banner17

Müzekki'n-Nüfus niçin yazıldı?

İstanbul'un fethinden 5 yıl öncesi nasılmış? Eşrefoğlu Rumi neden yazmış o güzel eseri Müzekkin Nüfus'u?

Müzekki'n-Nüfus niçin yazıldı?

Müzekki’n-Nüfus, 15. yüzyıl ve sonrası Anadolusunda önemli vazifeler ifa etmiş olan bir eser. Hâlâ da devam ediyor üstelik bu faaliyetine. Bu önemli vazife ne mi? Şu ki, bu kıymetli risale vasıtasıyla, İslamiyet’in, ahlakın halk nezdindeki yeri sağlamlaştırılmış yıllarca ve sağlamlaştırılmakta. 15. yüzyıl Türkçesinin o engin çağıltısı kitabın tüm sayfalarına aksetmiş neredeyse.Eşrefoğlu Rumi, Müzekki'n Nüfus, İnsan Yayınları

15. yüzyılda nasıl bir Anadolu?

Aramızda bu kitabı duymamış olan var mıdır, bunu bilmiyorum. Ama kitabın yazılma sebebini bilmeyenimiz çoktur. Bir Kadiri şeyhi olan Eşrefoğlu Abdullah-ı Rumi, Müzekki’n-Nüfus’un bir yerinde şöyle diyor:

“İmdi biz dahi ziyadeye süluk etmek gerektir. Zira zaman azdı ve karındaşların dahi halleri döndü. Tuğyan ve münafık çoğaldı ve meşayih kalmadı. Meşayihe ve meşayih sözüne itibar kalmadı. Beyler zalim oldular ve kadılar rüşvet-har oldular, ilme uymaz oldular ve ilmi kendi hevalarına çeker oldular. Ve müderrisler fasık oldular: Tefsir ve hadis medreselerde okunmaz oldu. Fakihler ve din ilmin bilir kişiler az kaldı. Vaizler dünya için mescitlerde va’z edip akçe cem’ederler…”

Eşrefoğlu Rumi, bu sözlerin devamında da İmam Ca’fer-i Sadık’tan bir anekdot aktarıyor. Hikâye kısaca şöyle: İmam Ca’fer halktan uzaklaşıp uzlete girdiği sırada müridleri ve talebeleri yanına gelirler. İmamın kendi aralarına geri dönmesini ve ölü olan kalplerinin İmamın yardımıyla dirilmesini isterler. Bunun üzerine İmam Ca’fer, içinde bulundukları zamanda, etrafta olup bitenin çok fazla dikkate alınmaması gerektiğini ve susmanın konuşmaktan evla olduğunu vurgular. Bunun üzerine Eşrefoğlu Rumi de, “İmam Ca’fer zamanında bile öyle yapmak gerektiyse hicretin 852. yılında bundan farklı bir şey yapmak doğru değildir” der.

Bugünün sosyalleşmesi böyle

Buradan anlıyoruz ki Müzekki’n-Nüfus 852 yılında yani İstanbul’un fethinden 5 yıl önce yazılmış. Yukarıda kitabın orijinal metninin latinize halinden bir kısmını alıntıladım. Alıntılanan yerde kullanılan dil 15. asrın halk Türkçesi. Bugün Osmanlıca diye suni bir dilin varlığından söz edenler bu tarz metinlerle hiç karşılaşmamışlar galiba. Konuyu değiştirmeyelim. Eşrefoğlu Rumi, uzletin ve halvetin öneminden bahsediyor ve bunların gerekliliğini bilhassa kitaptan edinilecek ana prensiplerden biri haline getiriyor.

Eşrefoğlu Rumi Divanı
(+)

Biz şu an maalesef sosyalleşme adı altında yürütülen bir soysuzlaşma ve ahlaksızlaşma kampanyası içindeyiz. Sosyalleşelim derken hayırlı işler için bir araya gelen toplulukları elbette istisna tutup bunların dışındaki İslam’a uyma çabasında olmayan birçok gereksiz insanla vakit kaybetmek yerine mümkünse hayırlı insanlarla güzel işler eylemeye çalışsak, onlarla olamadığımız vakitlerde ise kalbimize biraz daha dönemez miyiz. Kirli insan ilişkileri içinde ahlakımızı yitirmektense temiz insanları aramayı ve aynı zamanda kendi yüreğimizi fethetmeyi, sonra da fetihlere açık olup olmadığını elbette bilmediğimiz ama açıklığını az çok hissettiğimiz diğer yüreklerle temasa geçmeyi denesek kendimiz için hayırlı olanı seçmiş oluruz kanaatimce.

Okuyorsun tamam ama üzerine düşünüyor musun?

Halktan ayrılıp halkın yüz yıllarca beslendiği çok tatlı üsluplu bir eser meydana getiren bu güzel insanlarla bu Rum toprakları İslam’ın toprakları olduğu hakikatini unutamaz hale geldi.

Şimdi vazifemiz tüm dünyayı,  tüm yeryüzü topraklarını Allah'ın beldesi olmaklıktan çıkarma azmindekilere yönelik hakikatin tesir edeceği bir sese, bir üsluba kavuşmak! Bunun için kalbimize dönmek... Yazmak, okumak, tefekkür etmek, tezekkür etmek...

 

Melih Koşucu, “olmaya vahdet makamı, kuşe-i uzlet gibi” dedi

Güncelleme Tarihi: 29 Eylül 2010, 18:01
YORUM EKLE
YORUMLAR
cevat geren
cevat geren - 2 yıl Önce

Yazmak, okumak, tefekkür etmek, tezekkür etmek...işte miraç basamakları allah c.c razı olsun

Muhammed Bilal
Muhammed Bilal - 1 yıl Önce

Ben Muzekkin Nüfus kitabını okuyunca sanki kendimi Osmanlı zamanında hissediyorum.Çok güzel bir üslupla yazılmış.Aralarda öğüt verici hikayeler var.Örnekler çok dikkat çekici.Nefsin kötü huylardan nasıl arınacağını anlatıyor.Osmanlı Zamanında okunan en çok kitaplardan biriymiş.

banner8

banner19

banner20