımın ne kadarını kapsıyor? Azını, çok azını… Götüreceklerimizin ibadetlerimizden başkası olmadığını bile bile hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak niye?

Düşünün; dünya hayatının meşgaleleri ne veriyor size? Anlık mutluluk, haz, keyif, sonrasında ise sıkıntı. Peki ya namaz kılmak öyle mi?

Namazdaki her hareketin bir inceliği var

Namaz… Sorguya çekileceğimiz ilk ibadet… Dinin direği… Namaz; Allah’ın büyüklüğü karşısında insanın acziyetini ortaya koyan ne büyük bir ibadet. Namaz anında yapılan her hareket bir mana yüklüdür, düşünenlere.  Ama öyle bir çağda yaşıyoruz ki “kılmasam da olur” diyenler de var, “bugün geçsin de yarın sabah namazında başlarım” diyenler de var, aklına namaz hiç gelmeyenler de var.

İbadet için seher vaktinde ayakta olmak

Bir Allah’ın kulu olmakla iftihar ederken namaz karşısında bu umursamazlık ne büyük bir çelişki. Sorsalar bize “namazın önemi” hakkında düşüncelerimizi, ballandıra ballandıra anlatırız; namazın hem zahiri hem de batıni yönünün güzelliklerini. İcraata gelince, işte orada başlıyor sıkıntı. Araya giriyor; şeytan, vesvese, nefis… Sabah namazına uyanamıyoruz, yatsı namazı hem uzun hem de geç vakitte, ikindi namazı vaktinde dünya işlerine dalmış olmaktan bir bakıyoruz vakit geçmiş, e onlar yoksa akşam ve öğleyi kılsam neye yarar? Sonra da huzur bulamıyoruz, evlerimizin bereketsizliğinden dem vuruyoruz.

Değerli bir hocam anlatmıştı. Ninesi şöyle demiş: “Seher vaktinde evin pencerelerini açın ki evde bereket ve huzur olsun.” Seher vaktinde niye ayakta olur insan? Eskiden ibadet içinmiş. Şimdi? İnternet, televizyon, ders… Üniversite sınav dönemlerinde sabaha kadar ayakta olup da sabah namazına dört dakika ayıran öğrencileriz biz. İnternet başında saatler geçirip sabah namaz vakti girmeye yakın yatıp namazı kaçıran insanlarız biz. Dünya sıkıntılarıyla uykuları kaçan ama abdest alıp iki rekat namaz kılıp dua etmeyi akıl edemeyen kullarız biz.

Gözbebeğinizin ne olduğunu belirleyin

Nefsiyle hesaplaşma sonrasında namaza temiz bir sayfa açmak isteyenlere tavsiye edilebilecek bir kitap: Namazın Sırları ve Fazileti. Çelik Yayınevi’nce basılan kitap, Harun Ünal tercümesiyle İmam-ı Gazali’nin İhyau Ulumiddin eserinden bir bölüm. Bu eserde namazın hem zahiri hem de batıni yönü ayetlerle, hadislerle ve âlimlerin hayatından ve eserlerinden örneklerle özlü bir şekilde anlatılmakta. Bu kitap namaz konusuna ilişkin yedi başlık altında toplanmış: Namazın faziletleri, namazdaki zahiri amellerin fazileti, namazdaki batıni amellerin fazileti, imamlık ve cemaat, Cuma namazı ve cuma namazının adabı, her Müslüman için gerekli olan ve bilinmesi gereken konular ve nafile ibadetler…

Eserde yer alan her bir bölüm ayrı bir önem arz ediyor. Benim dikkatimi çeken kısım ise, namazın zahiri amellerinden ziyade batıni ameller kısmı oldu. Zira kalbe dönük ameller, görünür amellerden daha zordur. Namazın kendisiyle tamamlandığı batıni manaları vardır: Gönül huzuru, tefehhüm, tazim, heybet, reca ve hayâ. Mümin bir kimsenin Allah’a tazimde bulunması, korku ile birlikte ümitvar olması, hatalarından ve eksiklerinden ötürü de hayâ sahibi olması gerekir. Eğer kişi bu nitelikleri yitirmişse bu kıldığı namazdan gaflette bulunmasından ileri gelmektedir. Kişiyi namazdan alıkoyan şeyler de insanı meşgul eden dünyalık işlerdir. Kalbin huzurunun sağlanmasının ilacı ise bu meşguliyetleri ortadan kaldırmaktır. Zira insanın gözünde gözbebeği olan şey ne ise ona sarılır.

İmam Gazali, hem dünya hem de ahiret sevgisi ile birlikte yaşayan kimsenin sevgisini içinde sirke bulunan ve üzerine su eklenen bardağa benzetiyor. Bu bardağa su konursa hiç şüphesiz sirke bardaktan taşar. Çünkü ikisi bir arada barınamaz. Biri diğerini yok eder.

Namazın özü: Kalp huzuru

Namazın tehlikelerden kurtulması için ihlas ve samimiyet gerekir. Adına batıni şartlar denilen, insanın kalbini ilgilendiren huşu, tazim, haya ile namazın edası kalpte nur oluşturur. Kalp huzuru, namazın özüdür. Sadece hareketlerden ibaret olan bir namazın değeri ile, ihlas ve samimiyetle kılınan namazın değeri bir olur mu?

Allah en iyisini bilir.

Unutmamak gerek ki, ne yaparsak bugün…

Zeynep Doğan yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 13:24
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
doğruluk namazla başlar
doğruluk namazla başlar - 6 yıl Önce

Önce doğruluk, temizlik ve Allahın huzuruna varış....Ne kadar güzel ve nuranidir. NAmaz olmazsa olmazlarımızdandır. Lakin oruç, zekat, kul hakkı bunlarsız tek başına namaz namaz mıdır acaba ? Namaz sonradan geldi hayatımıza, önce anne baba sevgisi ve onlara karşı yalan söylememek ve kardeş sevgisi.Bunları yaparken işte sizinde bahsettiğiniz gibi huşu içinde namazı kılabilirsiniz. Tam teslimiyettir namaz.Rabbim sizi ve bizleri namazını dosdoğru kılan ve riyasız kullarından eylesin..Amin.

banner19

banner13